“Yan Yana” buluşması: Ortak mücadele çağrısı
- İzmir’de sendikalar, meslek odaları, yurttaş inisiyatifleri, kadın örgütleri ve gençlik hareketlerinden yüzlerce kişinin katıldığı “Yan Yana” buluşmasında, ekonomik krizden güvencesizliğe, eğitimden doğa talanına kadar birçok sorun ele alındı
- Buluşmada, farklı toplumsal kesimlerin ortak talepler etrafında birleşerek daha güçlü bir mücadele hattı oluşturması gerektiği vurgulandı
Farklı toplumsal muhalefet dinamiklerini ortak bir zeminde buluşturmayı amaçlayan “Yan Yana” buluşması, İzmir Alsancak Mimarlar Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Yüzlerce kişinin katıldığı toplantıda, ekonomik çöküş, artan güvencesizlik, kamusal eğitimin gerilemesi, doğa talanı ve antidemokratik uygulamalar gündeme taşındı.
Konuşmalarda, sorunlara karşı birbirinden kopuk mücadeleler yürütmek yerine ortak bir program ve mücadele zemini oluşturulması gerektiği ifade edildi. Buluşmada söz alan Bülent Forta, Türkiye’de mevcut siyasal yapının ciddi bir kriz yaşadığını savunarak yeni bir siyaset anlayışının ortaya çıkması gerektiğini söyledi.
AK Parti’nin tek kişinin kararlarına bağlı bir yapıya dönüştüğünü, CHP’de klasik anlamda bir siyasal partiden söz etmenin mümkün olmadığını ve MHP’nin uzun süredir Milli Güvenlik Kurulu gibi hareket ettiğini belirten Forta, yaşanan siyasi tıkanmanın yeni bir siyaset anlayışı için fırsat oluşturabileceğini dile getirdi. 12 Eylül sonrasında siyasetin elitlerin alanına çekildiğini ve siyasi partilerin salon toplantıları ile genel başkan merkezli yapılara sıkıştığını ifade eden Forta, siyasetin sıradan insanların kendi sorunları ve gelecekleri için söz sahibi olduğu bir zemine taşınması gerektiğini belirtti.
Forta, barikatları yıkan gençlerin, Ankara’ya yürüyen maden işçilerinin, kadın hareketlerinin, emeklilerin ve sokağa çıkan üreticilerin bu dönüşümün önünü açtığını söyledi. Barınma sorunu yaşayan gençlerle geçim sıkıntısı çeken emeklilerin sorunlarının aynı kaynaktan beslendiğini savunan Forta, barış, eşitlik, adalet ve yoksulluğa karşı mücadele taleplerinin ortak bir noktada birleştiğini ifade etti.
Türkiye’nin devrimci birikiminin siyasal İslamcı rejime boyun eğmeme geleneğini sokaklarda ve sendikalarda sürdürdüğünü belirten Forta, geçmişteki hatalardan ders çıkaran birleşik bir muhalefet hareketinin başarı kazanabileceğini söyledi. Forta, özgür, demokratik ve laik bir cumhuriyet için birlikte mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
DİSK Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, toplantıda gelir dağılımındaki adaletsizliğe ve emekçilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekti. Cumhuriyet tarihinin en adaletsiz gelir dağılımlarından birinin yaşandığını belirten Atar, ülkenin toplumsal değerlerinin yağmalandığını, sendikal örgütlülüğün yüzde 5 seviyesine gerilediğini ve asgari ücretin ciddi biçimde eridiğini söyledi.
23 bin lira alan emeklilerin ev kirasını dahi ödemekte zorlandığını ifade eden Atar, hak arayanların işsiz bırakıldığını ve grevlerin yasaklandığını dile getirdi. Sandığın dahi tartışmalı hale geldiği bir sistemle karşı karşıya olunduğunu savunan Atar, demokrasi talebi için farklı kesimlerin ortak talepler etrafında birleşmesi gerektiğini belirtti.
Aliağa’da iş bırakan işçileri ve Ankara’ya yürüyen madencileri örnek gösteren Atar, toplumsal refah, grev ve örgütlenme hakkı için büyük emekçi mitingleri düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Atar, yalnızca tepki göstermekle yetinmeyen, sonuç almaya yönelik ortak bir mücadele hattı kurulması çağrısında bulundu.
Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Mahir Ulutaş, toplumsal muhalefetin kendi programını oluşturması gerektiğini ifade etti. Siyasetin yalnızca sandık eksenine sıkıştırılmaması gerektiğini belirten Ulutaş, emekçilerin yoksullaştığı, kamusal kaynakların tasfiye edildiği ve doğanın talan edildiği bir düzenle karşı karşıya olunduğunu söyledi.
Ulutaş, bu tabloya karşı antiemperyalist bir tutum geliştirilmesi gerektiğini belirterek, siyasal İslamın yarattığı dönüşüme karşı laikliğin ve kadınların eşitliğinin amasız savunulması gerektiğini ifade etti. Farklı yapıların yalnızca bir araya gelmesinin yeterli olmayacağını söyleyen Ulutaş, toplumun geniş kesimlerini harekete geçirebilecek somut talepler üzerinden ortak bir mücadele programı oluşturulması gerektiğini vurguladı.
İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları’ndan Avukat Bilge Berk ise hayvanların yaşam hakkı üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Özel mülkiyet anlayışı ve neoliberal düzenin insanları doğadan kopardığını belirten Berk, hayvanların yaşam alanlarının işgal edildiğini ve sistematik şiddet ile katliama maruz bırakıldıklarını söyledi.
Verilen mücadelenin yalnızca hayvanların yaşam hakkını savunmakla sınırlı olmadığını belirten Berk, bunun aynı zamanda nasıl bir dünyada, kentte ve düzende yaşanmak istendiğine ilişkin bir mücadele olduğunu ifade etti. Berk, bütün canlıların birlikte var olma hakkını savunmak için dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini dile getirdi.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: İzmir
Yayın: 13 Eylül 2026 15:11 · Kaynak: izmirdesondakika.com.tr