Yağmur bereket olsun, dert değil!
Sakarya’da günlerdir etkili olan şiddetli yağışlar, Karasu’dan Sapanca’ya, Geyve’den diğer ilçelerimize kadar hayatı olumsuz etkiledi. Dereler taştı, yollar kapandı, evler ve iş yerleri su altında kaldı. Bazı bölgelerde heyelanlar yaşandı, köprüler zarar gördü.
Ancak burada unutulmaması gereken çok önemli bir konu var: Tehlike henüz geçmiş değil.
Yağışların devam etmesi, toprağın suya doyması ve dere seviyelerinin yükselmesi nedeniyle yeni taşkın ve heyelan riskleriyle karşı karşıyayız. Bu yüzden yaşananları yalnızca geride kalmış bir afet gibi değerlendirmek doğru olmaz. Hem vatandaşların dikkatli olması hem de ilgili kurumların tedbirleri sürdürmesi gerekiyor.
Sakarya Büyükşehir Belediyesinin açıklamasında, 14-15 Ekim tarihlerinde, metrekareye Ferizli'nin Gölkent Beldesi'ne 242,4 kilogram, Karasu'ya 197,9 kilogram, Kaynarca'ya 104,1 kilogram, Kocaali'ye 103,7 kilogram, Sapanca'ya 94,4 kilogram, Adapazarı'na 50,6 kilogram, Serdivan'da 55,7 kilogram yağış düştüğü kaydedildiği bildirildi. Taşkın ve heyelanlara karşı ekiplerin çalışmalarının devam ettiği açıklandı.
Bu rakamlar, Sakarya’nın nasıl zorlu bir süreçten geçtiğini gösteriyor.
Öncelikle selden etkilenen bütün hemşehrilerimize geçmiş olsun. Gece gündüz sahada çalışan belediye, SASKİ, AFAD, itfaiye ve diğer ekiplerimize de kolaylıklar diliyorum. Böylesi zamanlarda vatandaşın can güvenliği için verilen mücadele çok kıymetlidir.
Fakat yağmurun ardından sormamız gereken sorular da var.
Derelerimizi ne kadar tanıyoruz, ne kadar koruyoruz?
Dere temizliği yalnızca görünen çöpleri toplamak değildir. Uzmanların incelemeleriyle suyun akışını daraltan birikimler, tıkanan geçişler ve taşkın riskini artıran noktalar belirlenmelidir. Gereken yerlerde çevreye zarar vermeden bakım ve düzenleme çalışmaları yapılmalıdır.
Elbette hiçbir temizlik çalışması çok şiddetli yağışlarda taşkın yaşanmayacağını garanti edemez. Ancak düzenli bakım ve doğru planlama, risklerin azaltılmasında önemli bir adımdır.
Şehir merkezindeki dereler de unutulmamalı.
Yerleşim alanlarının içinden geçen dereler, şehrimizin doğal bir parçası. Fakat bu derelerin su taşıma kapasitesi, köprülerin altındaki geçişler ve çevresindeki yapılaşma dikkatle incelenmeli.
Gerekli görülen bölgelerde dere ıslahı yapılmalı, suyun doğal akışını engelleyen sorunlar giderilmeli ve taşkın riskine karşı uzun vadeli projeler hazırlanmalı.
Bunu yalnızca Karasu ve Sapanca için değil, Geyve ve diğer ilçelerimizdeki riskli bölgeler için de düşünmeliyiz. Her ilçenin ihtiyacı farklı olabilir. Önemli olan, sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine riskleri önceden belirlemektir.
Evlerin ve iş yerlerinin temel yüksekliği de önemli bir mesele.
Özellikle dere yataklarına yakın, çukurda kalan veya geçmişte su baskını yaşayan bölgelerde yeni yapılaşma daha dikkatli planlanmalı.
Binaların zemin kotları belirlenirken taşkın riski, yağmur suyunun tahliyesi ve bölgenin özellikleri dikkate alınmalı. Gerekli mühendislik hesapları yapılmalı, ruhsat ve denetim süreçlerinde bu koşullar gözetilmelidir.
Burada amaç, her binanın temelini gelişigüzel yükseltmek değil; yapıların ve çevresindeki yolların suyun akışını bozmayacağı, komşu parselleri de tehlikeye atmayacağı doğru bir planlama yapmaktır.
Çünkü bir ev veya iş yeri, insanların yıllarca çalışarak kazandığı parayla kurduğu bir hayattır. Birkaç saatlik yağışta yaşanan su baskını, yalnızca maddi zarara değil, büyük bir mağduriyete de neden oluyor.
Yağmur suyu altyapısını da yeniden düşünmeliyiz.
Mazgallar, yağmur suyu hatları, menfezler ve tahliye kanalları düzenli kontrol edilmeli. Yeni yerleşim alanları oluşturulurken yalnızca bina ve yol yapmakla yetinilmemeli; yağmur suyunun nereden geçeceği, nasıl tahliye edileceği de planlanmalı.
Sakarya büyüyor. Ancak şehir büyürken altyapı da aynı ölçüde güçlenmeli. Bugünün ihtiyaçlarına göre yapılan yatırımlar, yarının şartları karşısında yetersiz kalıyorsa bunlar yeniden değerlendirilmelidir.
Bütün bu çalışmaların bir takvimi olmalı. Hangi dere temizlenecek, nerede ıslah yapılacak, hangi köprü ve menfezler incelenecek, hangi bölgelerde taşkın riski araştırılacak? Vatandaş bu soruların cevaplarını bilmeli.
Bir de bugün yaşadığımız tehlikeyi unutmamalıyız.
Yağışların devam ettiği, heyelan ve taşkın riskinin sürdüğü bu günlerde vatandaşlarımızın dere yataklarından, su basmış yollardan ve riskli yamaçlardan uzak durması gerekiyor. Ulaşıma kapatılan yol ve köprüler kullanılmamalı, zorunlu olmadıkça trafiğe çıkılmamalı ve resmî uyarılar takip edilmeli.
Özellikle heyelan yaşanan bölgelerde toprağın yeniden hareket etme ihtimali göz ardı edilmemeli. Yetkililerin uyarılarını dikkate almak, can güvenliğimiz için büyük önem taşıyor.
Yaşanan bu afet, Sakarya için yalnızca zor günler değil, aynı zamanda önemli dersler de barındırıyor.
Yağmurun ne zaman ve ne kadar yağacağını bilemeyiz. Doğanın gücünü küçümseyemeyiz. Fakat bilimsel planlama, doğru yapılaşma, güçlü altyapı ve düzenli bakımla riskleri azaltabiliriz.
Sakarya’da yağmurun ardından yalnızca hasarı konuşmayalım. Dere yataklarını, şehir merkezindeki dereleri, temel kotlarını, yağmur suyu hatlarını ve heyelan riski bulunan bölgeleri de konuşalım.
Çünkü mesele yalnızca bugünkü suyu tahliye etmek değil, yarın aynı sıkıntıları yaşamamak için bugünden hazırlanmaktır.
Dileğimiz, yağışların bir an önce hafiflemesi, bütün hemşehrilerimizin güvenliğinin sağlanması ve hayatın normale dönmesidir.
Yağmur toprağa bereket, çiftçiye umut, şehrimize hayat versin. Evlerimize korku, yollarımıza tehlike, insanımıza dert olmasın.
Çünkü Sakarya’da yağmur bereket olsun, dert değil.
Kategori: Hava · Bölge: Sakarya/Sapanca
Yayın: 16 Ekim 2026 11:20 · Kaynak: medyabar.com