Temizlik işçilerinin görünmeyen sorunları: Sigorta yok, güvence yok!
- SILA ARABACIOĞLU/YENİGÜN- Ev hizmetleri, ofis temizliği ve inşaat sonrası temizlik gibi alanlarda çalışanlar; sigortasızlık, güvencesiz çalışma, iş güvenliği eksikliği ve ücret belirsizliği gibi pek çok sorunla karşı karşıya
Ev hizmetleri ve temizlik sektöründe çalışanlar; sigortasızlık, düşük ücret, iş güvenliği eksikliği ve istismar riskiyle mücadele ediyor. TÜRK-İŞ Ege Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, çalışanların haklarını arayabilecekleri mekanizmaların oluşturulması çağrısında bulunurken, geçimini sağlamak için çalışanlar yaşadıkları zorlukları anlattı.
SILA ARABACIOĞLU/YENİGÜN- Ev hizmetleri, ofis temizliği ve inşaat sonrası temizlik gibi alanlarda çalışanlar; sigortasızlık, güvencesiz çalışma, iş güvenliği eksikliği ve ücret belirsizliği gibi pek çok sorunla karşı karşıya. TÜRK-İŞ Ege Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, temizlik işçilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek çalışanların taciz, istismar ve iş kazası riskleriyle de karşı karşıya kaldığını vurguladı.
Yerel yönetimlere ve devlet kurumlarına çağrıda bulunan Çakmak, çalışanların haklarını arayabilecekleri mekanizmaların oluşturulması gerektiğini söyledi.
Ev hizmetleri, ofis temizliği, inşaat temizliği ve bina temizliği gibi alanlarda çalışanların birbirinden farklı sorunları olduğunu belirten Çakmak, “Bu sorunların başında sigortasız ve güvencesiz çalışma geliyor. Çalışanların sosyal güvenceleri, can güvenlikleri, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri ile ücret güvenceleri bulunmuyor. Bu nedenle birçok insan kayıt dışı koşullarda çalışmak zorunda kalıyor” dedi.
Özellikle inşaat sonrası temizlik işlerinde çalışanların ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu ifade eden Çakmak, “Bir inşaat tamamlanıyor, ardından temizlik süreci başlıyor. Ev taşınmadan önce camından kapısına, merdiveninden korkuluklarına kadar her yer temizleniyor.
Ancak bu işleri yapan insanların çoğu herhangi bir iş sağlığı ve güvenliği önlemi olmadan çalışıyor. Koruyucu ekipmanları bulunmuyor. Kullandıkları deterjanların niteliği de ayrı bir sorun. Çoğu zaman en kalitesiz temizlik malzemelerini kullanmak zorunda kalıyorlar.
Bu durum solunum yolları başta olmak üzere sağlıklarını olumsuz etkiliyor, ellerinde yaralar oluşuyor” diye konuştu.
Çalışanların ücret güvencesinden de yoksun olduğunu kaydeden Çakmak, “Çalışanı işe götüren kişiler üzerinden komisyon alabiliyor. Kendi başına iş bulanların ise emeğinin karşılığını tam olarak alıp alamadığı belirsiz. Bunun yanında cinsel taciz ve çeşitli istismar vakaları da yaşanıyor.
Bunlar yokmuş gibi davranamayız. Bu insanların karşı karşıya kaldığı sorunları görmezden gelmemeliyiz” ifadelerini kullandı.
Temizlik şirketleri üzerinden yürütülen çalışma düzenine de değinen Çakmak, “Bugün temizlik şirketleri kuran bazı kişiler, çalışanları bir araca doldurarak farklı apartmanlara gönderiyor. Sabah saat 08.00’de başlayan çalışma, öğleden sonra 15.00-16.00’ya kadar devam ediyor.
Çalışanlar bir apartmandan diğerine koşturuyor. Günlük ücretler bin 500 ila 2 bin lira arasında değişiyor. Ancak bu ücretin karşılığında çalışanların sigortası, iş güvencesi ve can güvenliği bulunmuyor. İş sırasında başlarına bir şey geldiğinde haklarını arayabilecekleri bir mekanizma da yok” dedi.
Çalışanların iş kazalarının yanı sıra mobbing ve haksız suçlamalarla da karşı karşıya kaldığını belirten Çakmak, “Ev ve ofis temizliğine giden çalışanların yaşadığı sorunlar yalnızca çalışma koşullarıyla sınırlı değil. İş sırasında yaşanan bir kaza, işverenle ortaya çıkan anlaşmazlık veya bir eşyanın kırılması durumunda çalışan çoğu zaman tek başına kalıyor.
Örneğin, bir evde temizlik yaparken yaşanan bir olay nedeniyle çalışan kadın, ev sahibi tarafından bıçakla kovalandığını anlatmıştı. Bu tür olaylar, çalışanların ne kadar savunmasız koşullarda bulunduğunu gösteriyor” diye konuştu.
Çakmak, “Bir iftiraya uğradıklarında ya da haksızlığa maruz kaldıklarında başvurabilecekleri bir kapı bulamıyorlar. Sendikal örgütlenme ve dayanışma mekanizmaları bu açıdan büyük önem taşıyor. En azından çalışanların haklarını savunabilecekleri, sorunlarını anlatabilecekleri bir yapı kurulmalı” ifadelerini kullandı.
Sorunun çözümünde yerel yönetimlerin önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Çakmak, “Yerel yönetimler mahalleleri, muhtarları, mahalle sakinlerini ve ihtiyaç sahibi insanları daha yakından tanıyor. Ev hizmetlerinde çalışanların önemli bir bölümü başka alanlarda iş bulamadığı için bu işlere yöneliyor.
Kimi çocuklarına bakabilmek, kimi yaşlı veya hasta yakınlarıyla ilgilenebilmek için kısa süreli ve gündelik işleri tercih ediyor. Yerel yönetimler bu insanları bir araya getirerek, çalışma koşullarını düzenleyerek ve projeler geliştirerek onlara belirli haklar sağlayabilir” dedi.
Bu konuda devlet kurumlarının da sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Çakmak, “İl Sağlık Müdürlükleri ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu çalışma alanlarını gündemine almalı. Milyonlarca insan bu tür işlerde çalışıyor.
Buca’daki Seyhan Mahallesi’ne gidildiğinde sabah saatlerinde temizlik, inşaat ve bahçıvanlık işlerine gitmek için bekleyen çok sayıda insan görülebilir. Bu işler birbirleriyle bağlantılı ve aynı güvencesizlik sorununu barındırıyor” diye konuştu.
Çakmak, “Yerel yönetimler bu konuda projeler geliştirse, çalışanların başvurabileceği şikâyet merkezleri oluştursa önemli bir adım atılmış olur. Muhtarlıklar, sosyal yardımlaşma birimleri ve yerel yönetimler entegre çalışmalı.
Mahallelerde bu çalışanlara ulaşabilecek, sorunlarını dinleyebilecek ve çözüm üretebilecek merkezler kurulmalı. Ancak bugün bu konuda yeterli proje üretildiğini göremiyoruz” dedi.
Eşini kanser nedeniyle kaybettikten sonra iki çocuğunun geçimini sağlamak için çalışmaya başlayan 48 yaşındaki M.T., evlere temizliğe giderek hayatını sürdürmeye çalıştığını anlattı. Hayat mücadelesini anlatan M.T. “Eşimin vefatından sonra evlere temizliğe gitmeye başladım.
Başka çarem olmadığı için bu işi yapıyorum. Sabah erkenden işe gidiyorum, gün boyunca çalışıyorum. Ancak yaptığımız işin zorlukları çok fazla. Hem fiziksel olarak yoruluyoruz hem de çoğu zaman güvencesiz çalışıyoruz. Sigortamız yok, iş sırasında başımıza bir şey gelse hakkımızı arayabileceğimiz bir yer de bulunmuyor. Tek derdim çocuklarımın geçimini sağlayabilmek” dedi.
E.Ç. “53 yaşındayım, Karabağlar’da yaşıyorum. Eşim yatalak. Evimiz kira. Ailemin geçimini sağlayabilmek ve çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yaklaşık 10 yıldır evlere temizliğe gidiyorum. Eşimin bakımını da üstleniyorum.
Hayat şartları kolay değil. Bu işi yaparken çoğu zaman güvencesiz koşullarda çalışıyoruz” diye konuştu.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kaza
Yayın: 07 Kasım 2026 13:32 · Kaynak: gazeteyenigun.com.tr