Habermetrik
← Ana Sayfa
25 Ekim 2026 21:11 · Güncelleme 21:47
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

önce Ekmekler Bozuldu!

önce Ekmekler Bozuldu!
Görsel kaynağı: yesilgiresun.com.tr
⏱️ 4 dk okuma
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Önce Ekmekler Bozuldu Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yazılarını yaklaşık 50 yıl zevkle okuduğum yazar Oktay Akbal’ın 1946 yılında yayımlanan, toplumdaki çöküntüyü, insanların çektikleri sıkıntıları anlattığı bir hikâye kitabıdır ki bu isim ileriki yıllarda sıkça kullanılacaktır. Çünkü çürüme, ahlâkî çöküntü çok partili siyasî hayatımızın hemen her döneminde umumî yakınma konusu olacaktır.

Evet, ahlâkî çöküntü her devirde yakınılan bir vakıa olacaktır. Nitekim Sultan Abdülhamid’in Umûmî Kâtibi Tahsin Paşa hâtıralarında, Sultan Abdülhamid dönemi hakkında şunları yazacaktır: “Memleketin en ücra köşesinden, Saray’ın en kuytu noktalarına kadar, her tarafa girmiş bir ahlâk sefaleti vardı ki bu nihayet bir sel hâlini alarak, Padişah’ı önüne katıp götürmüştü” (“Tahsin Paşa’nın Yıldız Hatıraları”, s.

103).Ne var ki Sultan Hamid’i tahttan indiren İttihatçıların dönemi Sultan Hamid dönemini mumla aratacaktır! Tevfik Fikret, meşhur ‘Han-ı Yağma’ şiiri ile, Abdülhamid dönemini değil, İttihat ve Terakki dönemini eleştirmekteydi!

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, kendisi de bir İttihatçı olan Tevfik Fikret’in İttihatçılara yönelik eleştirileri hakkında şunları yazar: “(…) Diyordu ki bütün bu adamlar düzme vatanperverlerdir. Diyordu ki hepsi Abdülhamid devrine rahmet okutmaktadır.

Diyordu ki milleti aldattılar, hepsi, bir “Hân-ı Yağma”nın başına oturdular. Yiyorlar, tıkınıyorlar! İrfan ve fazilet sahipleri eskisi gibi, düşkünlük ve hüsran içindedir. Hakkı söylemek isteyen ağızlar eskiden beter kilitlenmiş ve gerçek halk rehberlerinin ayaklarına pranga vurulmuştur.

Memleket, eskisinden daha büyük bir hızla felâket uçurumuna sürüklenmektedir” (“Ankara”, s. 19).

Tevfik Fikret’in “Han-ı Yağma” şiiri pek sevilir de, Sultan Abdülhamid dönemini eleştirmek için yazıldığı sanılır.

Muhafazakâr kesimler eleştirmeyi pek sevseler de, Atatürk ve İnönü dönemleri, devlet adamlarındaki ahlâkî üstünlük bakımından hiçbir dönemle kıyaslanamaz.

Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in II. Dünya Harbi’nin o yokluk yıllarında, evine, herkesin yediği çamur gibi ekmeği götürdüğünü okumuştum. O zamanki devlet adamları makamlarını kendilerine tanınan bir imtiyaz olarak değil, halka hizmet yeri olarak görürlerdi.

İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı dönemini siyaseten eleştirsek de, ‘devletin devlet adamlarına teslim edildiği bir dönem’ olduğunu teslim etmek durumundayız.

Demokrat Parti iktidarı için de benzer sözleri rahatlıkla söyleyebiliriz. Başbakan rahmetli Adnan Menderes Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığını kurduğunda, başına siyasî görüşüne aldırmadan (Topaloğlu CHP’liydi), o konunun uzmanı olan İhsan Topaloğlu’nu getirmişti! Yâni, emanet ehline verilmişti.

Nisa Suresi 58. Âyet der ki “Emaneti ehline veriniz. Hükmettiğinizde adaletle hükmediniz”.

Bu âyete uyulsaydı, toplumda bu boyutlarda bir çürüme söz k onuşu olabilir miydi?

Yakın tarihimizin en büyük yozlaşma hâdisesi 27 Mayıs Askerî Darbesinin Meclise kabul ettirdiği 1961 anayasasıdır. Rahmetli Süleyman Demirel’in “bu anayasa bize bol geliyor” eleştirilerini hatırlarım. Biz o zaman karşı cephede olduğumuz için Demirel’in hiçbir sözüne itibar etmedik ve üzerinde düşünmedik çünkü siyaset işte böyle bir şey.

Bugün yaşadığımız çok partili hayatın bütün çirkefliklerinin sebebi, 27 Mayıs anayasasıdır diyebilirim. Sonra Özal geldi ve “Benim memurum işini bilir” dedi!

Asrın en büyük yolsuzluğu olan Fon yolsuzluğu üzerinde günlerdir tartışılıyor. Elbetteki tartışılmalıdır. Aynı zamanda bir eski bakan olan AK Parti Genel Başkan yardımcısı bir Hanımefendi’nin 162 milyon liralık fon yatırımı, çok kısa bir zamanda nasıl 1 milyar liranın üzerinde bir getiri getirebilir? Bir devlet memuru nasıl bu kadar yüksek bir meblağa sahip olabilir?

İkincisi, açığa çıkacağını hiç düşünmeden nasıl olur da bu miktarda bir parayı fon piyasasına yatırabilir? Bu nasıl bir özgüvendir? Bu hâdise bürokrasimiz için bir yüz karasıdır ve devletimiz için bir beka meselesidir.

Ne yazık ki bu ülkede bazı bürokratlar, yolsuzluklarını, Atatürk’ü maske yaparak kapatmaktadır, bir diğer kesim ise muhafazakâr kimlikleriyle yolsuzluklarını örtmektedir.

Meselâ, Atatürkçü kesimler, belediyelerdeki yolsuzlukları görmezden gelirken fon yolsuzluklarını şiddetle eleştirmektedirler. Yaptıkları doğrudur fakat belediyelerdeki yolsuzlukları da aynı şiddetle eleştirerek topluma örnek olmaları gerekmez miydi?

Toplumdaki bu ahlâkî çürüme ve yozlaşma için mutlaka bir şeyler yapılmalıdır ki ilk aklıma gelen, öncelikle, siyasetçilerimizin, milletimizin yüksek millî ve manevî değerlerine sahip yurttaşlar arasından seçilmelerinin sağlanması; milletvekili dokunulmazlığının, kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılması, milletvekillerine ömür boyu sağlanan bâzı aşırı imtiyazların kaldırılmasıdır.

Kaynaklar: yesilgiresun.com.tr
Haber metni ve görseller yesilgiresun.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Hava
Yayın: 25 Ekim 2026 21:11 · Kaynak: yesilgiresun.com.tr
Kaynağı Oku ↗