Habermetrik
← Ana Sayfa
05 Kasım 2026 08:29 · Güncelleme 08:31
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Kırık Sandalye

Kırık Sandalye
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Eğer izin verirsek bizi kendimizden uzaklaştıracak, yok edecek şeyler var
  • Bunlar zamanla normal bir durum, sıradan bir rutinmiş gibi gelecek bize

Açık Mod Koyu Mod Sistem Modu SON DAKİKA Bodrum’da Okul Kantinleri İçin Gıda Güvenliği Ve Hijyen Toplantısı Hal Yasası Değişiyor: Fahiş Komisyon Alanlara Hapis Cezası Gündemde Bodrum Mandalini Amerika Pazarına Açıldı: İlk Sevkiyat Miami’ye Yapıldı Milas’ta Yumuşak G’nin Şapkası Uçtu, Siyasi Vefasızlık ve Kel Göründü! Bodrum Kalesi Açıklarında 26 Metrelik Motoryat Battı: 2 Kişi Kurtarıldı Fon Krizinde Kimin Parası Güvende, Kimin Güvencesi Yok?

2027 Yılında Vergi, Harç ve Cezalara Zam Geliyor TÜİK Ekim Ayı Enflasyon Verilerini Açıkladı Bodrum’da Sağanak: 17 Ev Ve 3 İş Yerini Su Bastı, Otomobil Denize Sürüklendi STS Bodrum 25’inci Yılında Yenilendi: Hedef COP31 Ve Yüzen Kampüs Bodrum’da Cumhuriyet Bayramı Satranç Turnuvasına 154 Sporcu Katıldı Google’ın Yapay Zekâ Özetlerine Rekabet Kurumundan Müdahale GRAM ALTIN 6.653,52 DOLAR 50,0458 EURO 56,4635 STERLİN 67,6557 Bodrum Haber ANA AYFA GÜNDEM HABER MUĞLA HABER TURİZM HABER KÜLTÜR SANAT EMLAK HABER SAĞLIK HABER SPOR HABER KÖŞE YAZILARI İLETİŞİM & KÜNYE Kırık Sandalye Whatsapp Kanalımız Yayınlama: 05.11.2026 Düzenleme: 05.11.2026 11:27 0 Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Bodrum Haber’i tercih edilen kaynak yapın Eğer izin verirsek bizi kendimizden uzaklaştıracak, yok edecek şeyler var. Bunlar zamanla normal bir durum, sıradan bir rutinmiş gibi gelecek bize.

Bunlar önce bizi belki rahatsız etmeyecek, bir ilişkinin içinde olması gereken şeylermiş gibi düşünürüz ama aslında bu çok romantik bir savunma elbette. Durum çok daha vahim ve çok daha ciddi ve kesinlikle önlem alınması gereken acil bir eylem planı gerektiriyor.

Sevgi kılığına girmiş bahaneler, gittikçe tonu yükselen bağırmalar, aslında bize bile ait olmayan, üstümüze yıkılan suçluluk duyguları, iyilik kılığına girmiş eleştiriler, bunlarla birlikte el ele tutuşup gelen küçümsemeleri önce görmezden geliriz, sonra da onları yutmaya, çiğnemeden sindirmeye başlarız.

Sanki başkalarının duygularını taşımak, onları sırtlamak, onlar gibi düşünmek, onlar gibi yaşamak için dünyaya gelmişiz gibi bunu bir görevmiş, bir sorumlulukmuş gibi yapıyoruz.

Oysa bu çok yanlış. Biz sadece onurlu ve saygın bir hayat yaşamak için varız. Bunu pazarlık konusu dahi yapmamalıyız. Biz mükemmel olduğumuz için değil, bunu hak etmediğimiz için sınırlar koymalıyız.

Biz kimsenin travmalarını içimize çekmek zorunda değiliz. Bizler sünger değiliz, insanız.

Saygılı bir şekilde konuşmayı bilmeyenlere bütün kapılarımızı kapatmalıyız, ses tonunu kontrol edemeyenlere anında gönül lambamızın kırmızı ışıklarını yakmalıyız. Bizi sürekli erteleyenleri, bitmeyen bahaneleriyle bize gelmek isteyenleri kendimizden uzak bir yere bırakmalıyız, çünkü böyle gelen insanlar kapıda sırıtırlar, gülerler, sevimli davranırlar ama kapı eşiğini geçer geçmez içeriye girip her şeyi yerle bir ederler.

Sonra istediğimiz kadar temizlik yapalım, havada muhakkak bir kir, pislik kalır.

Saygı görmediğimiz, kötü muamele ile karşılaştığımız, hislerimizi, kendimizi kaybettiğimiz hiçbir yerde kalmamalıyız çünkü hiçbir kan, gönül, hatta tarih bağı bize bunları kabul ettirmemelidir.

Kendimiz olmamızı engelleyen, başka biriymiş gibi davrandığımız, duygularımızı, hislerimizi yaşayamadığımız, yansıtamadığımız hiçbir yerde ısrar etmemeliyiz. Hiçbir gerekçe gerçek bir kalma nedenimiz olamaz, olmamalıdır.

Bu şekilde belki zamanla duyarsızlaşırız, sertleşiriz, yalnız kalırız ama iyi bir şey olur ve en az yara ile hayatta kalırız. Hiçbirimiz başka biri ile uğraşmak, onu idare etmek için, onun sorunlarıyla uğraşmak için dünyaya gelmedik. Hiçbirimizin böyle bir misyonu yok.

Böyle davranırsak çok insan kaybederiz elbette ama bu çok da önemli olmamalı. Biz insanlara sınırlar çizdik diye, bizimle nasıl konuşmaları gerektiğini söyledik diye, bize istedikleri zaman saygısızlık yapamayacaklarını hatırlattık diye bizim hayatımızda olmayacaklarsa bırakın zaten olmasınlar.

Emin olun yoklukları harika bir şeydir, bu yüzden varlıklarına gereksiz anlamlar yüklemeyin.

Hissettiklerimizi görmeyen, ifadelerimizi okumayan, nasıl olup olmadıklarımızla ilgilenmeyen insanlarla aynı masada oturmak kendimize yapabileceğimiz en büyük saygısızlıktır.

Masaya oturmak en kolay olanıdır, çekersiniz bir sandalye oturursunuz ama oradan ne zaman kalkmanız gerektiğini bilmek kararlı bir saygınlık gerektirir. Sadece o sandalyeden kalkmak yetmeyecek, bir daha o masaya oturmamak, aynı insanlarla aynı havayı teneffüs bile etmemek gerekiyor.

Bu yüzden kalkmak oturmaktan çok daha zor bir eylemdir.

Çoğumuz manipüle ediliyoruz, hem de en çok bizi sevdiklerini düşündüklerimiz tarafından. Manipülasyon komşudan, karşıdan, dışarıdan, düşmandan asla gelmez. Ya kan ya da gönül bağından gelir. Bunu fark edemiyoruz çünkü bize küçüklüğümüzden beri dışarıya karşı korunmayı öğrettiler, kimse asıl tehlike içeriden geliyor diye bize söylemedi.

Dikkat edin, bizi manipüle edenlerin hepsine göre sorun hep biziz. Biz hata yapıyoruz, biz kıymet bilmiyoruz, biz nankörüz, biz hastayız. Çoğu zaman bizim neden olmadığımız sorunların, bizim yaratmadığımız, sebebi olmadığımız her şeyi bizim düzeltmemizi istiyorlar.

Yanlış yönlendirilmiş suç duygusal köleliktir.

Onları anlamaya, onlara sabretmeye, yaşadıklarımızı kabul etmeye harcadığımız her çaba, artık kronik hâline gelmiş her gayret kendi boynumuza ve ayaklarımıza taktığımız bir zincirdir.

Bazı insanlar çocukluklarından beri yaşadıkları bütün hayal kırıklıklarının acısını sizi kaybetmemek için kullanırlar. Onlar için siz bir sevgi bağı değilsiniz, sadece çocukluk travmalarına bağlı olan bir ipsiniz. Bu yüzden sizi bırakmak istemezler, eğer sizi bırakırlarsa çocukluklarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar.

Bu da genellikle en çok acıtandır. Bununla yüzleşmek yerine bir başarı olarak gördükleri size, o ipe sıkıca tutunurlar.

Yani kendi canlarını acıtmaktansa sizin canınızı acıtıyorlar.

Acıtan, görülmeyen, hissedilmeyen, anlaşılmayan her şeyin içinde çok şey vardır ama sevgi asla yoktur.

Kendinizi kandırmayı bırakın çünkü bunu isteseniz bile çok uzun süre yapamazsınız.

Bu haber Bodrumhaber.com tarafından yayımlanmıştır. Haber metninin ve görsellerinin izinsiz olarak kısmen veya tamamen çoğaltılması ve başka internet sitelerinde yeniden yayımlanması yasaktır.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: bodrumhaber.com
Haber metni ve görseller bodrumhaber.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Eğitim
Yayın: 05 Kasım 2026 08:29 · Kaynak: bodrumhaber.com
Kaynağı Oku ↗