Vadinin Çobansız Kalanları ve Kırmızı Kurdeleli Hatıralar
- Siyah önlüğün üzerine özenle tutturulmuş o kırmızı kurdele, bir çocuğun dünyasında sadece başarının değil, aynı zamanda geleceğe duyulan saf bir inancın ilk nişanesiydi
Siyah önlüğün üzerine özenle tutturulmuş o kırmızı kurdele, bir çocuğun dünyasında sadece başarının değil, aynı zamanda geleceğe duyulan saf bir inancın ilk nişanesiydi. Henüz üçüncü haftada okuma yazmayı söküp o kurdeleyi gururla göğsünde taşıyan zihin, yıllar sonra dönüp baktığında aslında ilk demokratik ve liyakate dayalı "seçiminin" de o sıralarda başladığını fark ediyor.
1980 yılının Kocaeli ikinciliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kürsüleri, 23 Nisan’da çocuk gözlerle süzülen o ihtişamlı Meclis atmosferi... Ve o dönemin devlet adamlığında bile hissedilen ince bir vicdan, bir nezaket: Zonguldak'taki maden felaketinin acısını yüreğinde taşıyan ülkeye karşı, Zonguldaklı bir çocuğun başbakanlığa yakıştırılması...
O günün siyasetinde bile çocukların masumiyetine sığınan, acıyı paylaşan bir vicdan kırıntısı, bugün aranan o kayıp erdemin en somut kanıtıydı belki de.
Bugünün Siyaseti: Sürü Edebiyatı ve Yalnızlık
Yaşlar elliyi aşıp da ömür muhasebesi yapıldığında, bugünün Türkiye siyasetine bakınca insanın içini sızlatan o derin kontrast, tam da burada başlıyor.
Bugün siyaset; o ilk günkü kırmızı kurdelenin liyakatini, heyecanını ve gururunu çoktan unuttu.
Yerini, kalabalıklara seslenirken aslında kalabalıkları hiçe sayan bir "sürü edebiyatı" aldı.
Toplumun ortak akli selimini, vicdanını ve geleceğini aydınlatmak yerine; kitleleri sadece peşinden sürüklenecek birer oy deposu olarak gören, hamasetten başka bir şey vadetmeyen bir sığlık...
Siyasetin basiretsizliği, işte bu noktada, vadinin ortasında kendini gösteriyor: Ülkeyi yönetme iddiasındakiler, kendi küçük iktidar alanlarının konforunda, halkın gerçek dertlerinden fersah fersah uzakta yaşıyorlar. Ve sonuçta, bu koca coğrafyada milyonlarca insan, o vadide yapayalnız, çobansız kalmış bir sürünün kaderine terk ediliyor.
Manidar Bir ÖzetO gün Meclis kürsüsünde çocuk yüreğiyle ülkenin geleceğini hayal eden o öğrenci, bugün geldiğimiz noktada ekranlardan yansıyan siyasi kısır döngülere bakarken haklı bir hüzün duyuyor.
Çünkü bugünün siyaseti, sorunları çözen değil; sorunlardan beslenen, liyakati değil sadakati, erdemi değil saf sadakat krizlerini tırmandıran bir tiyatroya dönüşmüş durumda.
Kırmızı kurdelenin temsil ettiği o tertemiz başarı azmi ile bugünkü siyasi tükenmişlik arasındaki mesafe, aslında bir ülkenin kayıp yıllarının özeti gibidir.
Vadinin kimsesizlerine çobanlık etmekle övünen ama o vadiyi her gün biraz daha kurutan bir siyaset anlayışı, nihayetinde kendi yalnızlığında boğulmaya mahkûmdur.
Belki de en büyük tesellimiz, o ilk günkü kırmızı kurdelenin gururunu kalbinde taşıyanların, bu sığlığa karşı hâlâ o saf ve temiz vicdanı hatırlatabiliyor olmasıdır.
Bu hafta da böyle olsun selamlar sevgiler saygılar...
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 28 Ekim 2026 17:46 · Kaynak: kocaelihalkgazetesi.com