Senin hiç mi suçun yok!
Bir toplumun hak ettikleri ile yönetilmesi sözünü Sokrates, Kutsal Kitabın ayetlerinden bin yıl önce söylemiştir.
Bundan bin dört yüz yıl önce ayeti kelime de aynısını söyler ve dahası “Sizin yanlışlarınız sürdükçe Tanrı size bereketini de esirger” der!
Şu an tam da Tanrı gazabının kusursuz sonuçlarını yaşıyoruz.
Böyle olmasını sen istedin ve şimdi sonuçları seni tedirgin etti diye ne yapacağını bilmez ördek gibi kıçına yüzüyorsun ama sorsan yine de nefes aldım diye şükrediyorsun.
Bu ülkede dört bin köy ve bir o kadar da mezra boşaltıldığında bunu “Vatan bölünmesin, ezan susmasın” diye sana yutturanlarla beraber halay çekiyordun! O zaman gelen konuğa tavuk fiyatına oğlak, kuzu kesiyordun. Belki de masasına rakı bile koyuyordun.
Televizyonda bir kasap “Millet utana, sıkıla gelip kemik istiyor ve inan ki kemik de veremiyoruz” dedi.
Bu ülkenin şeker fabrikaları özelleştirilince bağırdık, çağırdık. Sen bunu yapanlarla birlikte “Sus, bunlar bölücü” diyerek insanları mahkemelerin önüne attın. Şekere zam gelince bağırıp çağırmaya başladın.
Kağıt fabrikaları satılırken veya özelleştirilirken karşı çıkanlara “Vatan haini” dedin. Bugün bir top kağıt 100 lira. Çünkü kağıdı ithal ediyoruz. Çocuklarımız kitap, defter alamıyorlar.
Eldeki tarım arazilerini beton yamyamlarına sattın ve sırf bir dairen, bir araban olsun diye! Şimdi köye döneceksin, bir karış yerin yok. O ev an be an seni boğuyor, farkında değilsin. Cebindekini alıp, oraya buraya saçıyor. Yok, doğalgaz parası, yok elektrik parası, yok su parası. Bilmem daha neler.
Şimdi yakıt zamlarından sonra arabaya da binemiyorsun.
Daha dur. Altı yüz milyar dış borç var. Haberin var mı?
Elde şeker kalmayınca bahar beslemesi yapamayan arıcı da öldü.
Bu fiyatlarla traktörün tarlaya girme şansı da yok.
Yağ, süt, yumurta ve dahası ekmek… Bir yumurta on liraya çıkmış. Hiç sızlanma böyle olsun diye çırpındın ve paranın başındaki bakan “Artık diplerdeyiz” diyor.
Devleti yönetenler size “sabredin” diyor. “İsraf haramdır” diyenlerin sofralarında neler yok ki. Sana, bana yok derken beş altı yerden maaş alanlar var. Bir umutla bayram ikramiyelerinin artırılmasını bekle dur. O umutları da suya düştü. Ben daha ne yazayım, söyleyeyim ki!
Aynı kişiler bizim vurdumduymazlığımıza gülüyorlar. Çünkü bizim cebimizden çıktıkça onlar büyüyor. Kafaları çok bozulursa bizi bölecekler masallarıyla uyuttukları ülkeyi bırakır giderler ve dünyanın her yerinde keyif içinde yaşayacak dünyalıkları vardır herhalde! Geriye vatan kalır onu aramızda çekiştiririz senin benim diye!
Neye üzülüyorum biliyor musunuz? Senin değişeceğin yok. Bana ne oluyor. Onu da anlamıyorum. Sen hak etmişsin be kardeşim.
Sus ve daha hak edeceklerini bekle diyeceğim de yine de sana kıyamıyorum.
Birkaç ay sonra “Et yemek haramdır, şeker vücuda zararlıdır zinhar uzak durun, gereksiz seyahat israftır…” derlerse şaşırmayın. Daha neler, neler…
O zaman otur bir duvar dibine ve gün yirmi dört saat gökten bereket bekle.
Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır
Hızlıca eleman bulmak mı istiyorsunuz? Tam yerindesiniz. İlanınızın burada ve basılı gazetemizde çıkmasını ister misiniz? İlan metninizi ilanservis...
Kategori: Ekonomi
Yayın: 25 Ekim 2026 15:04 · Kaynak: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr