Yağmurun sele dönüşmesi… Alın size Türkiye İttifakı
Demokrat Kocaeli Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mevlüt Soysal'ın yazısı;
KOCAELİ’nin bu felaketi en az zararla atlattığı gerçeğini göz ardı etmememiz gerektiğini yazının sonunda değil de başında ifade edeyim.
Zira evet…
Başta İSU olmak üzere Kocaeli, yapılan altyapı yatırımlarının olumlu sonucunu aldı.
Ve fakat diğer şehirler…
Örneğin İstanbul…
Neyse, parantezi kapatıp yazıma başlayayım:
Yağmurun afete dönüşmesi mi?
Eğer bir ittifak arıyorsak…
Eğer mutabakattan bahsediyorsak…
Türkiye’nin dört bir yanında bunu gördük aslında…
AK Parti’nin yönettiği, CHP’nin yönettiği, YENİ Parti’nin yönettiği, MHP’nin yönettiği, DEM’in yönettiği yerlerin tamamında şiddetli sağanak yağmur afete dönüşmüştü.
Kent yönetimi mi?
Kentlerin kötü, akıl ve bilimden uzak yönetilmesinde güçlü bir mutabakat vardı.
Ve ne yazık ki halkın en büyük desteği de bu ittifakaydı.
Bu arada sorayım:
Afet ne demek?
Sözlük şöyle tanımlıyor:
“Büyük zararlara yol açan, deprem, su baskını gibi doğa olayı…”
Fakat afet ile ilgili en beğendiğim tanım Vikipedi’de… Orada şöyle yazıyor:
“Afet; insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, insanın normal yaşantısını ve eylemlerini durduracak veya kesintiye uğratacak, imkânların yetersiz kaldığı olaylara verilen genel bir isimdir. Büyük oranda veya tamamen insanların kontrolü dışında gerçekleşen afetler, kitlesel bir can ve mal kaybına neden olur.
Bir olayın afet olarak nitelendirilebilmesi için insanları veya insanların yaşamını sürdürdüğü çevreyi etkili biçimde etkileyecek kadar büyük olmalıdır. Buradan yola çıkarsak afet bir olaydan ziyade bir olayın doğurduğu sonuçtur.”
Yani, afet için insan kontrolü dışında olma şartı var…
Dolayısıyla önemli olan sonuç…
Fakat, bu tanım, afetin sorumlusunun “insan” olduğu gerçeğini kuşkusuz ki değiştirmez…
Örneğin:
Japonya’da 8 şiddetinde bir depremde insanlar ellerindeki kahve fincanını dahi masaya bırakmazken, Türkiye’de 7,4’te on binlerce insan hayatını kaybediyor.
Yani, Japonya için 8 şiddetinde bir deprem afet olmazken, Türkiye’de oluyor.
Çünkü asıl olan sonuç…
Peki, sel için durum farklı mı?
Gelişmiş ülkelerde kentler planlanırken rüzgarın esiş yönünün kapatılmamasından suyun önünün tıkanmamasına kadar her şey planlanır…
Rüzgar nedeniyle hava temiz kalır;
Vadilerin kapatılmaması nedeniyle de su yolunu bulur.
Türkiye’de ise bunlar yapılmadığından yoğun yağışlar sele dönüşür; ve ortaya afet çıkar.
Sonra kayıplar…
Sonra ölümler…
Ve bizler ne yaparız?
Kendimiz yerine doğayı suçlarız.
Vatandaş müteahhit siyasetçiden talep eder:
“Şuraya ruhsat ver.”
Siyasetçi karşılık verir:
“Ruhsatı veririm ama sen de şunu ver.”
“Vermem mi?”
Bu al gülüm ver gülümün ardından da vatandaş sandığa gider;
Önce alıp sonra veren siyasetçiyi seçer…
Sonra mı?
Sel olur, suya kapılan annesini arar…
Yağmurun afete dönüşmesi mi?
Eğer bir ittifak arıyorsak…
Eğer mutabakattan bahsediyorsak…
Türkiye’nin dört bir yanında bunu gördük aslında…
Şehirlerin akıl ve bilimden uzak yönetilmesinin ittifakı…
Alın size Türkiye Mutabakatı…

Kategori: Hava
Yayın: 15 Ekim 2026 20:57 · Kaynak: demokratkocaeli.com