Habermetrik
← Ana Sayfa
07 Kasım 2026 11:29 · Güncelleme 11:45
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

11. Türkiye İş Ahlakı Zirvesi’nde güvene dayalı liderlik anlayışının kurumsallaşması ele alındı

11. Türkiye İş Ahlakı Zirvesi’nde güvene dayalı liderlik anlayışının kurumsallaşması ele alındı
Görsel kaynağı: ensondakika.com.tr
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Paylaş Kaydet En Son Dakika Google'da tercih edilen kaynak 11. Türkiye İş Ahlakı Zirvesi’nde güvene dayalı liderlik anlayışının kurumsallaşması ele alındı Ekonomi Haber — Global İletişim Ortağı olduğu zirve, bu yıl "Güven Ekonomisi ve İnsani Finans " temasıyla İstanbul'da gerçekleştirildi.

Zirve kapsamında düzenlenen "Güvene Dayalı Liderliğin Kurumsallaşması" başlıklı birinci oturum, Bilgi Sistemleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sami Nalbantoğlu'nun moderatörlüğünde yapıldı.

ebebek Kurucu ve Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanı, Vitadoza Kurucusu Halil Erdoğmuş, yaptığı konuşmada iş dünyasında güvenin öncelikle bireyin kendi davranışları ve benimsediği ilkelerle başladığını belirterek, dürüstlük temelinde oluşturulan ilişkilerin zaman içinde güvenilir iş çevresinin oluşmasını sağladığını söyledi.

İnsanlara güvenen yapıya sahip olduğunu dile getiren Erdoğmuş, "Bana'Neden bu kadar güveniyorsun insanlara?' derler. Ben de'Ben kendime güveniyorum.' derim. İnsanları yanıltacak gayretlerde olmazsam, onların beklentilerini olumsuz anlamda etkileyecek noktada olmazsam, o dürüstlük temelinden ayrılmazsam, bana gelecek insanlar da öyle olur." ifadelerini kullandı.

Erdoğmuş, iş hayatında zaman zaman beklenmedik olumsuzluklarla karşılaşılabileceğini ancak güvene dayalı yaklaşımın uzun vadede benzer değerlere sahip insanları bir araya getirdiğini vurguladı.

Güvenin karşılıklı gelişen bir unsur olduğuna dikkati çeken Erdoğmuş, "Zaman içerisinde beklemediğiniz örneklerle karşılaşsanız bile kendinizi konumlandırdığınız noktada bir mıknatıs haline geliyorsunuz ve kendi ekosisteminizin insanlarını çekmeye başlıyorsunuz. Güven, güveni doğuruyor. Güven, güvenilir insanları getiriyor." diye konuştu.

Güven anlayışının yalnızca çalışanlar ve iş ortaklarıyla kurulan ilişkilerle sınırlı olmadığını, tüketicilere sunulan ürünlerde de aynı ilkelerin gözetilmesi gerektiğini belirten Erdoğmuş, şirket in ürün seçiminde benimsediği yaklaşımı anlattı.

Erdoğmuş, "Bizim bir düsturumuz vardı,'Kendi çocuklarımız için kullanmayacağımız hiçbir ürünü kendi mağazalarımızda satmayacağız.' diye. Bir ürün çok hesaplı olabilir, çok kar sağlayabilir, arkasından çeşitli destekler sunulabilir ama bunu kendi çocuklarınız için kullanmayacaksanız mağazalarınızda da bulundurmamanız gerekir." değerlendirmesinde bulundu.

Bu yaklaşımın zaman içinde güvenilir ürünlerden oluşan yapıyı ortaya çıkardığına işaret eden Erdoğmuş, tüketicilerin mağazalarda karşılaştıkları ürünlerin kalitesine ilişkin olumlu deneyimlerinin güven duygusunu güçlendirdiğini vurguladı.

Daikin Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Önder de Japon şirketlerinin yönetim anlayışında uzun vadeli stratejik planlamanın önemli yer tuttuğunu belirterek, şirketlerin yatırım ve büyüme kararlarını belirlenen hedefler doğrultusunda şekillendirdiklerini söyledi.

Japon şirketlerinde 5 yıllık planlamanın temel yaklaşım olarak benimsendiğini anlatan Önder, "Bir vizyon çizilir, kısa vade artık 5 yıl oluyor ve ona göre hareket edilir. Yaptığınız bütün eylemlerin o stratejiyle uyuşması lazım. Böyle olunca ana çizgiden çıkamıyorsunuz." diye konuştu.

Önder, Japon şirketlerinde yatırım, karar alma ve dağıtım kanallarının genişletilmesi gibi süreçlerin belirlenen stratejik hedeflere uygunluğunun değerlendirildiğini ifade etti.

Türkiye'deki şirketlerin ise daha hızlı karar alma eğiliminde olduklarına işaret eden Önder, "Bizim Türk şirketleri, çok hızlı karar veriyorlar ve ağırlıklı olarak rüzgara göre hareket ediyorlar. Japonlarda ise yatırım da yapsanız, karar da alsanız, kanal genişletmesi de yapsanız, bunun 5 yıllık plana uyup uymadığına bakılıyor." şeklinde konuştu.

Japon yönetim anlayışının güçlü yönlerinin yanı sıra geliştirilmesi gereken taraflarının da bulunduğunu belirten Önder, Japon şirketlerinin karar alma süreçlerinde zaman zaman gereğinden fazla analiz yaptıklarını dile getirdi.

Önder, "Japonların tek hatası fazla analiz yapıyorlar, çok detaya giriyorlar. Bizim onlardan öğrenebileceğimiz şeyler var fakat onların da bizden öğrenebilecekleri şeyler var. Ben dünyaya böyle bakıyorum." ifadelerini kullandı.

Zirve kapsamında düzenlenen "İnsani Finans ve Dayanışma Kültürü" başlıklı ikinci oturum, Intelligence AI ve Endorfia Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cebeci'nin moderatörlüğünde gerçekleştirildi.

Oturuma yazar Temel Hazıroğlu ile Medyasoft Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Taşer konuşmacı olarak katıldı.

Yazar Temel Hazıroğlu, konuşmasında İslam'ın insanlık temelinde bir anlayış ortaya koyduğunu, ekonomik ve finansal faaliyetlerin de bu anlayış çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İnsani değerlerin yeterince benimsenmeden dini kavramların ekonomik faaliyetlerde kullanılmasının çeşitli sorunlara yol açtığını ifade eden Hazıroğlu, bireysel çıkarların ön plana alınmasının İslam'a ve Müslümanlara yönelik olumsuz algı oluşturabildiğini dile getirdi.

Hazıroğlu, bu durumun yalnızca ekonomi alanıyla sınırlı olmadığına, siyaset ve felsefe gibi farklı alanlarda da benzer sorunlarla karşılaşıldığına dikkati çekerek, "Bu açıdan bakarsak belki bizim yeniden düşünmemiz gerekir, iktisadı da ekonomiyi de finansı da." diye konuştu.

İktisat ve ekonomi kavramlarının birbirinden farklı olduğunu vurgulayan Hazıroğlu, akademik dünyada bu ayrımın yeterince ele alınmadığını ifade etti.

Hazıroğlu, iktisat kavramının kıtlık ve sınırlılık anlayışıyla ilişkisine değinerek, bu çerçevede ekonomik hayatın dayandığı düşünsel temellerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Medyasoft Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Taşer de iş hayatına başlamadan önce lise yıllarında Kapalıçarşı'da edindiği deneyimi anlatarak, geleneksel esnaf kültüründe dayanışma ve ortak kazanç anlayışının önemli yer tuttuğunu vurguladı.

Kapalıçarşı'da geçmişte ortak stok olarak adlandırılan uygulamanın bulunduğunu belirten Taşer, "Siz dükkanda beklerken müşteri geldiği zaman o müşteriye malınızı satmak esastır. Stokunuzda olmasa bile müşteri, bir sonraki dükkandan alabilecekken siz gidip komşu dükkandan o ürünü alıp müşterinize verirsiniz ve ondan indirim de alırsınız." ifadelerini kullandı.

Bu uygulamanın esnaf arasındaki dayanışma kültürünün yansıması olduğunu ifade eden Taşer, işletmelerin yalnızca kendi kazançlarını değil diğer esnafın da ticari faaliyetlerini sürdürebilmesini gözettiklerini belirtti.

Kapalıçarşı ve Mahmutpaşa'da geçmişte esnafın bir araya geldiği dua meydanlarının bulunduğunu anlatan Taşer, esnafın sabahları dükkanlarını açmadan önce bu alanlarda toplanarak dua ettiklerini ve birbirlerine hayırlı işler dilediklerini söyledi.

Taşer, bu meydanların bir kısmının son yıllarda restore edildiğini dile getirerek, "Her sabah esnaf dükkanını açmadan dua meydanında toplanır ve dua ederdi. Birbirlerine hayırlı işler dilerlerdi. Bu, aslında ortak kazanma anlayışının bir yansıması yani'Sadece ben kazanayım.' değil'Komşu kazansın, çarşı ayakta kalsın, ülke kazansın.' mantığı." diye konuştu.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: ensondakika.com.tr
Haber metni ve görseller ensondakika.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Ekonomi
Yayın: 07 Kasım 2026 11:29 · Kaynak: ensondakika.com.tr
Kaynağı Oku ↗