Habermetrik
← Ana Sayfa
19 Ekim 2026 06:20
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Selde mahsur kalırsanız can güvenliğinizi önceleyin

Selde mahsur kalırsanız can güvenliğinizi önceleyin
Görsel kaynağı: anayurtgazetesi.com

İstanbul’da geçtiğimiz hafta yaşanan şiddetli yağışlarda çok sayıda araç su altında kaldı veya sürüklendi. Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, sel sularına araçla girilmemesi, araç suya maruz kaldıysa motorun çalıştırılmaması ve mahsur kalındığında önceliğin içeridekilerin güvenliği olması gerektiğini söyledi.

İstanbul’da etkili olan şiddetli yağışların ardından araçların su altında kalması ve sel sularına kapılması, sürücülerin böyle durumlarda nasıl davranması gerektiğini gündeme getirdi. Sel suyu motorun yanı sıra elektronik sistemlere ve güvenlik donanımlarına da zarar verebilir. Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, “En iyi sürücü sel suyuna girmeyen sürücü, en güvenli taşıt kuru kalabilen taşıttır.” uyarısında bulundu.

BAŞKA BİR ARACIN GEÇMESİ YOLUN GÜVENLİ OLDUĞUNU GÖSTERMEZ Sel sularında araç kullanmanın başlıca tehlikesi, suyun derinliğini ve yolun gerçek durumunu doğru değerlendirememek. Şener, suyun yol yüzeyindeki çukurları, açık rögarları, çökmeleri ve akıntıyla taşınan engelleri gizleyebileceğini söyledi. Su derinliği, aracın ağırlığı ve tasarımı ne olursa olsun, yol tutuşunun ve kontrolün kaybedilmesine neden olabilir.

Suyun derinliğini göz kararıyla tahmin ederek geçiş yapılmaması gerektiğini vurgulayan Şener, şöyle konuştu: “Derinliğini ve zeminin durumunu bilmediğimiz, güvenli olduğundan emin olamadığımız su birikintilerine ve sel sularına araçla girmemeliyiz. Suyun başka araçlar tarafından geçilmiş olması da o güzergâhın güvenli olduğunu göstermez. Önümüzdeki aracın geçebilmesi, kendi aracımızın da geçebileceği anlamına gelmez. Yol suyla kaplanmışsa mümkünse geri dönmeli, alternatif ve güvenli bir güzergâh seçmeliyiz. Birkaç dakikalık zaman kazancı uğruna hem kendi hayatımızı hem de araçtaki diğer kişilerin hayatını tehlikeye atabiliriz.”

Sel sularının sürükleme gücünün sıklıkla küçümsendiğini belirten Şener, ABD Ulusal Hava Servisinin (NWS) uyarılarına dikkat çekti. Şener, “Yaklaşık 15 santimetre derinliğindeki hızlı akan su bir yetişkini devirebilirken, 30 santimetrelik hızlı akan su birçok otomobili sürükleyebilir. Yaklaşık 61 santimetrelik hızlı akan su ise SUV ve bazı kamyonetleri de sürükleyebilir.” bilgisini verdi. Araçların ağır olmasının sel suyuna karşı kesin güvence sağlamadığını kaydeden Şener, özellikle akıntı bulunan yollarda araçla ilerlemeye çalışılmaması gerektiğini söyledi.

MAHSUR KALINCA ÖNCE İÇERİDEKİLERİN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYIN Sel sırasında araçta mahsur kalmanın kısa sürede yaşamsal tehlike oluşturabileceğini anlatan Şener, su seviyesinin ve akıntının şiddetinin hızla değişebileceğini belirtti. Böyle bir durumda panikle hareket edilmemesi gerektiğini ifade eden Şener, “Su yükseliyor, akıntı aracı sürüklüyor veya araç kontrolünü kaybediyorsa ilerlemeye çalışılmamalı. Motor durursa tekrar tekrar çalıştırmayı denememek gerekir. Öncelik aracı kurtarmak değil, içeridekilerin hayatını korumaktır.” dedi. Şener, mümkünse 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ulaşılarak konumun ve araçtaki kişi sayısının bildirilmesini önerdi. Çocuk, yaşlı veya hareket kısıtlılığı olan yolcuların durumunun da kurtarma ekiplerine aktarılmasının önemli olduğunu vurguladı.

Sel sırasında araçtan çıkmanın her durumda doğru olmayabileceğini belirten Şener, hızlı akan suyun aracı çevrelediği koşullarda dışarı çıkmanın da ölümcül sonuçlara yol açabileceğini söyledi.

Şener, şu değerlendirmeyi yaptı: “Hızlı akan su aracı çevreliyorsa, su içeri yükselmiyorken araçta kalmak ve yardım istemek daha güvenli olabilir. Çünkü hızlı akıntıda araçtan çıkıp suya girmek kişinin sürüklenmesine ve boğulmasına neden olabilir. Ancak su seviyesi araç içinde yükselmeye başlarsa beklenmemeli, güvenli tahliye seçeneği değerlendirilmelidir. Ayrıca selde sürüklenen diğer taşıtlar veya sert nesneler de ciddi tehlike oluşturabilir.” Su seviyesi yükselirken su basıncının araç kapılarını açmayı zorlaştırabileceğini belirten Şener, dış koşullar daha da kötüleşmeden yan camlardan çıkış olanağının değerlendirilmesini tavsiye etti. “Emniyet kemeri açılmalı, çocuklara ve hareket etmekte zorlanan yolculara yardım edilmelidir. Camlar elektrikle çalışmıyorsa kırılabilir bir yan camdan çıkış gerekebilir. Ön camlar genellikle lamine cam olduğundan kırılmayacaktır. Her taşıtta emniyet çekicinin bulunması ve erişilebilir bir yerde tutulması önemlidir.” diye konuştu.

Araçtan güvenli şekilde çıkanların akıntıya karşı yürümeye ya da yüzerek karşıya geçmeye çalışmaması gerektiğini de söyleyen Şener, yüksek ve güvenli bir noktaya ulaşılmasını, araçta kalan eşyaları almak için geri dönülmemesini önerdi.

SUYA MARUZ KALAN ARACIN MOTORUNU ÇALIŞTIRMAYIN Sel suyunun çekilmesi, aracın yeniden güvenle kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Şener, suya maruz kalan araçlarda görünmeyen mekanik ve elektronik hasarlar oluşabileceğini belirtti. Motoru yeniden çalıştırmanın hasarı ağırlaştırabileceği uyarısında bulunan Şener, şöyle konuştu: “Araç suya girmiş, su altında kalmış veya motor bölmesine su girmiş olabilecek durumdaysa motor çalıştırılmamalı ve marşa basılmamalıdır. Aracı hareket ettirmeye çalışmak, mevcut hasarı ağırlaştırabilir. Araç güvenli bir yerdeyse ve yaklaşmak tehlike yaratmıyorsa hasarın fotoğrafları çekilebilir. Sigorta şirketine bilgi verilmeli ve uygun kurtarma hizmeti çağrılmalıdır.”

Şener, suya maruz kalan araçların itilerek veya uygun olmayan biçimde çekilerek hareket ettirilmemesi gerektiğini, ıslak elektrik bağlantılarına ve kontrol ünitelerine müdahale edilmemesini de kaydetti. Sel sularının motorda oluşturabileceği en ciddi sorunlardan birinin hidrolik kilit olduğunu anlatan Şener, bu durumun motorun iç mekanizmasına ağır zarar verebileceğini söyledi.

“İçten yanmalı motorlarda pistonlar, silindir içindeki hava-yakıt karışımını sıkıştırarak çalışır. Ancak su, hava gibi kolayca sıkıştırılamaz. Hava emiş sistemi üzerinden silindirlere yeterli miktarda su ulaşırsa pistonun yukarı hareketi engellenebilir. Bu durum hidrolik kilit olarak adlandırılır.” dedi.

Şener, hidrolik kilidin sonuçlarına ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Hidrolik kilit sonucunda biyel kolları eğilebilir veya kırılabilir; pistonlar, krank mekanizması ve diğer motor bileşenleri ağır hasar görebilir. Hasarın boyutuna göre motorun tamamen değiştirilmesi gerekebilir. Motor dururken içine su girmiş olsa bile marşa basılması mevcut durumu ağırlaştırabilir. Bu nedenle motorun çalışıp çalışmadığını denemek amacıyla marşa basılmamalıdır.”

Modern araçların elektronik sistemlerinin de sel suyundan etkilenebileceğini belirten Şener, bazı hasarların günler veya haftalar sonra ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. “Modern araçlarda motor yönetimi, ABS, elektronik denge kontrolü, hava yastıkları, emniyet kemeri gergileri, park sensörleri ve sürüş destek sistemleri gibi çok sayıda elektronik bileşen bulunur. Sel suları bu sistemlerde kısa devreye, yalıtım sorunlarına ve zaman içerisinde gelişen korozyona neden olabilir.” dedi. Elektronik arızaların ilk incelemede fark edilmeyebileceğine dikkat çeken Şener, “Araç ilk anda çalışsa bile sonrasında arıza lambaları yanabilir, sensörler hatalı sinyal gönderebilir veya bazı sistemler devre dışı kalabilir. Daha önemlisi, hasar yalnızca konfor donanımlarıyla sınırlı kalmayabilir. ABS, elektronik denge kontrolü ve hava yastıkları gibi güvenlik açısından kritik sistemlerin de kontrol edilmesi gerekir.” diye konuştu.

Şener, araç tabanına kadar ulaşan sel suyunun halı ve yalıtım malzemelerinin altında nem bırakabileceğini; bunun küf ve kötü kokuya, zamanla da araç içindeki hava kalitesinin bozulmasına yol açabileceğini ifade etti.

ELEKTRİKLİ VE HİBRİT ARAÇLARDA YANGIN TEHLİKESİ SONRADAN ORTAYA ÇIKABİLİR Elektrikli ve hibrit araçların sel sonrasındaki risklerinin farklı boyutlara ulaşabildiğini belirten Şener, yüksek voltajlı batarya sistemlerinin özel güvenlik önlemleri gerektirdiğini söyledi. “Batarya paketleri, elektrik motorları ve yüksek voltaj kabloları su baskınından veya fiziksel hasardan etkilenebilir. Bu durum elektrik çarpması, kısa devre ve yangın tehlikesi yaratabilir. Bataryada oluşan hasarın etkileri her zaman hemen görülmeyebilir. Fiziksel hasar veya suya maruz kalma, bazı koşullarda gecikmeli ısınma ve yangın riskine yol açabilir.” dedi.

Sel suyuna maruz kalan elektrikli ve hibrit araçların batarya güvenliği değerlendirilmeden çalıştırılmaması veya şarj edilmemesi gerektiğini vurgulayan Şener, sözlerini şöyle sürdürdü: “Batarya paketine, yüksek voltaj kablolarına ve hasarlı elektrik bağlantılarına dokunulmamalıdır. Duman, anormal ısınma, tıslama veya olağandışı ses fark edilirse araçtan uzaklaşılmalı ve acil durum ekiplerine haber verilmelidir. Araç, üreticinin kurtarma talimatlarına uygun biçimde ve bu konuda eğitimli ekipler tarafından taşınmalıdır.” Batarya hasarı şüphesi olan araçların evlerden ve kapalı alanlardan uzakta tutulması gerektiğini belirten Şener, güvenli mesafenin ve araçların nasıl konumlandırılacağının uzman ekiplerce belirlenmesini kaydetti.

Selden etkilenen araçlarda yalnızca motoru incelemek yeterli değil. Şener, fren, direksiyon, şanzıman ve elektrik sistemlerinin de ayrıntılı biçimde kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. “Sel sonrasında fren sistemi, direksiyon bileşenleri, şanzıman, diferansiyel, tekerlek rulmanları ve elektrik tesisatı farklı düzeylerde etkilenmiş olabilir. Fren sistemlerinde su ve kirlenmeye bağlı sorunlar görülebilir. Şanzıman veya diferansiyel sıvılarına su karışması mekanik hasara yol açabilir. Elektrik bağlantılarında zamanla gelişen korozyon ise günler veya haftalar sonra arıza ortaya çıkarabilir.” dedi.

Su altında kalan araçların uygun kurtarma ekipmanıyla taşınması gerektiğini vurgulayan Şener, çekme yönteminin aracın şanzımanına ve aktarma sistemine göre seçilmesini; gerektiğinde düz platformlu çekici kullanılmasını önerdi. Şener, “Aracın çalışıyor olması veya kısa bir mesafede hareket edebilmesi güvenli olduğu anlamına gelmez. Frenler, direksiyon, aktarma organları, elektronik sistemler ve araç içi bileşenler kontrol edilmeden normal kullanıma başlanmamalıdır.” uyarısında bulundu.

SELDE ARAÇ GÜVENLİĞİ İÇİN İKİ TEMEL KURAL Sel suyuna maruz kalan araçta oluşan hasarın yalnızca suyun ulaştığı seviyeye bakılarak anlaşılamayacağını belirten Şener, suya maruz kalma süresinin, çamur ve kirleticilerin de hasarın boyutunu etkilediğini söyledi.

Araçların mutlaka uzman servis tarafından incelenmesi gerektiğini vurgulayan Şener, “Öncelik can ve taşıt güvenliği için taşıtla suya girmemektir. Bir sebepten suya girilmişse ve güvenle çıkılabilmişse taşıt hasarını ağırlaştırmamak önemlidir. Sel koşullarında araç güvenliğinin iki temel kuralı budur.” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynaklar: anayurtgazetesi.com
Haber metni ve görseller anayurtgazetesi.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Yangın
Yayın: 19 Ekim 2026 06:20 · Kaynak: anayurtgazetesi.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp