Borç krizinden çıkışın anahtarı nakit akışı!
- Türkiye'de yüksek finansman maliyetleri, uzayan tahsilat vadeleri, işletme sermayesi ihtiyacı ve nakit akışındaki bozulmalar, şirketlerin borç yönetimini giderek daha kritik hale getiriyor
Finansal Yeniden Yapılandırma ve Devlet Teşvikleri Danışmanı Teşvik Akademi Kurucu Ortağı Ahmet Kuşcu, finansal yeniden yapılandırma yalnızca borçların vadelerinin uzatılması değil, işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri için finansal yapılarının yeniden planlanması anlamına geldiğini belirtti.
Türkiye'de yüksek finansman maliyetleri, uzayan tahsilat vadeleri, işletme sermayesi ihtiyacı ve nakit akışındaki bozulmalar, şirketlerin borç yönetimini giderek daha kritik hale getiriyor. Vestel ve Kaleseramik'in finansal yeniden yapılandırma başvuruları, yalnızca küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından değil, büyük şirketler açısından da önemli olduğunu gösteriyor.
Finansal Yeniden Yapılandırma ve Devlet Teşvikleri Danışmanı Teşvik Akademi Kurucu Ortağı Ahmet Kuşcu, finansal yeniden yapılandırma sürecinde en önemli konunun şirketin gerçekçi ödeme kapasitesinin ortaya konulması olduğunu belirtti.
“ŞİRKETİN BORCUNDAN ÖNCE NAKİT AKIŞINA BAKILMALI”
Kuşcu, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bir şirketin yüksek banka borcuna sahip olması, tek başına faaliyetlerini sürdüremeyeceği anlamına gelmez. Bazen asıl sorun, şirketin faaliyetlerinden elde ettiği nakdin kredi geri ödeme takvimiyle uyumlu olmamasıdır.
Finansal yeniden yapılandırmada amaç yalnızca borçları ertelemek değil, şirketin üretimini, istihdamını ve ticari faaliyetlerini sürdürebileceği gerçekçi bir finansal yapı oluşturmaktır” Dedi.
ŞİRKETLER HANGİ AŞAMADA FYY'Yİ DEĞERLENDİRMELİ?
Finansal yeniden yapılandırmanın yalnızca kredilerin ödenemediği son aşamada gündeme alınmasının önemli bir zaman kaybına neden olabileceğine dikkat çeken Kuşçu, şirketlerin finansal yapılarını yeniden değerlendirmelerini gerektiren durumlar özetleyerek, “Kredi taksitlerinin faaliyetlerden yaratılan nakit akışını aşması, Kısa vadeli banka borçlarının toplam finansal borçlar içerisindeki ağırlığının artması, İşletme sermayesi ihtiyacının sürekli yeni kredilerle karşılanması, Tahsilat vadeleri ile kredi geri ödeme vadeleri arasında belirgin uyumsuzluk oluşması, Finansman giderlerinin faaliyet kârlılığı üzerinde baskı yaratması. Bu göstergelerin bulunması tek başına FYY'ye uygunluk anlamına gelmez.
Şirketin finansal tablolarının, mevcut kredi sözleşmelerinin ve faaliyet projeksiyonlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir” dedi.
BAŞARILI BİR YAPILANDIRMANIN TEMELİNDE FİZİBİLİTE RAPORU VAR
Finansal yeniden yapılandırma sürecinin yalnızca bankalarla gerçekleştirilen görüşmelerden ibaret olmadığına dikkat çeken Kuşcu, kapsamlı bir finansal analiz ve iş planının önemini vurgulayarak, “Bankalara sunulacak dosyada şirketin geçmiş finansal performansının yanı sıra gelecekte nasıl nakit yaratacağı, hangi operasyonel tedbirleri alacağı ve borçlarını hangi kaynaklarla ödeyeceği açık biçimde ortaya konulmalıdır. Gerçekçi olmayan satış tahminleri veya şirketin ödeme gücünü aşan taksit planları, yapılandırmanın uzun vadeli başarısını riske atabilir.
Bu kapsamda finansal tabloların analizi, borç ve teminat yapısının incelenmesi, nakit akışı projeksiyonlarının hazırlanması, operasyonel iyileştirme planlarının oluşturulması ve finansal fizibilite çalışmaları kritik önem taşıyor” dedi.
Finansal yeniden yapılandırma ile konkordato uygulamalarının zaman zaman birbirine karıştırıldığına dikkat çeken Kuşçu, “FYY, ilgili çerçeve anlaşmalar kapsamında finansal alacaklı kuruluşlarla yürütülen bir yeniden yapılandırma süreciyken konkordato, İcra ve İflas Kanunu kapsamında mahkeme denetiminde yürütülen farklı bir hukuki mekanizmadır. Dolayısıyla şirketlerin hangi yöntemin kendileri açısından uygun olduğunu finansal ve hukuki koşullarını birlikte değerlendirerek belirlemesi gerekiyor” dedi.
“DOĞRU ZAMANDA YAPILAN FİNANSAL ANALİZ ŞİRKETLERİN GELECEĞİNİ DEĞİŞTİREBİLİR”
Teşvik Akademi Kurucu Ortağı Ahmet Kuşcu, finansal yeniden yapılandırmanın şirketlerin mali sorunlarını tek başına ortadan kaldıran bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, “Finansal yeniden yapılandırmanın başarılı olabilmesi için borç ödeme planının yanında şirketin iş modelinin, maliyet yapısının, kârlılığının ve nakit yönetiminin de ele alınması gerekir. Borçların vadelerini uzatmak şirkete zaman kazandırabilir; ancak bu zamanı kalıcı finansal iyileşmeye dönüştürmek esas hedeftir.”
Kuşcu'ya göre, finansal güçlük yaşayan işletmelerin ödeme sorunları derinleşmeden önce mali yapılarını analiz ettirmeleri ve uygulanabilir çözüm alternatiflerini değerlendirmeleri, faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş · Bölge: Düzce
Yayın: 03 Kasım 2026 08:37 · Kaynak: duzceninsesi.com.tr