115 milyon yıl önceki dinozor kemiklerinde kan izleri bulundu: "Biyomoleküller bu kadar dayanıklı olabilir
- Bilim insanları Kretase Dönemi'ne ait bir dinozor fosilinde hemoglobin türevleri tespit etti
- Bulgu, biyolojik moleküllerin ömrü hakkında bilinenleri çarpıtıyor
Bilim insanları Kretase Dönemi'ne ait bir dinozor fosilinde hemoglobin türevleri tespit etti. Bulgu, biyolojik moleküllerin ömrü hakkında bilinenleri çarpıtıyor.
· 2 dk 1 115 milyon yıl önceki dinozor kemiklerinde kan izleri bulundu: "Biyomoleküller bu kadar dayanıklı olabilir" Perplexity'nin'Teammates' AI Ajanları Günlük Görevleri Devralıyor Bilim insanları, 115 milyon yıl önce yaşayan bir dinozorun kemik fosilleri içinde kimyasal olarak onaylanmış antik kan izlerini keşfetti. Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışma, biyolojik moleküllerin fosilleşme sürecinde ne ölçüde ayakta kalabileceği konusunda uzun yıllardır sürüp giden varsayımları sorguluyor.
Araştırma ekibi, Kanada'nın Alberta eyaletinde bulunan ve "Borealopelta markmitchelli" olarak adlandırılan, zırhlı bir nodozor türüne ait son derece iyi korunmuş fosilin kemik ince yapısını inceledi. Kemiklerin içindeki mikroskopik kan damarı kanallarında, hemoglobin bozunması sonucu oluşan ve kanın renk verici bileşeni olan "hemin" (demir içeren porfirin halka yapısı) molekülerinin kimyasal imzalarını tespit ettiler.
Çalışmanın baş yazarlarından Bristol Üniversitesi'nden Dr. Jakob Vinther, bulgunun sadece "kan hücresi" kalıntısı olmadığını, proteinlerin ve DNA'nın bozulup gittiği, ancak demir içeren bu çekirdek yapının mineral matris içinde kuşatılıp korunarak hayatta kalabildiğini vurguladı.
"Bu molekül, dinozorun metabolizmasını, vücut ısısını düzenleme yeteneğini ve hatta evrimsel kökenini anlamamız için birer kimyasal fosil gibi işliyor," dedi Vinther.
Bulgunun olağanüstü korunmasının ardındaki ana neden, fosilin içinde bulunduğu çamurtaşı tabakasının hızlı bir şekilde kemikleri kaplaması ve oksijensiz (anoxik) bir ortam yaratmasıdır. Bu durum, bakteriyel bozunmayı durdurmuş ve organik maddenin mineral ile değişim yapmadan (permineralizasyon) önce, orijinal kimyasal yapısının büyük ölçüde korunmasını sağlamıştır.
Araştırmacılar, bu "kimyasal kasa" mekanizmasının, daha eski dönemlere ait fosillerde bile benzer biyomoleküllerin aranmasına kapı açabileceğini öne sürüyor.
Bulgunun etkileri paleontolojiyi aşıyor. NASA ve ESA bilim insanları, Mars ve Mars'tan getirilecek numunelerde organik madde ararken, bu tür demir-porfirin komplekslerinin jeolojik zaman ölçeklerinde nasıl korunduğunu modellemek için bu verileri referans alıyor.
Eğer Dünya'da 115 milyon yıl sonra bile kanın demir taşıyıcı çekirdeği kimyasal olarak tanımlanabiliyorsa, Mars'ta jeolojik olarak benzer çamurtaşı ortamlarında (örneğin Jezero Krateri) geçmişte mikrobiyal hayat varsa, onun da benzer "kimyasal izler" bırakmış olma ihtimali güçleniyor.
Çalışma, antik DNA veya protein sekanslama hayali henüz bilim kurgu kalsa da, metabolik aktivitenin kimyasal "kısa notları"nın dinozor çağından günümüze ulaştığını kanıtlıyor. Bilim insanları, gelecekte benzer yöntemlerle uçak sürünen pterozorlar veya ilk kuşlar gibi diğer grupların fizyolojisini de çözmeyi hedefliyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 06 Kasım 2026 13:03 · Kaynak: habergo.com.tr