Osmanlı’nın çiçek dilinden sosyal medyanın emojilerine: Değişen semboller, süren iletişim
Bir mesajı yalnızca kelimeler oluşturmuyor. Kullanılan bir sembol, görsel veya renk de iletişimin anlamını değiştirebiliyor. Bugün sosyal medya platformlarında emoji, GIF, sticker ve fotoğraflar, kullanıcıların duygu ve düşüncelerini kelimelerin yanında sembolik biçimde aktarmasına imkn sağlıyor. Ancak semboller aracılığıyla iletişim kurma düşüncesi dijital çağla başlamadı. Osmanlı toplumuna ilişkin bazı tarihsel kaynaklarda çiçek, bitki, meyve, sebze, kumaş ve renklerin belirli anlamlar taşıdığı bir iletişim biçiminden söz ediliyor.
Çiçeklerin dili nasıl ortaya çıktı? Osmanlı toplumundaki sembolik iletişime ilişkin akademik çalışmalardan biri olan Neslihan Koç Keskin'in'Çiçeklerin Gizli Dili' başlıklı araştırması, farklı dönemlerde ortaya çıkan kaynakları bir araya getiriyor.
Araştırmaya göre bu alandaki erken yazılı kaynaklardan biri, Fransız sefirinin sekreteri Du Vignau tarafından 1688 yılında kaleme alınan Le Secrétaire Turc adlı eser. Çalışmada, Du Vignau'nun eserinde 179 farklı unsurun anlamına yer verdiği ve söz konusu iletişim biçimini'selam dili' olarak ele aldığı belirtiliyor.
Eserin 1688 tarihli İngilizce baskısı The Turkish Secretary adıyla da kayıt altına alınmış durumda. Folger Shakespeare Library kataloğunda eser, insanların birbirini görmeden, konuşmadan veya yazmadan düşüncelerini ifade etmesini konu alan bir çalışma olarak tanımlanıyor.
Çiçekler aşk ve haberleşmeyle ilişkilendirildi Sembolik iletişimin sonraki dönemlerde farklı isimlerin çalışmalarında da ele alındığı görülüyor.
Neslihan Koç Keskin'in araştırmasına göre Lady Mary Wortley Montagu 1718 yılında bu iletişim biçimine ilişkin 17 örnek aktarırken, Joseph von Hammer-Purgstall 1809 yılında bir liste yayımladı ve 1811'de listeye eklemeler yaptı.
Goethe de 1814-1819 yılları arasında kaleme aldığı Doğu-Batı Divanında kızların şallarına işledikleri çiçek motiflerini aşk dili bağlamında ele aldı.
Böylece çiçeklerin yalnızca estetik veya süsleme unsuru olmadığı, bazı kaynaklarda belirli mesajların aktarılmasıyla ilişkilendirildiği görülüyor.
Osmanlı Türkçesiyle de eserler yayımlandı Bu alandaki çalışmalar yalnızca yabancı gözlemcilerin aktarımlarıyla sınırlı kalmadı.
Osmanlı Türkçesiyle hazırlanan kaynaklar arasında Avnzde Mehmed Süleyman'ın Lisn-ı Ezhr adlı çalışması ile Hasan Bahri'nin Lehçe-i Ezhr adlı eseri bulunuyor.
Akademik araştırmaya göre Hasan Bahri'nin Lehçe-i Ezhr çalışması, 1919 yılında yayımlanan Kadınlara Mahsus Pembe Kitap adlı eserin bir bölümünü oluşturuyor. Çalışmada çiçek, bitki, ot ve çeşitli ağaçlardan oluşan 179 farklı unsur ele alınıyor.
Hasan Bahri'nin çalışmasında çiçekler, kadın ve erkek arasındaki aşk ve haberleşme vasıtası bağlamında değerlendiriliyor.
Osmanlı'da herkes bu dili kullanıyor muydu? Konunun en önemli noktalarından biri ise tarihsel kaynakların nasıl yorumlanacağı.
Günümüzde'Osmanlı'da herkes çiçeklerin anlamlarını biliyordu' veya'insanlar çiçeklerle gizlice haberleşiyordu' şeklinde anlatımlar bulunuyor. Ancak mevcut akademik literatür, bu ifadelerin bütün Osmanlı toplumu için kesin bir genelleme olarak kullanılmasına yeterli dayanak sunmuyor.
Kaynaklarda farklı dönemlerde hazırlanmış listeler ve sembolik anlamlandırmalar bulunması, böyle bir iletişim biçimine ilişkin tarihsel malzemenin varlığını gösteriyor. Ancak bu sistemin hangi toplumsal kesimlerde, ne ölçüde ve ne sıklıkta kullanıldığı konusunda kesin sonuçlara ulaşmak mümkün değil.
Ayrıca söz konusu kaynakların bir bölümünün Osmanlı toplumunu dışarıdan gözlemleyen Avrupalı isimlerin aktarımlarına dayanması da tarihsel değerlendirmede dikkate alınması gereken bir unsur.
Bu nedenle konuyu'Osmanlı'nın herkes tarafından kullanılan gizli dili' şeklinde kesinleştirmek yerine, Osmanlı toplumunda çiçekler ve çeşitli nesneler üzerinden sembolik iletişime ilişkin yazılı kaynakların bulunduğu şeklinde ifade etmek daha temkinli bir yaklaşım sunuyor.
Farklı dönemlerde hazırlanan listelerin bulunması, sembollere yüklenen anlamların zaman içerisinde farklılaşabildiğini gösteriyor. Bu nedenle bugün sosyal medyada sıkça karşılaşılan'Osmanlı'da bu çiçek şu anlama geliyordu' şeklindeki listelerin tamamını tarihsel bir gerçeklik olarak değerlendirmek mümkün değil.
Bir kaynağın belirli bir çiçeğe belirli bir anlam vermesi, o anlamın bütün dönemlerde ve toplumun tüm kesimlerinde aynı şekilde kullanıldığını kanıtlamıyor.
Sosyal medya platformlarında emoji, GIF, sticker, fotoğraf ve diğer görsel unsurlar, kullanıcıların mesajlarını yalnızca kelimelerle sınırlamamasına olanak sağlıyor.
2026 yılında Selçuk İletişim dergisinde yayımlanan Kübra Erden imzalı'Türkiye'de Emojilerin Semiyotik Çözümlemesi: Kültürel Kodlar ve Dijital Anlam Üretimi' başlıklı araştırma da bu alanı Türkiye üzerinden inceliyor.
Araştırmada X ve Instagram üzerinden elde edilen 1.500 içerik analizi, 400 ise ayrıntılı semiyotik analiz kapsamında değerlendiriliyor.
Çalışmada emojilerin yalnızca duyguları ifade eden görseller olmadığı; kimlik, topluluk, kültürel kodlar ve bağlama bağlı anlam üretimi açısından da işlev görebildiği değerlendiriliyor.
Bu durum, dijital iletişimde kullanılan sembollerin yalnızca mesajı süsleyen unsurlar olmadığını, iletişimin anlamını oluşturan parçalardan biri haline gelebildiğini gösteriyor.
Osmanlı'nın çiçek dili ile emoji arasında doğrudan bağ var mı? Burada tarihsel bir devamlılık iddiasından kaçınmak gerekiyor.
Emojilerin Osmanlı'daki çiçek dilinin doğrudan devamı olduğunu gösteren yeterli tarihsel kanıt bulunmuyor.
Dolayısıyla'çiçek dili zamanla emojilere dönüştü' şeklinde doğrusal bir tarihsel bağlantı kurmak doğru olmaz.
Bununla birlikte iki farklı iletişim biçimi arasında karşılaştırılabilecek bir ortak nokta bulunuyor: Sembollerin, kelimelerin dışında anlam taşıması.
Osmanlı dönemine ilişkin kaynaklarda çiçek, bitki, meyve, kumaş ve renkler gibi unsurlara belirli anlamlar yüklenirken, dijital çağda emoji, GIF, sticker ve görseller benzer şekilde mesajın anlamını tamamlayabiliyor veya değiştirebiliyor.
Fark ise iletişim ortamında ortaya çıkıyor. Geçmişte fiziksel nesneler üzerinden aktarılan sembolik mesajlar, bugün dijital ekranlar aracılığıyla saniyeler içerisinde farklı kişilere ve geniş kitlelere ulaşabiliyor.
Sembollerin anlamını bağlam belirliyor Bir sembolün anlamı yalnızca sembolün kendisinden oluşmuyor.
Gönderen kişinin kimliği, mesajın gönderildiği kişi, iki kişi arasındaki ilişkinin niteliği, konuşmanın konusu ve kullanılan diğer ifadeler, sembolün nasıl yorumlanacağını etkileyebiliyor.
Bugün aynı emoji farklı kişiler tarafından farklı anlamlarda kullanılabiliyor. Bir görsel romantik bir mesajın parçası olabilirken başka bir paylaşımda yalnızca estetik bir tercih olarak kullanılabiliyor.
Benzer şekilde tarihsel kaynaklarda belirli bir çiçeğe verilen anlamın da bütün toplum için değişmez bir karşılık olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Değişen araçlar, devam eden sembolik iletişim Osmanlı dönemine ilişkin kaynaklarda çiçekler, bitkiler, meyveler, kumaşlar ve renkler üzerinden sembolik iletişime ilişkin örnekler bulunuyor.
1688 tarihli Le Secrétaire Turc ile başlayan yazılı kayıtlar, sonraki dönemlerde Montagu, Hammer-Purgstall ve Goethe'nin aktarımlarıyla farklı biçimlerde karşımıza çıkarken, Osmanlı Türkçesiyle hazırlanan Lisn-ı Ezhr ve Lehçe-i Ezhr gibi çalışmalar da bu literatürde yer alıyor.
Bugün ise sembolik iletişimin araçları değişmiş durumda. Emoji, GIF, sticker, fotoğraf ve diğer dijital görseller, insanların duygu ve düşüncelerini kelimelerin yanı sıra sembollerle de aktarmasını sağlıyor.
Bu nedenle geçmiş ile bugün arasındaki ilişkiyi doğrudan bir tarihsel devamlılıktan çok, sembollerin iletişimdeki rolü üzerinden kurmak daha doğru görünüyor.
Çiçeklerin yerini dijital semboller aldı; iletişim araçları değişti ancak insanların kelimelerin ötesinde anlam aktarma biçimleri varlığını sürdürdü.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 17 Eylül 2026 08:08 · Kaynak: hunattv.com