Deniz Göktaş, New York Times’a konuştu: ‘Konuştuğum şeylerin sıradan olduğunu hatırlatmak istedim’
Türksat: 4A Frekans: 12457,5 Sembol: 30000 Polarizasyon: V(Dikey) FEC: 2/3
Üç ay cezaevinde kalan komedyen Deniz Göktaş yaşadıklarını aktardı.
Haber Merkezi Yayınlanma: 11 Ekim 2026 16:54 Güncellenme: 11 Ekim 2026 16:55 “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinin YouTube’da yayınlanmasının ardından hakkında başlatılan soruşturma kapsamında yaklaşık üç aydır Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan komedyen Deniz Göktaş The New York Times’a konuştu.
Mahkemedeki savunmasıyla ifade özgürlüğünü ve özgür bir toplumda komedinin rolünü vurgulayan Göktaş, üç aylık tutukluluğunun ardından temyiz sürecini beklerken yaşadığı deneyimi paylaştı.
Gazete Oksijen New York Times’ın yönelttiği soruları ve yanıtları şöyle aktardı:
Hapis cezanızı öğrendiğinizde aklınızdan ilk ne geçti?
Tahliye edilmeyi beklemiyordum, bu yüzden büyük bir rahatlama hissettim. Savunma metnimi okuyan herkes, avukatlarım ve çevremdeki insanlar, bu savunmanın cezaevinde biraz daha uzun kalmama neden olabileceğini söyledi. Benim önceliğim bir an önce tahliye edilmek değildi.
Özür dileyen bir tavır sergilemek istemedim. İfade özgürlüğü yalnızca burada yaşanan bir sorun değil. Dünyanın pek çok yerinde insanlar, konuştuklarında cezalandırılmaktan veya toplumun tepkisini çekmekten korkuyor. Komedi yapan diğer insanlara örnek olmak istedim. Özgürce konuşabilirsiniz. Korkmak zorunda değilsiniz. Üç ay cezaevinde geçirmek korkunç bir deneyim ancak bir sanatçının, savunduğu bir ilke uğruna bunun üstesinden gelebileceğini göstermek istedim.
“Başıma gelenler yaptığım işe olan inancımı artırdı” dediniz. Neden?
Daha fazla tanındıkça ve kariyerimde kendime daha sağlam bir yer edindikçe kaybedecek daha fazla şeyim oldu. Yaptığım işte otosansür uygulamaya başladım. Bu da beni rahatsız ediyordu. Gösterilerime gelen insanlar, öğrenciler, emekliler, gündelik hayatlarında benden daha cesur davranırken ben giderek daha korkak hale geliyordum. Bu da kendimi ikiyüzlü gibi hissetmeme neden oluyordu. Çok sevdiğim bir şarkı vardı, özel gösterimin kapanış jeneriğinde de çalıyor. İlkelerinden ödün veren bir şairi anlatıyor. O şarkıda kendimden bir şeyler bulmak bana kötü hissettiriyordu. Kendimi daha iyi hissetmek için sonuçları ne olursa olsun, komik bulduğum her şeyi yeniden söylemeye başladım. Kulağa biraz romantik gelebilir ama cezaevindeki ilk gecemde hayatımın en güzel uykusunu uyudum.
Artık sahnede şaka yaparken daha mı fazla, yoksa daha mı az endişeleniyorsunuz?
Zor bir soru. Biraz düşüneyim. Özel hayatımda biraz korkak ve sosyal açıdan çekingen biriyim. Cesur biri değilim. Ancak bütün bu süreç boyunca kendimden duyduğum şüpheler ortadan kalktı. Daha önce sahip olmadığım bir özgüvenin tadına vardım. Şimdi bu duyguyu bir kez yaşadıktan sonra onsuz yaşayabileceğimi sanmıyorum. Kendimi iyi hissettirdi.
Bu gösteriyi üç yıl boyunca Türkiye’nin dört bir yanında hiçbir sorun yaşamadan sahnelediniz. Sizce hükümet neden şimdi müdahale etti?
Canlı gösterileri izleyen seyirciyle internette videolarınızı izleyen seyirci arasında bir fark var. Bu, dünyanın her yerinde geçerli bir durum. Türkiye geçmişte de pek özgür bir ülke değildi ancak ana akım televizyon kanallarında benimkilerden çok daha sert şakalar yapan komedyenler vardı. Onlar da sorunlar yaşadı ama şaka yapmanın sonuçları bu kadar ağır değildi. Benim şakalarımı duysalardı oldukça hafif bulurlardı. Son yıllarda tahammül düzeyi ciddi biçimde azaldı. İşin tuhaf yanı, bunda cesaret verici bir taraf da var. Liderler şakalar karşısında bu kadar kırılgan olabiliyorsa bu, komedinin gücünü gösterir.
Cezaevindeyken gösteriyi yaptığınıza pişman olduğunuz, karamsarlığa kapıldığınız anlar oldu mu?
Bir saniye bile olmadı. Hayatımda kendimi en az yalnız hissettiğim dönemdi.
Tam olarak başarmaya çalıştığım şeyi özetliyor. Yaptığım her şakayla, her hareketle ve otoriteye aldırmadığım her anla, hem izleyicilere hem de kendime konuştuğum şeylerin sıradan olduğunu hatırlatmak istedim. Bu doğallığı yakalamak için titizlikle çalıştım.
Komedi, otoriterlikle mücadelede nasıl bir rol oynayabilir?
Bence yapabilecekleri sınırlı. İnsanlara empati ve motivasyon sağlayabilir. Belki konuşma cesareti verebilir. Ama hepsi bu. Daha fazlası değil. Psikolojik destek.
Özel gösterinizde arkanızda duran devasa bir kafa heykeliniz var.
Gösteri ölüm ve sansür üzerine kurulu olduğu için giyotinle kesilmiş gibi görünen bir kafa göstermek istedim.
Gösterinizde cezaevindeki muhaliflerden de söz ediyorsunuz ve bir noktada hükümetin sizi izliyor olabileceğini ima ediyorsunuz. Tutuklanmış olmanız, Cumhurbaşkanı’nın artık eskisi kadar “utangaç bir diktatör” olmadığına ilişkin şakanızın dayandığı düşünceyi doğrulamıyor mu?
Bu soruyu yanıtlamamayı tercih ederim. Ancak bunun yanıtı savunma metnimde var.
Hükümetler neden komedyenleri hedef alıyor?
Bunu söylemek için biraz erken. Ama cezaevindeyken bu konu üzerine düşündüm. Bazen hayat sadece sizi mutlu eden şeyleri yapmaktan ibaret değil. Uyumak, çay içmek gibi basit şeylerle de tatmin olabilirsiniz. En kötü koşullarda bile kendinizi özgür hissedebilirsiniz.
İlke TV'yi, Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin İlke TV’nin özel haberlerini ve güncel gelişmeleri anında takip etmek için tıklayarak WhatsApp kanalımıza abone olabilirsiniz.

Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 11 Ekim 2026 13:56 · Kaynak: ilketv.com.tr, gazeteyenigun.com.tr, kisadalga.net