BES fonları çok katmanlı denetim ağıyla korunuyor
Türkiye Sigorta Hazine ve Emeklilik Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer, emeklilik yatırım fonlarının Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Takasbank ve Emeklilik Gözetim Merkezinin (EGM) eş zamanlı devrede olduğu çok katmanlı bir çifte denetim ağıyla koruduğunu belirterek, “Emeklilik şirketinin borçları, iflası veya tasfiyesi halinde dahi fon malvarlığına haciz konulamaz, rehin edilemez ve iflas masasına dahil edilemez.” dedi.
Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile emeklilik fonlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gürol Sami Özer, BES’in 2003’ten bu yana düzenli tasarruf kültürünü profesyonel portföy yönetimi ve sermaye piyasası disipliniyle buluşturarak milyonlarca vatandaşın geleceğe güvenle bakmasını sağladığını belirtti.
Özer, Türkiye Hayat Emeklilik olarak farklı getiri beklentilerine ve risk profillerine uygun fon alternatifleri sunduklarını, katılımcıların uzun vadeli birikimlerini reel büyüme hedefleri doğrultusunda değerlendirdiklerini söyledi.
Sistemin sunduğu avantajlara değinen Özer, düzenli katkı paylarıyla oluşturulan birikimlerin yanı sıra yüzde 20 devlet katkısının tasarruf tabanını genişleten ve uzun vadeli birikim motivasyonunu artıran stratejik kazanımlardan olduğunu dile getirdi.
Katılımcılara yılda 12 kez tanınan fon dağılımı değişikliği hakkının değişen piyasa koşullarında tasarrufların dinamik yönetilmesine imkan tanıdığını ifade eden Özer, bu hakkın operasyonel olarak katılımcıların tercihine göre farklı şekillerde uygulanabileceğini anlattı.
Özer, anne ve babaların 18 yaşını doldurmamış çocukları adına sözleşme açabildiğini anımsatarak, çocukların hem piyasaların getiri potansiyelinden hem de her bir çocuk için ayrı ayrı tanımlanan yüzde 20 devlet katkısı avantajından faydalanabileceğini aktardı.
Stopaj uygulamasından da bahseden Özer, “Klasik yatırım araçlarında ve menkul kıymet yatırım fonlarında kar realizasyonu yapıldığında veya vadeli mevduatın her vade yenilemesinde anlık olarak stopaj kesintisi yapılırken, BES çatısı altında sistem içinde kalınan süre boyunca fonlar arası geçişlerde hiçbir stopaj kesintisi uygulanmaz.” diye konuştu.
Özer, fon değişikliklerinde getirinin tamamının vergi kesintisine uğramaksızın yeni fona aktarıldığını ifade ederek, vergilendirilmeyen kazancın getiri üretmeye devam ederek sistemin sunduğu bileşik getiri etkisini artırdığını belirtti.
Stopaj kesintisinin yalnızca sistemden ayrılma aşamasında ve elde edilen toplam getiri üzerinden kademeli olarak uygulandığına dikkati çeken Özer, bu yapının sistemde uzun vadeli kalan tasarruf sahiplerine maliyet avantajı sağlayan benzersiz bir vergi teşviki olduğunu dile getirdi.
“Fonlarımız yönetilirken risk yoğunlaşmasının önüne geçmek amacıyla mevzuattaki sınırlara uyulmaktadır”
Özer, sistemdeki mevzuat güvencesi ve portföy sınırlamalarına dikkati çekerek, BES’in temel dayanağının katılımcı hak ve birikimlerini her türlü kurumsal ve finansal riskten izole eden çok katmanlı yasal mimarisi olduğunu vurguladı.
İlgili yönetmelik başta olmak üzere sermaye piyasası mevzuatının fon varlıklarının yönetiminde son derece katı risk dağıtım kuralları öngördüğünü kaydeden Özer, şu ifadeleri kullandı:
“Fonlarımız yönetilirken aşırı risk yoğunlaşmasının önüne geçmek amacıyla mevzuatta tanımlı kesin sınırlara titizlikle uyulmaktadır. Devlet iç ve dış borçlanma senetleri hariç olmak üzere, tek bir ihraççının para ve sermaye piyasası araçlarına fon portföyünün yüzde 10’undan fazlası yatırılamaz. Fon portföyünün yüzde 5’inden fazlasını oluşturan ihraççıların toplam payı ise portföy büyüklüğünün yüzde 40’ını aşamaz. Borsa dışı türev araç işlemleri ve para piyasası işlemlerinde karşı taraf riski yasal tavanlarla sınırlandırılarak fonun likiditesi ve iflas riskine karşı koruma kalkanı oluşturulur. Hisse senedi, borçlanma araçları veya kıymetli madenler gibi ünvanına uygun fonlarda, fon portföy değerinin en az yüzde 80’inin ilgili ana varlık grubunda tutulması zorunludur. Bu matematiksel sınırlandırmalar, piyasa dalgalanmalarında portföylerin tek bir kurumun veya enstrümanın finansal kırılganlığına maruz kalmasını engeller, riskin tabana yayılmasını garanti altına alır.”
“Emeklilik şirketinin tasfiyesi halinde dahi fon malvarlığı iflas masasına dahil edilemez”
Türkiye Sigorta Hazine ve Emeklilik Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Özer, sistemde “birikimlerin güvenliği” ile “fiyat dalgalanmalarından kaynaklanan piyasa riski” kavramlarının birbirinden ayrılmasının esas olduğunu belirterek, “BES’te katılımcıların birikimleri, kurucu şirketin bilançosundan ve malvarlığından tamamen ayrı olan BES fonlarında yönetilir. Emeklilik şirketinin borçları, iflası veya tasfiyesi halinde dahi fon malvarlığına haciz konulamaz, rehin edilemez ve iflas masasına dahil edilemez.” şeklinde konuştu.
Emeklilik şirketi, portföy yönetim şirketi ve saklama kuruluşu rollerinin birbirinden bağımsız olduğunu ifade eden Özer, katılımcıya ait fon paylarının merkezi saklama kuruluşu olan Takasbank nezdinde katılımcı bazında saklandığını anlattı.
Özer, katılımcıların, adlarına kayıtlı fon paylarını ve birikim tutarlarını kurumlarının dijital kanallarından, Takasbank Bireysel Bilgilendirme Sistemi, EGM Mobil ve e-Devlet üzerinden anlık ve şeffaf şekilde takip edebileceğini bildirdi.
Denetim altyapısına işaret eden Özer, “Klasik yatırım fonları münhasıran SPK denetiminde faaliyet gösterirken, emeklilik yatırım fonları SPK’nin yanı sıra SEDDK, Takasbank ve EGM’nin eş zamanlı devrede olduğu çok katmanlı bir çifte denetim ağıyla korunmaktadır. EGM bünyesindeki Fon Gözetim Platformu fon işlemlerinin mevzuata uygunluğunu takip ederken, Fon Performans Değerlendirme Sistemi ise yönetim etkinliğini kesintisiz gözetim altında tutmaktadır.” açıklamasını yaptı.
“Kurumumuz hazine ve fon operasyonlarında uzun vadeli bileşik ve reel getiriyi hedeflemektedir”
Özer, hisse senedi, kıymetli maden veya değişken fonlarda piyasa koşullarına bağlı olarak günlük değer kazanımları ve dönemsel düzeltmeler gerçekleşebileceğinin altını çizerek, fon birim pay fiyatındaki bu dalgalanmaların finansal piyasaların olağan getiri ve risk dengesi olduğunu dile getirdi.
Fiyatların gerilediği dönemlerin düzenli katkı payı ödeyen katılımcılar açısından “maliyet ortalaması” avantajı sunarak aynı tutarla daha fazla fon payı edinme fırsatı yarattığını anlatan Özer, “Portföy yönetiminde kamu güvencesi disipliniyle hareket eden kurumumuz, hazine ve fon operasyonlarında günlük fiyatlamaların ötesine geçerek uzun vadeli bileşik ve reel getiriyi hedeflemektedir.” ifadelerini kullandı.
“BES ve OKS toplamında 547,5 milyar lira fon büyüklüğüne ulaşmanın gururunu yaşıyoruz”
Gürol Sami Özer, 1 Ekim tarihli konsolide verilere göre, BES’in toplam fon büyüklüğünün 2,5 trilyon lirayı aşmasının, sistemin hanehalkı tasarrufları ve makroekonomik istikrar için üstlendiği lokomotif rolünü teyit ettiğini ifade etti.
Türkiye Hayat Emeklilik’in ulaştığı hacimden de bahseden Özer, “1 Ekim itibarıyla BES ve Otomatik Katılım Sistemi (OKS) toplamında 547,5 milyar lira fon büyüklüğüne ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Bu hacmin yaklaşık 480,8 milyar lirasını BES, 66,7 milyar lirasını ise OKS portföyümüz oluşturmaktadır.” açıklamasını yaptı.
Özer, 48 emeklilik yatırım fonuyla geniş yelpazede hizmet sunduklarını, aylık model portföy bültenleri, “Fonasor” gibi yapay zeka tabanlı öneri sistemleri ve piyasa analizleriyle katılımcıların stratejik kararlar almalarını desteklediklerini anlattı.
Fon bazında görülen her çıkışın katılımcının BES’ten ayrıldığı anlamına gelmediğini ve katılımcıların piyasa koşullarına göre birikimlerini sistem içerisinde farklı fonlara yönlendirebildiğini anlatan Özer, sözlerini şöyle tamamladı:
“Türkiye Hayat Emeklilik olarak, çok katmanlı koruma kalkanımız, dinamik portföy yönetimi anlayışımız ve geniş fon yelpazemizle katılımcılarımızın uzun vadeli birikim yolculuğuna rehberlik ediyoruz. Birikimlerin sarsılmaz bir yasal ve operasyonel güvence altında değerlendirilmesi kadar, katılımcılarımızın fon dinamiklerini tanıması, risk profillerine sadık kalması ve piyasa koşullarına göre portföy dağılımlarını bilinçli şekilde yönetmesi bu yolculuğun başarı anahtarıdır. Kamu sermayeli lider kurum olmanın getirdiği kurumsal yönetim disiplini, şeffaflık ve liyakat ilkelerimizle, birikimleri büyütmeye, güveni pekiştirmeye ve Türkiye’nin ekonomik istikrarına stratejik kaynak sağlamaya kararlılıkla devam ediyoruz.

Kategori: Ekonomi
Yayın: 14 Ekim 2026 08:44 · Kaynak: gazete3.com.tr, bursahakimiyet.com.tr, ekonomim.com