MHP İl Başkanı Alkaş’ın Soruları Cevap Bulmalı!
- Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı'nın, Sakarya Valisi Rahmi Doğan'ı hedef alan açıklamaları Sakarya kamuoyunda en çok konuşulan konuların başında geliyor
- Açık söylemek gerekirse bu, pek alışık olduğumuz bir durum değil
Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı'nın, Sakarya Valisi Rahmi Doğan'ı hedef alan açıklamaları Sakarya kamuoyunda en çok konuşulan konuların başında geliyor.
Açık söylemek gerekirse bu, pek alışık olduğumuz bir durum değil.
Sarı'nın iddiaları doğru mu, değil mi bilmiyorum. “Çiğ balık gönderdik, Vali bunları çöpe atmış!” diyecek kadar aralarında geçen özel diyalogları dahi kamuoyuyla neden paylaştığını tam olarak anlayamadım.
AK Parti İl Başkanı Yunus Tever, Yusuf Alemdar, milletvekilleri ve Ali İhsan Yavuz'un ne olup bittiğini bütün ayrıntılarıyla anlamaya çalıştıklarını tahmin ediyorum.
Alkaş sıradan biri değil. MHP gibi devletle güçlü ilişkileri olan bir partinin il başkanı. Ayrıca siyaset tarzı itibarıyla çok konuşan, her konuya müdahil olan biri de değil.
Bilakis az ama öz konuşan, ayakları yere sağlam basan, ne söylediğini bilen, ciddi ve itibarlı bir siyasetçi.
Hal böyleyken Sarı'nın iddiaları üzerine net bir tavır koydu:
“seçilmiş yöneticilerin taleplerini meşru görüyoruz. Ancak sorunlar kurumsal yollarla çözülmeli…”
Yaptığı usul hatırlatmasının ardından ise çok daha dikkat çekici bir yorumda bulundu:
“Sayın Valimizin, Sakarya’nın hak ve menfaatlerini koruma, tarım alanlarımızı ve doğal kaynaklarımızı muhafaza etme noktasında ortaya koyduğu tavizsiz duruşun bazı çevreleri rahatsız etmiş olabileceği kanaatindeyiz.”
Bu yorumun ardından şu soruları yöneltti:
“Bu gelişmelerin yalnızca münferit bir idari anlaşmazlıktan mı kaynaklandığı, yoksa aralarında siyasi aktörlerin de bulunabileceği birtakım çevrelerin yönlendirmelerinin etkisini mi taşıdığı sorusu üzerinde durulmalıdır. Somut delil olmadan kimseyi itham etmeyi doğru bulmamakla birlikte, bu ihtimalin de göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.”
Belki de işin en kritik yanı burası.
Milliyetçi Hareket Partisi Sakarya İl Başkanı, Devlet Bahçeli'nin Sakarya'daki yol arkadaşı, siyasetin itibarlı isimlerinden Oğuz Alkaş, bu sözleriyle ne demek istiyor?
“Aralarında siyasi aktörlerin de bulunabileceği birtakım çevrelerin yönlendirmesi” derken neyi kastediyor?
Bu siyasi aktörler kim olabilir?
Bu aktörlerin asıl derdi nedir?
Tarım alanlarının korunmasından kimler şikâyetçi?
Bizim, kamuoyunun bilmediği başka konular mı var?
Sakarya'da neler oluyor?
Yaşanan tartışmaların doğru anlaşılması ve kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesi için bu soruların mutlaka cevaplanması gerekiyor.
HER YAŞANAN KAMUOYUNA TAŞINMALI MI?Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı’nın Sakarya Valisi Rahmi Doğan’a yönelik açıklamalarıyla ilgili dün düşüncelerimi yazmıştım.
Bugün ise meselenin başka bir yönüne değinmek istiyorum.
Öncelikle şunu belirteyim. Siyasette anlaşmazlıklar, görüş ayrılıkları, hatta zaman zaman sert tartışmalar yaşanabilir. Bunlar olağan durumlardır.
Ancak yaşanan her anlaşmazlığın, özellikle de kapalı kapılar ardındaki toplantılarda konuşulanların kamuoyuna taşınmasını doğru bulmuyorum.
İshak Sarı’nın açıklamalarında beni rahatsız eden hususlardan biri de bu.
Bir toplantıda kim ne söylemiş, kim masaya vurmuş, kim kime nasıl tepki göstermiş...
Bunların kamuoyuna açıklanmasının kime, neye faydası var?
Elbette kamu yararını ilgilendiren, hukuka aykırılık içeren veya kamu hizmetlerinin engellendiğini gösteren iddialar açıklanabilir. Bunların araştırılması da gerekir.
Kişilerin kendi aralarında geçen, yeri geldiğinde esprili, yeri geldiğinde düşündürücü veya samimi olan konuşmalarının her ayrıntısıyla kamuoyuna taşınması doğru bir yaklaşım değildir.
Bir de işin zamanlama boyutu var.
Madem bu kadar ciddi sorunlar yaşanıyordu, neden bugüne kadar sessiz kalındı?
Üstelik bazı meseleler için soruşturma süreçlerinden söz edilirken, yaşananların bir anda kamuoyuna açıklanması da ayrıca düşündürücü.
Burada şu soruyu sormak gerekiyor:
Amaç gerçekten kamuoyunu bilgilendirmek mi, yoksa yaşanan gerilimi kamuoyu önünde bir hesaplaşmaya dönüştürmek mi?
İshak Sarı bir belediye başkanı. Üstelik hukukçu kimliği de bulunan bir isim.
Dolayısıyla kullandığı ifadelerin ve izlediği yöntemin ne anlama geldiğini herkesten iyi bilmesi gerekir.
“Kendinizi haklı görmeniz, izlediğiniz her yöntemin de doğru olduğu anlamına gelmez.”
Ben, Başkan Sarı’nın özellikle kapalı toplantılarda yaşananları kamuoyuna taşıma biçimini doğru bulmuyorum.
Bu yöntemin devlet ciddiyetiyle de bağdaşmadığını düşünüyorum.
DİĞER BELEDİYELERE ÖRNEK BİR UYGULAMA Hendek Belediye Başkanı İrfan Püsküllü, yerel siyasetin güçlü aktörlerinden biridir. Kendine has bir tarzı olan Püsküllü, uzun yıllardır siyasetin içinde bulunmasına rağmen genel olarak herhangi bir olumsuzlukla anılmamış, sözüne güvenilen biri olmayı başarmıştır.
Kasım ayı meclis toplantısında Hendek Belediyesi olarak Kent Meydanı ve Otopark Projesi için dört farklı proje hazırlandığını açıklayan Püsküllü, projelerin belediyenin internet sitesinde vatandaşların oyuna sunulacağını söyledi.
Uzun yıllardır kamuoyunda en çok tartışılan konulardan biri de kamu kurumlarının “yaptım oldu” anlayışıyla hareket etmesidir.
Bu açıdan Püsküllü'nün tavrı, demokratik bir yönetim anlayışını yansıtması bakımından çok değerli.
Başkan Püsküllü, “Ben yaptım oldu” demiyor. “Birlikte yapacağız, birlikte karar alacağız” diyor.
Vatandaşın yönetime katılması adına ne güzel bir uygulama.
Hendek'e bir şey yapılacaksa Hendek halkının da görüşünün alınması son derece doğru bir yaklaşım.
Diğer belediyelere de örnek olmasını dilerim.
Gazze'de yaşanan soykırımı dünyaya duyurmak için belgesel çektiklerini anlatan Gökçimen, şöyle diyor: “Filistin’de yaşananlar yalnızca bir coğrafyanın değil, bütün insanlığın ortak meselesidir. Bizler de bu belgeselle Filistin halkının yaşadıklarını, mücadelesini ve sesini daha fazla insana ulaştırmayı amaçladık.”
Bundan daha doğru bir ifade olabilir mi?
Mesele zulüm olduğunda, çocukların, kadınların, yaşlıların haksız ve hukuksuz bir şekilde öldürülmesi, toprakların ve evlerin işgal edilmesi söz konusu olduğunda coğrafyanın, inancın, kimliğin ne önemi olabilir ki?
İşte bu yüzden dünyanın neresinde, hangi dinden, hangi milletten olursanız olun, eğer vicdan sahibi bir insansanız mutlaka İsrail'in karşısında, Gazzeli yetimlerin yanında olursunuz.
Yusuf Alemdar, 2024 yılında Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduğunda ilk açıkladığı projelerden biri, Karapürçek'e Sosyal Gelişim Merkezi kazandırmaktı.
Bu sözünü tutarak kısa süre içinde Sosyal Gelişim Merkezi'nin yapımını gerçekleştirdi.
Şimdi SGM, minik misafirlerini ağırlıyor. Karapürçekli çocuklar bu mekânda resim yapmayı, satranç oynamayı, müzik aleti çalmayı öğrenerek kendilerini geliştirme imkânı bulacak.
Belki de bu kurslar, bazı çocukların hayatının geri kalanını etkileyecek.
Bugün Karapürçek SGM'de eğitim alan çocuklar arasından geleceğin sanatçıları, sporcuları ve aydınları çıkacak.
Bundan daha değerli bir şey olabilir mi?
İnsanı merkeze alan, onun hayatına dokunabilen bir belediyecilik anlayışından daha değerli ne olabilir ki?
SAKARYASPOR ALTYAPISINA DAHA FAZLA İHTİYACIMIZ VARBir dönem Türk futboluna damga vuran, ülkenin en güçlü altyapılarından birine sahiptik.
Sakaryaspor altyapısından yetişen oyuncular, büyük takımların yakın takibinde olurdu.
Millî Takım'ın ilk 11'inde Sakaryaspor altyapısından yetişen 4-5 oyuncunun birden yer aldığı yıllardan bahsediyoruz.
Fakat uzun zamandır artık bu düzeyde oyuncular yetiştiremiyoruz.
Tesisleşme konusunda güzel adımlar atıldı. Zeki Toçoğlu döneminde Ekrem Karaberberoğlu Altyapı Tesisleri şehrin spor hayatına kazandırıldı.
Ümitler yeşerdi. Bu tesislerden yeni millî futbolcuların yetişmesi, Sakaryaspor'un geleceği açısından da çok önemli.
Dün, Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin Ekrem Karaberberoğlu Altyapı Tesisleri’nde faaliyet gösteren Sakaryaspor Futbol Akademisi’nde yetişen 2011 doğumlu Ali Aras Mete'nin, U16 Millî Takımı’nın Almanya ile oynayacağı özel maçların aday kadrosuna çağrıldığı haberi medyaya yansıdı.
Elbette buna hepimiz çok sevindik. Ali Aras'ın bu başarısı inşallah altyapıdaki diğer arkadaşlarına da örnek olur.
Ama bununla yetinmemeliyiz. Daha nice Ali Aras'ların bu altyapıdan yetişmesi önceliğimiz olmalı.
Altyapı bizim geleceğimizdir.
Lütfen geleceğimize daha fazla ilgi gösterelim.
CAMİ BÖLGEYE NE KADAR YAKIŞTIÖzenle yapılan işler dikkat çektiği gibi insanların takdirini de kazanıyor.
İş insanı Mükerrem Koç, dedesinin adını yaşatmak için Hacı Mükerrem Koç Camii’ni yaptırdı.
Serdivan’da Muhsin Yazıcıoğlu Bulvarı üzerinde, ASEM’in ön tarafına yapılan cami, estetik açıdan da bölgeye ayrı bir hava kattı.
Geçen akşam arabayla geçerken camiyi gördüm.
Mimarisine büyük özen gösterilen cami için modern bir aydınlatma sistemi de kurulmuş.
Cemaat için bir çay ocağı da düşünülmüş.
Bölgede önemli bir ihtiyacı karşılayacak olan cami, mimarisiyle de çevresine ayrı bir değer kazandırmış.
Bu hayrından ötürü Mükerrem Bey’den Allah razı olsun. Ayrıca camiye adı verilen Hacı Mükerrem Koç’u da rahmetle anıyoruz.
Hayır işlerinde gösterilen bu titizliğin başka hayırseverlere de örnek olmasını diliyorum.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 06 Kasım 2026 06:23 · Kaynak: aksamhaberleri.com.tr