Korkunç şüphe: İspanya'daki tren kazasında İsrailli şirketler inceleniyor
- İspanya'nın Toledo eyaletine bağlı Urda bölgesinde 28 Ekim'de meydana gelen kazada, Renfe'ye ait yüksek hızlı AVE treni, raylarda duran Iryo trenine arkadan çarptı
İspanya'da 69 kişinin hayatını kaybettiği tren faciasının ardından İsrail'in sabotaj düzenlediği iddiaları gündeme geldi. İsrailli yetkililerin geçmişte Madrid yönetimine yönelik tehdit içeren açıklamaları yeniden gündem olurken, İspanyol basını İsrail bağlantılı şirketlerin ülkenin demir yolu sistemlerindeki faaliyetlerini mercek altına aldı. Ancak sabotaj iddialarını doğrulayan somut bir kanıt bulunamadı.
İspanya'nın Toledo eyaletine bağlı Urda bölgesinde 28 Ekim'de meydana gelen kazada, Renfe'ye ait yüksek hızlı AVE treni, raylarda duran Iryo trenine arkadan çarptı. 69 kişinin yaşamını yitirdiği facianın ardından, trenlerin güvenlik sistemlerine dışarıdan müdahale edilmiş olabileceği ve kazanın arkasında İsrail'in bulunabileceği iddiaları gündeme geldi.
İsrail iddiaları tartışılırken iki ülke arasında geçmişte yaşanan diplomatik gerilim ve İsrailli yetkililerin açıklamaları da yeniden akıllara geldi. Dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, 27 Mayıs 2024'te İspanya'yı hedef alarak "Bize zarar verenlere, biz de zarar vereceğiz" ifadelerini kullanmıştı.
Madrid yönetimi ise bu açıklamadan bir gün sonra, 28 Mayıs'ta Filistin'i resmen devlet olarak tanımıştı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da 10 Nisan 2026'da İspanya'yı İsrail'e karşı "diplomatik savaş" yürütmekle suçlamış ve bu tutumunun "bedelini ödeyeceği" uyarısında bulunmuştu. Kazanın ardından yeniden gündeme gelen bu açıklamalar, sosyal medyadaki sabotaj iddialarıyla ilişkilendirildi
İspanyol doğrulama kuruluşu Maldita.es, 29 Ekim'de yayımladığı araştırmada ICTS, Cylus ve Israel Aerospace Industries (IAI) şirketlerinin İspanyol demir yolu sektörüyle ilişkilerini inceledi.
Araştırmaya göre İsrail kökenli ICTS grubunun İspanya'daki iştiraki I-SEC, Ocak 2024'te ulusal demir yolu işletmecisi Renfe'den üç güvenlik hizmeti sözleşmesi aldı.
Yaklaşık 700 güvenlik görevlisini kapsayan sözleşmeler; istasyonların, bakım atölyelerinin ve trenlerin fiziksel güvenliğiyle ilgiliydi. Trenlerin sinyalizasyon veya teknik kontrol sistemlerini kapsamıyordu.
Maldita.es'in aktardığı araştırmalara göre ICTS, 1982 yılında İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin Bet'in eski mensupları ile El Al hava yolu şirketinin güvenlik birimlerinden gelen kişiler tarafından kurulmuştu.
Şirketin kuruluş geçmişi ve Renfe ile sözleşmelerinin bulunması, kazayla bağlantılı olduğuna ilişkin bir kanıt olarak görülmedi. İncelemeler devam ediyor.
İddialarda adı geçen Cylus şirketi, demir yolu ağlarını siber saldırılara karşı korumaya yönelik teknolojiler geliştiriyor.
İsrail'de kurulan şirket, Fransız teknoloji şirketi Thales ile iş birliği yaparak CylusOne adlı siber güvenlik platformunu Madrid'deki bir teknoloji laboratuvarında test etti.
Thales'in İspanya'daki yüksek hızlı tren hatlarında sinyalizasyon ve altyapı sözleşmelerinin bulunması da tartışmalarda öne çıkarıldı.
Ancak Maldita.es, Cylus'un Renfe, demir yolu altyapı işletmecisi Adif veya İspanya Ulaştırma Bakanlığı ile doğrudan sözleşmesi bulunduğunu doğrulayamadı.
Araştırmada adı geçen İsrail devletine ait savunma şirketi IAI'nin iştiraki ELTA Systems ise demir yollarında engel tespitine yönelik teknolojiler geliştiren NIART Systems projesinde yer aldı.
Maldita.es'in araştırmasına göre kazanın İsrail, ABD veya başka bir yabancı aktör tarafından gerçekleştirilen sabotaj sonucu meydana geldiğini gösteren herhangi bir kanıt bulunmuyor.
Sosyal medyada adı açıklanmayan istihbarat kaynaklarına dayandırılan siber saldırı iddiaları da resmi makamlarca doğrulanmadı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kaza
Yayın: 30 Ekim 2026 09:52 · Kaynak: haberhurriyeti.com