Tanıkların anlatımıyla | Yarım asırlık direnişin dünyaya yayılışı: ‘Jin, jiyan, azadi’ ve Jina Mahsa Emini
- Jîna Emînî’nin yaşamını yitirmesinin üzerinden geçen dört yılda "Jin, jiyan, azadî" felsefesiyle kamusal alanı dönüştüren kadınlar, rejim baskılarına karşı geri adım atmıyor
- Küresel bir boyuta ulaşan bu direniş; 2022'deki kitlesel ayaklanmalardan derinleşen krizlere uzanan süreci geride bırakırken, kadınların yaşam hakkını ve özerkliğini hedef alan otoriter sisteme karşı evrensel bir özgürlük mücadelesine dönüşüyor
Türksat: 4A Frekans: 12457,5 Sembol: 30000 Polarizasyon: V(Dikey) FEC: 2/3 Jîna Emînî’nin yaşamını yitirmesinin üzerinden geçen dört yılda “Jin, jiyan, azadî” felsefesiyle kamusal alanı dönüştüren kadınlar, rejim baskılarına karşı geri adım atmıyor. Küresel bir boyuta ulaşan bu direniş; 2022’deki kitlesel ayaklanmalardan derinleşen krizlere uzanan süreci geride bırakırken, kadınların yaşam hakkını ve özerkliğini hedef alan otoriter sisteme karşı evrensel bir özgürlük mücadelesine dönüşüyor.
Tanıkların anlatımları, rejimin tüm şiddetine rağmen toplumun direnişi sürdürdüğünü ve bu mücadelenin küresel dayanışmanın kalıcı bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor. Haber Merkezi Yayınlanma: 15 Eylül 2026 13:06 Güncellenme: 15 Eylül 2026 13:12 Eylül ayı, yalnızca İran’da değil dünya genelinde karanlığa karşı verilen mücadeleyi hatırlatan bir tarih olarak takvimlerde yerini aldı.
16 Eylül 2022’de başörtüsünü “düzgün takmadığı” gerekçesiyle ahlak polisi tarafından katledilen Jina Mahsa Emini, İran’da yıllardır kadınların en temel hakları için nasıl bir ölüm-kalım mücadelesi verdiğini gözler önüne serdi. Emini’nin ölümünün üzerinden 4 yıl geçti.
İran’da katledilen Jina’nın ardından başlayan protestolarda kadınlar, 4 yıl boyunca alanlardan hemen hemen hiç çekilmedi; idamlar, gözaltılar ve tutuklamalara rağmen seslerini yükseltmeye devam etti. Jina Mahsa Emini’nin katledilmesiyle başlayan süreçte bugüne kadar neler yaşandı?
13 Eylül: İran’ın Kürt kentlerinden biri olan Saqız’da yaşayan 22 yaşındaki Jina Emînî, 2022 yılının Eylül ayında ailesiyle birlikte Tahran’a gitti. Jina Emînî, 13 Eylül’de kardeşiyle kentte bulunduğu sırada İran rejiminin “ahlak polisi” olarak bilinen İrşad Devriyeleri tarafından durduruldu.
Rejim güçleri, başörtüsünü zorunlu örtünme kurallarına “uygun takmadığını” ileri sürerek Jina Emînî’yi gözaltına aldı. Kardeşinin itirazlarına rağmen polis aracına bindirilen Jina Emînî, Tahran’daki Vozara Gözaltı Merkezi’ne götürüldü.
Aileye Jina Emînî’nin “eğitim ve bilgilendirme dersine” katıldıktan sonra serbest bırakılacağı söylendi. Ancak Jina Emînî gözaltında işkenceye uğradı. Bilincini kaybederek komaya giren Jina Emînî, Kasra Hastanesi’ne götürüldü ve 16 Eylül’de yaşamını yitirdi.
Jina Emînî’nin katledilmesinden sonra başlayan ve aylarca devam eden protestolar, ülkenin dört bir yanında, kadınların öncülüğünde İran rejimine karşı kitlesel bir isyana dönüştü. Jina Emînî’nin hastaneye götürülmesinin ardından ailesi Kasra Hastanesi’ne gitti.
Aileye, Jina’nın “kalp krizi ve beyin nöbeti” geçirdiği söylendi. Ancak ailesi, Jina’nın gözaltına alınmadan önce herhangi bir sağlık sorununun bulunmadığını açıkladı. Hastaneden gelen bilgilere göre, Jina’nın bilinci kapalı ve durumu ciddiyetini koruyordu.
Jina’nın yoğun bakımda çekilen fotoğrafları dijital medyada paylaşılmaya başlandı. Başında ve yüzünde işkence izleri bulunduğunu gösteren görüntüler, tepkiye yol açtı. Ailesi ve insan hakları savunucuları, Jina’nın gözaltında işkenceye uğradığını belirterek sorumluların açıklanmasını istedi.
15 Eylül: Gözaltında şiddet iddiaları yayıldı Jina’nın yoğun bakımdaki tedavisi devam ederken, gözaltı aracında ve Vozara Gözaltı Merkezi’nde bulunan kadınların anlatımları kamuoyuna yansıdı. Tanıklar, rejim güçlerinin Jina’ya şiddet uyguladığını bildirdi.
Jina’nın beyin fonksiyonlarının ciddi biçimde zarar gördüğüne ilişkin bilgiler paylaşılırken, İran rejimi işkence iddialarını reddetti. Jina’nın ailesi ise bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak Jina’nın sağlıklı olduğunu ve gözaltına alınmadan önce herhangi bir rahatsızlık yaşamadığını paylaştı.
Jina’nın hastanedeki görüntüleri ve gözaltında işkenceye uğradığına ilişkin tanıklıklar, sosyal medyada geniş bir şekilde yayıldı. Kadınlar, Jina’nın yaşadıklarının İran rejiminin zorunlu başörtüsü politikalarının sonucu olduğunu dile getirerek tepki göstermeye başladı.
Üç gün yoğun bakımda tutulan Jina Emînî, 16 Eylül’de hayatını kaybetti. Jina Emînî’nin katledildiği haberinin duyulmasının ardından Kasra Hastanesi önünde protestolar başladı. Hastanenin çevresine çok sayıda rejim gücü konuşlandırıldı.
Kadınlar ve insan hakları savunucuları, Jina Emînî’nin gözaltında katledildiğini belirterek sorumluların yargılanmasını istedi. Dönemin İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, olay hakkında soruşturma başlatılması talimatı verdiğini duyurdu.
Tahran polisi ise Jina Emînî’nin “ani kalp yetmezliği” nedeniyle yaşamını yitirdiğini savundu. Aile bu açıklamayı reddetti. Jina Emînî’nin annesi Müjgân İftixarî ve babası Emced Emînî, kızlarının herhangi bir kalp hastalığının olmadığını söyledi.
Aile, Jina Emînî’nin gözaltında işkenceye uğradığını ve gerçeğin gizlenmeye çalışıldığını kaydetti. 17 Eylül: Saqız’daki cenaze töreni isyana dönüştü Jina Emînî’nin cenazesi, 17 Eylül’de doğduğu kent olan Saqız’a götürüldü.
Rejim güçleri, kitlesel protestoların önüne geçmek amacıyla ailenin cenazeyi gece saatlerinde ve sessizce defnetmesini istedi. Ailesi bu talebi kabul etmedi. Jina Emînî, Saqız’daki Ayçi Mezarlığı’nda binlerce kişinin katıldığı törenle toprağa verildi.
Kadınlar, cenaze töreninde zorunlu başörtüsü uygulamasını protesto etmek amacıyla başörtülerini çıkardı. Mezarlıkta “Jin, jiyan, azadî” sloganı yükseldi. Jina Emînî’nin mezarı başından bütün İran’a yayılan isyanın temeli bu slogan oldu.
Jina Emînî’nin mezarına Kürtçe, “Sevgili Jina, ölmeyeceksin. Adın bir sembole dönüşecek” sözleri yazıldı. Cenazenin ardından Saqız merkezine yürümek isteyenlere rejim güçleri müdahale etti. Çok sayıda kişi yaralandı. Saqız’da başlayan protestolar aynı gün başka kentlere yayıldı.
Saqız’da başlayan protestoların ikinci gününde diğer kentlere de yayıldı. Eylemlerde Jina Emînî’nin katledilmesinin aydınlatılması ve zorunlu başörtüsü uygulamasına son verilmesi istendi. Kadınlar eylemlerin ön saflarında yer aldı.
Başörtülerini çıkaran kadınlar, “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla rejimin kadın politikalarına tepki gösterdi. Tahran’daki üniversitelerde de öğrenciler Jina Emînî’nin katledilmesini protesto etmeye başladı. Böylece protestolar Kürt kentlerinin dışına çıkarak İran’ın merkezine doğru yayıldı.
19 Eylül: Genel grev çağrısı karşılık buldu Rojhilat’ta bulunan siyasi parti ve örgütlerin genel grev çağrısı üzerine Saqız, Sine, Dîwandere, Mahabad, Bokan ve birçok kentte esnaf kepenk kapattı. Greve öğrenciler, emekçiler ve farklı toplumsal kesimler destek verdi.
Tahran başta olmaz üzere bir çok kentte protestolar düzenlendi. Üniversite öğrencileri dersleri boykot ederek kampüslerde eylemler gerçekleştirdi. Rejim güçleri protestolara ateşli silah, metal saçma, gaz bombası, tazyikli su ve coplarla saldırdı.
Aynı gün protestoların yoğunlaştığı kentlerde internet ve telefon bağlantılarında kısıtlamalar yaşandı. 20 Eylül: Protestolar birçok eyalete ulaştı Eylemler kısa sürede İran’ın çok sayıda eyaletine yayıldı. Kadınlar sokaklarda başörtülerini çıkarıp yakarken, bazı kadınlar saçlarını keserek Jina Emînî’nin katledilmesini ve zorunlu örtünme politikalarını protesto etti.
Protestolarda “Jin, jiyan, azadî” sloganının yanı sıra rejimi karşıtı sloganlar da yükselmeye başladı. Böylece Jina Emînî’nin katledilmesine duyulan tepki, İran rejiminin bütün baskı politikalarının sorgulandığı kitlesel bir harekete dönüştü.
Uluslararası Af Örgütü, 19 ve 20 Eylül’de Kürt kentleri, Kirmanşah ve Batı Azerbaycan eyaletlerindeki protestolarda aralarında bir kadın ve bir çocuğun da bulunduğu en az 8 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Af Örgütü, yaşamını yitirenlerden bazılarının yakın mesafeden metal saçmalarla vurulduğunu belirtti.
21 Eylül: İnternet ve sosyal medya engellendi Protestoların büyümesi üzerine İran rejimi internet erişimini daha geniş çapta kısıtladı. Jina Emînî’nin hastanedeki durumunu ve ailesinin bekleyişini haberleştiren gazeteci Nilüfer Hamedi, rejim güçleri tarafından gözaltına alındı.
Nilüfer Hamedi daha sonra hazırlanan iddianamelerde Jina Emînî katledilmesinden sonra başlayan protestoların örgütleyicilerinden biriymiş gibi gösterildi. Protestoları takip eden gazeteciler, insan hakları savunucuları, öğrenciler ve kadın aktivistler gözaltına alınmaya başladı.
Aynı gün ABD yönetimi, Jina Emînî’nin gözaltında katledilmesi ve protestoculara yönelik saldırılar nedeniyle İran’ın “ahlak polisi” ile bazı rejim yetkililerine yaptırım kararı aldı. İran’da eylemler devam ederken, dünyanın birçok ülkesinde dayanışma gösterileri düzenlendi.
Avrupa’dan Amerika’ya, Orta Doğu’dan Latin Amerika’ya kadar birçok yerde kadınlar meydanlara çıktı. Kadınlar saçlarını sembolik olarak keserek ve başörtülerini yakarak Jina Emînî’nin katledilmesini protesto etti. Eylemlerde Kürtçe “Jin, jiyan, azadî” sloganı kendi özgün haliyle kullanıldı.
İran rejimi ise protestoları “dış güçlerin müdahalesi” olarak göstermeye çalıştı. Öte yandan bir “karşı protesto” yöntemi olarak rejim yanlısı gösteriler düzenlenirken, protestoculara yönelik gözaltı ve saldırılar sürdü.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Kars/Digor
Yayın: 15 Eylül 2026 10:20 · Kaynak: ilketv.com.tr