İsmail Aras Yazdı: Bakü’den Yükselen Kardeşlik Sesi Ve Karabağ’ın Yüreğimizdeki Ağıtı
- Son günlerde dillerde dolaşan, iki kardeş ülke Türkiye ve Azerbaycan’ın arasının açıldığına dair asılsız ve nifak dolu söylemler, nihayet gerçeğin tokadıyla rafa kalktı
Son günlerde dillerde dolaşan, iki kardeş ülke Türkiye ve Azerbaycan’ın arasının açıldığına dair asılsız ve nifak dolu söylemler, nihayet gerçeğin tokadıyla rafa kalktı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, 8 Kasım Karabağ Zaferi’nin yıl dönümünde Bakü’de bulunacak olması, bu fitne tohumu ekmeye çalışanların heveslerini kursaklarında bıraktı.
Bu anlamlı ve güçlü duruş, sadece iki liderin iradesini değil, aynı zamanda yürekleri bir atan milyonlarca Türk ve Azerbaycan Türkü'nün ortak sevincini ve ezeli kardeşliğini bir kez daha tescilledi.
8 Kasım tarihi, Türk dünyası için sadece coğrafi bir zaferin değil, aynı zamanda tarihe altın harflerle yazılacak bir direnişin simgesidir. Bilindiği üzere, Karabağ’ın asıl kurtuluş zaferi askeri açıdan 10 Kasım’da tescillenmişti.
Ancak Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in çok anlamlı kararnamesiyle bu tarih iki gün erkene alınarak 8 Kasım olarak ilan edildi. Bu küçük gibi görünen zaman kaydırması, tarihe düşülen çok derin ve stratejik bir nottur.
Şanlı zaferin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal ettiği 10 Kasım matem gününden ayrılması ve böylece coşkuyla, gururla kutlanabilmesi, liderlerin ve iki devletli tek milat bilincinin ince siyasi ve manevi zekasını göstermektedir. Bu hassasiyet, gelecek nesillerimize tarih kitaplarında gururla okutulacak eşsiz bir vefa örneğidir.
Aslında dilimizde "Karabağ" sözü artık bir ezber haline geldi. Çünkü 30 yılı aşkın bir süre boyunca Ermeni işgali altında inim inim inleyen bu topraklar, nihayet özgürlüğüne kavuştu; fakat o toprakların her karışanı aziz şehitlerimizin mübarek kanlarıyla sulandı.
2025 yılının kasım ayında, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin gazeteciler için düzenlediği Karabağ gezisine bizzat katılma şansına erişmiştim. Normalde insanlar gittikleri, gezdikleri coğrafyaların doğal güzelliklerini keşfeder, fotoğraflar çeker ve belleklerine ne anılar kazırlar.
Ancak benim için bu seyahat bambaşka bir ruh haliyle geçti. Karabağ topraklarına adım attığım andan itibaren içimi tarif edilemez bir hüzün kapladı. Toprakların işgalden kurtulmuş olması elbette gurur vericiydi, ancak dökülen her damla kanın ve her bir şehidin acısı yüreğimi kor gibi yaktı.
Ağdam ile Hocalı arasında gördüğüm yüzlerce şehit mezarı, o mezar taşlarındaki genç, ihtiyar, sivil, resmi üniformalı kahramanlar ve en acısı da masum çocuk resimleri hâlâ gözlerimin önündedir. Onların her birinin yarım kalmış hayalleri, yaşanmamış yılları vardı.
Ancak dış güçlerin karanlık desteğini arkalarına alan Ermeniler, bu masum insanları katlederek kara toprağın bağrına gömmüşlerdi. Ve o mezarların üzerinde gururla dalgalanan üç renkli Azerbaycan bayrakları... Hocalı’yı anlatmaya kelimelerim, kurduğum cümleler, yazdığım satırlar kifayet etmiyor.
Orada dinlediğim üç kadının yürek yakan hikayeleri karşısında gözlerim iki çeşme aktı. Hemen birkaç yüz metre ilerideki dağlık arazide gezinirken, sanki katiller daha dün gitmiş, acı taptaze duruyormuş gibi hissettim. Ağdam, Hocalı, Hankendi, Şuşa...
Bu coğrafyanın her bir karışının arkasında can yakan, insanın omuzlarına tonlarca yük bindiren hikayeler var. Oradaki görevlilerin artık kalpleri nasırlaşmış; onlar anlatıyor ama o trajedileri dinlemek ve anlamak için insanin yüreğinde demir gibi bir sabır ve metanet gerekiyor.
İşte 30 yılı aşkın süredir düşman çizmeleri altında ezilen, şehit kanlarıyla sulanan bu mukaddes toprakların kurtuluş gününü iki gün öne alarak o hassasiyeti gösteren bir liderin yüreğinde, milletine ve tarihe karşı derin bir sevgi olması gerekirdi. İlham Aliyev’in yüreğindeki o eşsiz Atatürk sevgisi ve Türkiye-Azerbaycan sarsılmaz bağı, Karabağ’ın kurtuluş gününün 8 Kasım olarak tescillenmesinde en büyük etken olmuştur.
Bu vesileyle, öncelikle Karabağ’ın kurtuluş günü başta Can Azerbaycan olmak üzere tüm Türk dünyasına kutlu olsun. Bu anlamlı günde, fitnecilere ve nifak tohumu ekenlere en güzel cevabı vererek Azerbaycan’ı ziyaret eden Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, gururlu bir Azerbaycan Türk’ü olarak şükranlarımı sunuyorum.
Var olsun Azerbaycan, var olsun Türkiye Cumhuriyeti ve bu iki kardeş devletin sarsılmaz, ebedi birlikteliği!
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 08 Kasım 2026 12:16 · Kaynak: guvengazetesi.com.tr