Habermetrik
← Ana Sayfa
08 Kasım 2026 11:11
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Neye Niyet, Kime Kısmet

Neye Niyet, Kime Kısmet
Görsel kaynağı: politikahaber.com
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Politik Büro üyelerinden Yelkenci yoldaşı zaman zaman anıyorum
  • Özellikle PKK’li gazi yoldaşlarla her karşılaştığım zaman, Yelkenci yoldaşın da “bir lokma bir hırka” felsefesi ile mütevazı hayatı aklıma geliyor
Hukuki not: Ölüm haberi: bilgiler adli makamların açıklamalarına dayanır, kesinleşmiş yargı kararı değildir.

TKP MK Politik Büro üyelerinden Yelkenci yoldaşı zaman zaman anıyorum. Özellikle PKK’li gazi yoldaşlarla her karşılaştığım zaman, Yelkenci yoldaşın da “bir lokma bir hırka” felsefesi ile mütevazı hayatı aklıma geliyor. Fiziki zorluklarına rağmen tıpkı sözünü ettiğim gaziler gibi, kendine ait özel otomobil edinmeye bile boş vererek, bütün zamanını koşturmalar arasında parti davasına nasıl adadığının şahitlerinden biriyim.

TKP üyeleri arasındayken onun partide “üst düzey bir yönetici” olduğunu fark etmenin mümkün olmadığını da hatırlıyorum. Gören onun az sayıdaki parti yöneticilerinden biri olduğunu kesinlikle anlayamazdı. Çünkü onda böbürlenmenin zerresi yoktu.

Zaman zaman Bilen yoldaş sonrasında Yelkenci yoldaşa acaba haksızlık mı ettik diye düşündüğüm de oluyor. Özellikle partinin Gorbaçov’la birlikte içine düştüğü savrulmalar döneminde Genel Sekreterlik seçimini ondan yana yapsaydık, daha isabetli davranır mıydık sorusu aklıma takılıyor.

Bu soru özellikle açıkça desteklediğim Haydar Kutlu’nun TBKP’yi Behice Boran’ın ölümüyle birlikte hayret verici bir kararla legale sürüklediği günlerde kafamı çok meşgul etmişti. Bu kararın partiyi likidasyona sürüklediğini gördüğüm zaman bu soruyu sormanın artık hiçbir anlamı kalmadığı da ortaya çıkmıştı.

Fakat sonraki yıllarda Yelkenci yoldaşın da partiyi krizden çıkarıp, yeniden güçlendirecek bir yapıya sahip olmadığı o dönemde ben de dahil tüm önde görünen yönetici kadrolar gibi ne yazık ki, tecrübeyle sabit oldu.

Yelkenci yoldaşla yıllarca önce son görüşmemizde “seni de partiden ihraç ettim” sözlerini şaka sanmıştım. Üzerinde bile durmamıştım. Kendisini TKP’nin Genel Sekreteri ve az sayıdaki yoldaştan oluşan grubunu da TKP sanacağı aklımın ucundan bile geçmemişti.

Alçak gönüllü Yelkenci’nin yerini, kıyaslamak doğru olmasa da yazayım, “küçük bir diktatör” almıştı. Önüne geleni tasfiye ediyor, ağzına gelen suçlamalarla yerden yere vuruyor, kimimizi “daha fazla yazıp çizersen bazı gerçekleri açıklarım” diyerek tehdit bile ediyor, likidasyona karşı birlikte çalışmayı kendisinin teklif ettiği genç kadroları dışlıyordu.

Yine de “acaba Yelkenci yoldaşa haksızlık mı ettik” sorusu hala aklıma takılmakla kalmıyor, yapılan haksızlığın Yelkenci yoldaşı bugünkü tutuma sürükleyen faktörlerden biri olduğunu da bana düşündürüyor.

Ancak yine de tanıdığım Yelkenci’nin içine itildiği çıkmazın Yelkencisi olduğunu düşünmüyorum. Komünizme, Marksist-Leninist düşünceye sarsılmaz bağlılık tutumundan, dogmacılığa meyletlese de vazgeçmeyecek bir karaktere sahip olduğunu biliyorum. TKP’nin durgunluktan çıkışında ve Atılım sürecinde oynadığı rolün önemini unutmuyorum.

Ve keşke Genel Sekreterlik krizine SED ve SBKP’nin müdahalesi olmasaydı da bu sorunu aramızda yoldaşça tartışarak çözseydik diye düşünüyorum. Çünkü bu müdahale başından beri sorunu kendi aramızda, kafa göz yarma pahasına olsa da kılı kırk yararak tartışmamızı önledi.

Son müdahaleye kadar Genel Sekreter adayları olarak Yelkenci ile Haydar Kutlu bir gün bile karşılıklı olarak konuyu konuşmadı. Parti kitlesi önünde her ikisi de adaylıklarını parti tabanının onayına sunmadı. Kutlu’nun Genel Sekreterliğe seçildiği kongrede bu konudaki anlaşmazlık gündeme bile gelmedi.

Yelkenci yoldaşın da yer aldığı Kongrede bütün kararlar oybirliği ile alındı. Demokratik süreç işletilemedi. Bunda hepimiz ortak bir sorumluluk taşımaktayız.

Acaba Yelkenci yoldaş bu sorumluluğunun farkında mı? TKP’nin “fetret devrinde”, merkezi yönetimin tasfiye olduğu şartlarda Yelkenci yoldaş gibi, gerekli gören herkesin kendi grubunu kurmuş olmasına kimse bir şey diyemez.

Ama bu grubun başındaki kişi bütün bu grupları hiçe sayarak, kendini hangi kongreye dayanarak partinin tümünü temsil iddiasında bulunabilir? Dahası bir de önüne geleni TKP’den nasıl ihraç edebilir? Bu yetkiyi nereden almaktadır, TKP’nin hangi çoğunluğuna dayanmaktadır?

Ortada Komintern yok, SED ve SBKP de yok. Kim benim Genel Sekreterliğimi, yöntem olarak kökten yanlış olsa da şu “enternasyonal karara bağladı” diyebilir.

7. Kongre’ye kadar TKP’nin gruplarından biri olan Atılım çevresi, Yelkenci yoldaş da içinde tüm eski TKP üyelerini de davet ettiği 7’nci Kongresinde Genel Sekreterini ve parti kurullarını seçtiği halde Kongreye katılmayı reddetmek, Kongreyi tanımamak, kendi grubunu TKP diye ilan etmek hangi Leninist ilkeye dayanmaktadır?

Bunlardan daha önemlisi artık yaşlandığımızı bilmemiz gerek. Olumlu ve olumsuz tecrübelerimizle bizden sonraki kuşaktan komünistlere yardımcı olmak dışında misyonumuz kalmadığını anlama zamanımız gelmiştir.

Yelkenci yoldaşın yazımın en başında tarif ettiğim, şu andaki değil, TKP saflarındaki komünist karakter çizgisi bugün de yeni kuşak komünistlere örnek olabilir. Keşke Bilen Yoldaş’ın katıldığı son Kongre’de “Onursal başkanlığı” kabul etmesi gibi Yelkenci yoldaş da 7’nci Kongresini yapan TKP’de böyle bir görevi kabul etseydi iyi olurdu diye düşünmekteyim.

Elbette komünistlikte emekliye ayrılmak olmaz. Komünist kaç yaşında olursa olsun, genç kuşaklara örgütçüyse örgütlenme deneyini, ajitatörse ajitatörlük deneyini, konspritör ise gizlilik deneyini, gazeteciyse yazdığı yazılarla ideolojik alandaki deneylerini ölene kadar aktarmalıdır.

Ben bu saydıklarım içinde yazı yazan bir komünistim. Düşüncelerimi genç yoldaşlarıma aktarma görevimi yapmaktayım.

Mütevazı karakteriyle tanıdığım Yelkenci’yi de eğer kendini Genel Sekreter sanıyorsa o koltuğu boşaltmaya, o koltukta TKP Kongresinde seçilmiş bize göre genç yoldaşının oturmakta olduğunu fark etmeye çağırsam mı diye de düşünüyorum. Belki “gruplar döneminin bittiğini” fark etmemiş olabilir.

Aslında bu yazıyı “Bayrak” soyadında birisinin benimle ilgili polemik yazısına cevap vermek üzere oturmuştum. Baktım Yelkenci yoldaşın görüşlerini kopya etmiş, cevap vermeye değmez diyerek vaz geçtim.

Vazgeçtim ama bir kere daha 1974 yılından beri tanıdığım Yelkenci hatırıma gelince, bari onu nasıl tanıdığımı anlatan bir yazı yazayım diye düşündüm.

İşte bu yazı da böyle ortaya çıktı.

Ne demişler, kime

niyet kime kısmet.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: politikahaber.com
Haber metni ve görseller politikahaber.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 08 Kasım 2026 11:11 · Kaynak: politikahaber.com
Kaynağı Oku ↗