Avrupa'da uçuşları felç eden bomba ihbarları: Havacılık otoriteleri neden çaresiz kalıyor?
- Avrupa genelinde yolcu uçaklarını hedef alan sahte bomba ihbarları, acil inişlere, uçuş iptallerine ve askeri eskortlara neden oluyor
- Uzmanlara göre saldırganlar, havacılığın en hassas noktasını kullanarak tüm uçuş ağında zincirleme aksamalara yol açıyor
Avrupa hava sahasında bu hafta yaşanan sahte bomba ihbarları, havayolu şirketleri ve güvenlik otoriteleri üzerinde ciddi baskı oluşturdu. İki düzineden fazla ihbar nedeniyle uçaklar rotalarını değiştirmek, acil iniş yapmak ve bazı durumlarda askeri eskort eşliğinde uçmak zorunda kaldı.
Yetkililer, olayların gerçek saldırılar değil, kötü niyetli sahte ihbarlar olduğunu belirtiyor. Ancak bu durum, uçuş güvenliği prosedürlerinin devreye girmesini engellemiyor. Havacılık güvenliği uzmanlarına göre saldırganlar da tam olarak bu zorunluluğu kullanıyor.
Güvenlik şirketi Covent Consulting'in havacılık güvenliği uzmanı Wilfried Covent, CNBC'ye yaptığı açıklamada yaşananları kariyeri boyunca gördüğü en sıra dışı olaylardan biri olarak nitelendirdi. Covent, “Havayollarına ve havalimanlarına yönelik sistematik bir saldırı görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Uçak havadayken gelen ihbar neden daha etkili? Uzmanlara göre havacılık sisteminin en zayıf noktalarından biri, uçuş halindeki belirli bir uçağa yönelik bomba ihbarları. Havalimanlarına veya genel olarak uçaklara yönelik tehditler belirli ölçüde değerlendirilebilirken, havada bulunan bir uçuş numarasının hedef gösterilmesi uluslararası güvenlik prosedürlerini devreye sokuyor.
Bu durumda uçağın mümkün olan en kısa sürede güvenli şekilde indirilmesi, yolcuların tahliye edilmesi ve uzman ekipler tarafından arama yapılması gerekiyor. Covent, daha önceki ihbarların sahte çıkmasının yeni bir ihbarın da göz ardı edilmesi için gerekçe olamayacağını vurguladı.
Yolcu ve mürettebat güvenliğinin her koşulda öncelikli olduğunu belirten uzman, saldırganların bu zorunluluğun farkında olduğunu söyledi. Güvenlik kararları hangi kurumların sorumluluğunda? Sahte bomba ihbarlarına müdahale, Avrupa'da tek bir kurumun sorumluluğunda değil.
Tehditlerin değerlendirilmesi ve havacılık güvenliği önlemlerinin uygulanması öncelikle ulusal otoriteler tarafından yürütülüyor. Havalimanları, havayolları ve kolluk kuvvetleri de sürece dahil oluyor. Hava trafik kontrol birimleri, tehdit altındaki uçakların uygun bir havalimanına yönlendirilmesine yardımcı oluyor.
Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) ve İngiltere Sivil Havacılık Otoritesi ise genel güvenlik kuralları ve mürettebatın müdahale prosedürleri konusunda rol üstleniyor. İngiliz Havayolu Pilotları Birliği'nden Joji Waites, havayollarının tehditleri kırmızı, turuncu ve yeşil kategorilerde değerlendirdiğini belirtti.
Ancak uçak havadayken turuncu kategoride bir değerlendirme yapılmasının söz konusu olmadığını söyledi. Tehdit inandırıcı bulunursa kaptan pilot, şirket prosedürleri doğrultusunda uçağın yönetimini ve alınacak kararları üstleniyor.
Uçak havadaysa öncelik mümkün olan en kısa sürede ve güvenli biçimde iniş yapmak oluyor. Tek bir ihbarın maliyeti 250 bin dolara ulaşabiliyorSahte bomba ihbarlarının etkisi yalnızca hedef alınan uçuşla sınırlı kalmıyor. Bir uçağın rotasından sapması, aynı uçağın sonraki seferlerini, mürettebatın çalışma saatlerini ve aktarmalı yolcuların seyahatlerini de etkiliyor.
Coventry Üniversitesi'nden havacılık güvenliği uzmanı Philip Baum'a göre tek bir yön değiştirme, havayolu şirketlerine 250 bin dolara kadar maliyet çıkarabiliyor. Bu tutara yedek mürettebat, kaçırılan bağlantılı uçuşlar ve günün geri kalanındaki operasyonel aksamalar dahil.
EASA da yaşananların havacılık sisteminde ek yük oluşturduğunu belirtiyor. Kuruma göre pilotlar, hava trafik kontrolörleri ve havalimanı çalışanları bu tür beklenmedik durumlarla başa çıkmak için eğitimli olsa da artan sayıda yön değiştirme operasyonel baskıyı artırıyor.
Avrupa yeni güvenlik prosedürlerini tartışıyorUzmanlar, ihbarların devam etmesi halinde mevcut güvenlik prosedürlerinin yeniden değerlendirilmesinin gündeme gelebileceğini belirtiyor. Ancak bu tür değişikliklerin ulusal hükümetler, havalimanları, havacılık otoriteleri ve Avrupa Birliği arasında koordinasyon gerektirmesi nedeniyle kısa sürede hayata geçirilmesi beklenmiyor.
Gates Aviation'dan John Edwards, yetkililerin ihbarların neden bu kadar sıklaştığını ve hangi özelliklerin tehditlerin inandırıcı bulunmasına yol açtığını incelemesi gerektiğini söyledi. Edwards'a göre yerleşik risk değerlendirme süreçleri kullanılarak bazı ihbarların güvenilir olmadığı sonucuna varılabilir.
Ancak yeni bir tehdit türünün ortaya çıkması halinde, benzer olayların tekrarlanmasını önlemek için uluslararası işbirliği gerekiyor. Hollanda Genel İstihbarat ve Güvenlik Servisi'nin eski irtibat görevlilerinden Eric Schouten ise prosedür değişikliklerinin zaman alacağını ve ülkelerin, havalimanlarının ve güvenlik otoritelerinin sorumluluklarının dengelenmesi gerektiğini belirtti.
Schouten, daha fazla uçuşun iptal edilmesi veya yön değiştirmesinin mümkün olduğunu, hedeflerin ilerleyen dönemde demiryolları ve otoyollar da olabileceğini söyledi. Alınacak yeni önlemlerin ise saldırganları bilgilendirmemek amacıyla kamuoyuyla paylaşılmayabileceğini ifade etti.
Uzmanlar: Avrupa hazırlıklı olmalıWilfried Covent, mevcut prosedürlerde kısa vadede değişiklik beklemediğini ancak tehditlerin sürekli hale gelmesi durumunda yeni bir yaklaşım geliştirilmesinin kaçınılmaz olabileceğini söyledi. Covent, geçmişte farklı saldırı türlerinin zaman içinde değiştiğine dikkat çekerek Avrupa'nın bu tür tehditlere karşı hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık
Yayın: 07 Kasım 2026 11:53 · Kaynak: cnbce.com