Futbol sevgisi sınır tanımaz, Amedspor'da bu ülkenin takımıdır
- Bizler çocukken futbol maçlarını büyük bir heyecanla izlerdik
- O yıllarda paralı yayınlar yoktu
Bizler çocukken futbol maçlarını büyük bir heyecanla izlerdik. O yıllarda paralı yayınlar yoktu. Kimimiz Fenerbahçeli, kimimiz Beşiktaşlı, kimimiz Galatasaraylı olduk. Belki de hayatımız boyunca gönül verdiğimiz takımların maçlarını bir kez bile tribünden, canlı izleme fırsatı bulamadık. Ama uzaktan sevdik, gönül verdik, renklerine bağlandık.
Çünkü futbolun en güzel tarafı budur: İnsan bazen hiç gitmediği bir şehrin, hiç görmediği bir stadın takımına gönül verir. Dünyanın neresinde olursa olsun, milyonlarca insanın yüreğinde bir takım sevgisi vardır. Futbolu yaşatan, tribünleri dolduran ve bu güzel oyunu ayakta tutan da işte bu aidiyet duygusudur.
Bugün Hakkâri'nin en ücra köşesindeki bir çocuk Fenerbahçe'yi, Beşiktaş'ı veya Galatasaray'ı nasıl sevebiliyorsa Amedspor'a gönül vermesi de en doğal hakkıdır. Kimsenin bu sevgiye müdahale etmeye, sorgulamaya veya farklı anlamlar yüklemeye hakkı yoktur.
Bugün Türkiye Süper Ligi'nde mücadele eden Amedspor, milyonların gönül verdiği futbol kulüplerinden biridir. Yarın Avrupa kupalarında mücadele etmesi hâlinde ülkemizi temsil edecek, Türkiye'nin adını ve bayrağını taşıyacaktır.
Bir takımın renklerine, adına veya taraftarına bakarak onu ötekileştirmek futbolun ruhuna aykırıdır.
Ne yazık ki bazı kesimlerin Amedspor'a yaklaşımında futbolun birleştirici ruhundan uzak, ayrıştırıcı bir dil kullandığını görüyoruz. Oysa futbolun görevi insanları karşı karşıya getirmek değil, farklılıkları tribünlerde aynı heyecanda buluşturmaktır.
Hafta sonu İstanbul'da oynanan Galatasaray-Amedspor karşılaşmasının ardından Galatasaray cephesinden yapılan paylaşımı da doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum. Galatasaray, Türkiye'nin köklü kulüplerinden biridir. Avrupa'da kupalar kazanmış, ülkemize büyük gururlar yaşatmış bir camiadır.
Ancak Galatasaray, bazı kendini bilmez kulüplerin düştüğü ayrıştırıcı dilin ve anlayışın içine asla girmemelidir. Çünkü büyük kulüp olmak sadece kupa kazanmakla değil, rakibine saygı duymakla, farklılıklara hoşgörüyle yaklaşmakla ve sporun birleştirici gücüne sahip çıkmakla mümkündür. Galatasaray gibi büyük bir camiaya yakışan da budur.
Galatasaray gibi milyonların sevgisini kazanmış bir kulübün büyüklüğü yalnızca kazandığı kupalarla değil, rakibine gösterdiği saygıyla da ölçülmelidir. Sahada rakip olabilirsiniz ama saha dışında aynı ülkenin insanları, aynı futbol ailesinin parçalarısınız.
Unutmayalım ki futbolun kazananı yalnızca üç puanı alan takım değildir. Kazanan; kardeşlik, dostluk, saygı ve fair-play olmalıdır.
Bugün Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı veya Amedsporlu olabiliriz. Yarın başka bir takımın taraftarıyla aynı sevinci, aynı üzüntüyü paylaşabiliriz. Çünkü futbolun dili birdir, sevdası ortaktır.
Benim dileğim; Hakkâri'den Edirne'ye, İstanbul'dan Diyarbakır'a kadar bu ülkenin her çocuğunun istediği takıma özgürce gönül verebildiği, hiçbir takımın ötekileştirilmediği bir futbol iklimidir.
Çünkü futbol ayrıştırmak için değil, birleştirmek için vardır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Spor
Yayın: 08 Kasım 2026 16:46 · Kaynak: hakkarihabertv.com