Ankara’dan yükselen sesler
- Ankara son günlerde çok önemli iki toplantıya ev sahipliği yaptı
- Alevi Aydınlar İstişare Meclisi Mülkiyeliler Birliği’nde bir araya geldi ve sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı
Ankara son günlerde çok önemli iki toplantıya ev sahipliği yaptı. Alevi Aydınlar İstişare Meclisi Mülkiyeliler Birliği’nde bir araya geldi ve sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı. Diğer yandan Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu “Aleviler Konuşuyor” başlığıyla kapalı bir çalıştay düzenledi.
Bu toplantılara katılan aydınlar, inanç ve kanaat önderleri bu toplumun yüz akıdır. Onlar namuslu, vicdanlı ve vatansever insanlardır. Ortaya koydukları çabalar son derece kıymetlidir. Memleketin huzuru ve birliği için kafa yormaktadırlar.
Ancak bu tür çalışmalarda bazı kavramsal tuzaklara karşı son derece uyanık olmamız gerekir. Etnik bölücü akımların Alevilik üzerinden yürüttüğü fitne siyasetine karşı durmak her vatanseverin borcudur. OSMANLI’DA KALAN TARİHİ KAVRAMBildirilerde ve tartışmalarda sıkça karşılaştığımız “Millet-i hâkime” kavramı bunlardan biridir.
Millet-i hâkime, Osmanlı İmparatorluğu döneminde devletin ve dini sistemin merkezinde yer alan Sünni Müslüman topluluğu ifade eden tarihi bir kavramdı. O düzen geride kalmıştır. Osmanlı yıkılmıştır. Osmanlı’nın millet-i hâkimesi de o imparatorlukla birlikte tarihe gömülmüştür.
Bugün bunu içselleştirmek mecburiyetindeyiz. Laikliğe ve cumhuriyete sahip çıkmanın özü budur. Millet egemenliğine dayanan laik ve anayasal Türk Cumhuriyeti’nde bu kavram artık hükmünü yitirmiştir. Ne var ki etnik bölücü yapılar bu tarihi terimi bugün yeniden hortlatmak istemektedir.
Kavrama farklı anlamlar yükleyerek toplumu bölmeyi amaçlamaktadırlar. Aleviler asla ayrı bir millet değildir. Eğer bir millet tanımı yapılacaksa, o millet tektir ve yüce Türk milletinin bizatihi kendisidir. Bürokrasideki veya siyasetteki hatalı yaklaşımlar, egemen İslam anlayışı çerçevesinde eleştiriye açılabilir.
Fakat bunu milli kavramlarla karıştırmak meseleyi kökünden ıskalamak demektir. ÇÖZÜM ANAYASADA MI YOKSA ZİHNİYETTE MİHer iki çalıştayda da yeni anayasa vurgusu öne çıkmaktadır. Alevilerin hakları üzerinden anayasa tartışması açanlara açıkça soruyoruz: 1982 Anayasası’nın hangi maddesi değişmelidir?
Hangi maddede Alevilere yönelik bir zarar vardır? Hangi ifade metne girerse Aleviler birdenbire özgürleşecektir? Alevilerin yaşadığı sorunlar anayasal sorunlar değildir. Problemlerin çözümü yasaldır. Hatta çok büyük bir kısmı idari kararlarla ve iyi niyetli adımlarla hemen çözülebilir.
Asıl mesele bir zihniyet dönüşümüdür. Zihniyet dönüşümü ise anayasa metinlerini değiştirerek gerçekleşmez. Toplumun kalbindeki ve kafasındaki önyargıları temizlemekle mümkün olur. AYRILIKÇI TUZAKLARA KARŞI UYARIDostlarımızı, canlarımızı, pirlerimizi ve dedelerimizi çok önemsiyoruz.
Onlara duyduğumuz saygıdan ötürü bazı uyarıları yapmak zorundayız. Bölücü terör belasından kurtulduğumuz ve milli birliğin pekiştiği şu hassas günlerde Aleviliği anayasa tartışmalarına hapsetmeyin. Alevi toplumunun hak arayışını azınlık hakları parantezine sıkıştırmayın.
Alevilerin sarılacağı yegâne can simidi laikliktir. Laiklik ilkesi bu ülkenin harcıdır. Aydınlarımızın bu gerçeği göz ardı etmeden mücadele yürütmesi şarttır. Çalıştaylarda dile getirilen idari eksiklikler, cemevlerinin hukuki statüsü ve kamudaki ayrımcılığın bitirilmesi talepleri elbette haklıdır.
Bunların takipçisi olacağız. Lakin bütün bunları yaparken bölücülerin ve cumhuriyet yıkıcılarının değirmenine su taşımamak en büyük sorumluluğumuzdur. Aydınlık yarınlar, cumhuriyetimizin laik ve üniter yapısını kararlılıkla koruyarak inşa edilecektir. Canlarımızın bu bilinçle hareket edeceğine olan inancımız tamdır. Aşk ile.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Yangın
Yayın: 02 Kasım 2026 21:08 · Kaynak: aydinlik.com.tr