Habermetrik
← Ana Sayfa
05 Kasım 2026 08:31
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Mardin’deki kilisede'sahte tablo' krizinde ailenin iddialarına Sabunci'den sert yanıt

Mardin’deki kilisede'sahte tablo' krizinde ailenin iddialarına Sabunci'den sert yanıt
Görsel kaynağı: mardinhaber.com.tr
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Mardin Derik’teki 376 yıllık Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nde başlayan "kayıp ve sahte tablo" tartışması alevlendi. Mülk sahibi Keçecioğlu ailesi adına konuşan Jülyet İnan’ın iddialarına, kilisenin bakımını gönüllü üstlenen Zekerya Sabunci yanıt verdi.

Sabunci, tabloların çalınmadığını, çürümekten kurtarılmak üzere Patrikhane gözetiminde restorasyona gönderildiğini belirterek aileye "70 yıldır kiliseye çivi çakmadınız, diğer kayıp tablolar nerede" diyerek tepki gösterdi.

Derik ilçesinde yer alan ve tarihi 1650 yılına dayanan Surp Kevork Ermeni Kilisesi, son dönemde mülkiyet, kilit değiştirme ve tarihi eser tartışmalarıyla gündemden düşmüyor. Kilisenin tapusunu elinde bulunduran Keçecioğlu ailesi adına sosyal medya Fenomeni Tahir İldem'in mikrofonuna konuşan Jülyet İnan'ın, 17. yüzyıldan kalma üç tablonun izinsiz şekilde İstanbul'a götürüldüğü, yapılan incelemede ikisinin sahte, birinin orijinal çıktığı yönündeki iddiaları tartışmaların fitilini ateşlemişti.

Eylül ayında yayımladıkları basın açıklamasıyla kilisenin anahtarlarının polis zoruyla alındığını, bahçenin bakımsız bırakıldığını ve izinsiz bağış toplandığını iddia eden aileye yanıt, iddiaların odağındaki isim olan Zekerya Sabunci'den geldi. Yaklaşık 13 yıl önce Derik'e dönerek kilisenin sorumluluğunu ve tadilat işlerini gönüllü olarak üstlenen Sabunci, hakkındaki iddiaları kesin bir dille reddederek yaşananların perde arkasını anlattı.

“Tabloları en fazla 40-50 yıllıktır sanıyordum”

Kendisinin de bir Derik Ermenisi olduğunu belirten Zekerya Sabunci, inancı gereği kiliseye hizmet etmeye başladığını ancak devlet ve Anıtlar Kurulu korumasındaki yapıya mülk sahibinin onayı olmadan çivi bile çakamadıklarını ifade etti. İki yıl boyunca vekalet almak için Jülyet İnan ile görüştüğünü ancak ailenin yardımcı olmadığını belirten Sabunci, tablo krizinin nasıl başladığını şu sözlerle özetledi:

"Ben geldiğimde kilisede zaten topu topu üç tane tablo kalmıştı. Üç ay önce kilisemizi ziyarete bir grup geldi. İçlerinden bu işlerden anlayan bir uzman,'Zekerya Bey, bu tablolar çürüyor, onarılması lazım. Ben bütün kiliselerin ve patrikhanelerin tablolarını onarıyorum' dedi.

Kendi başıma karar veremeyeceğimi, Patrikhaneyi haberdar etmem gerektiğini söyledim. Oğlum 30 yıldır Patrikhaneye hizmet ediyor ve Türkiye'nin dört bir yanındaki eski tabloları toplayıp restore ettirerek Patrikhane müzesine kazandırmakla görevli.

Patrik Hazretlerinin de onayıyla tabloları İstanbul'daki bu ressama gönderdik. Açıkçası ben tabloların o kadar kıymetli olduğunu bilmiyordum, kilisenin açılış tarihi belli olduğu için en fazla 40-50 yıllıktır sanıyordum.

Bilseydim zaten o şekilde İstanbul'a göndermemiz mümkün olmazdı. İstanbul'da ressam yüzeyi temizleyince, alttan başka bir tablo çıktı. O zaman anlaşıldı ki o eski tablo orijinalmiş. Hatta uzmanların tahminine göre 1700 yıllık bir geçmişi olabilir.

Orada kalan bir Surp Kevork tablosu daha var, o da silinmek üzere; bir iki seneye resim diye bir şey kalmayacak. Biz tabloları kurtarmak için bunu yaptık. Üstelik bu süreçten ailenin haberi vardı. Oğlum, restorasyon öncesi Jülyet Hanım'ın yeğeni olan İstanbul'daki mezarlıklar müdürüne şahitler huzurunda durumu bildirip uyarıda bulunmuştu."

“Restorasyon öncesini görmeyen bilirkişi sahte dedi, rapor bekliyoruz”

Ailenin "iki tablo sahte çıktı" iddiasına da yanıt veren Sabunci, 40 yıldır resim yaptığını ve üç kez sergi açtığını belirterek, ailenin kendi getirdiği bilirkişiye tepki gösterdi. Sabunci, "İki aydır onlara gerçeği inandıramıyoruz.

Önce'Tablolar ortada yok' dediler, sonra gidip kilisede (İstanbul'daki) gördüler. Kendi getirdikleri bilirkişi sözde sahte demiş. O adam tablonun restorasyondan önceki halini hiç görmedi ki! Restore edilmemiş olan diğer tabloya ise orijinal diyor.

Şimdi Mimar Sinan Üniversitesi'nden bir heyete başvurdular, rapor bekliyorlar. Ben kendilerine'Hem sizin bilirkişinizi hem de bizim ressamı çağırın, birlikte incelesinler gerçek ortaya çıksın' dedim ama kabul ettiremedik" diye konuştu.

Gece yarısına kadar eğlence yapıyorlardı, anahtarı polis marifetiyle almak zorunda kaldık

Eylül ayındaki basın açıklamasında yer alan "Anahtarlar polis marifetiyle alındı ve kilitler değiştirildi" iddiasına da açıklık getiren Sabunci, olayın tamamen asayiş ve kilisenin mahremiyetini korumakla ilgili olduğunu savundu:

"Bahçeye bakan bir kadın vardı. Son dönemde bahçeye güçlü bir LED ışık koydular. Gece orası aydınlanınca bütün mahalle gece bir, bir buçuklara kadar orada toplanmaya başladı. Eğlenceler, oyunlar, çaylar... Kendilerini'Dışarıdan kimseyi toplamayın, oturuyorsanız sadece siz oturun' diye uyardık, dinlemediler.

Üç gün üst üste aynı şey tekrarlanınca'Böyle devam ederseniz anahtarı sizden alırız' dedik. Orası devlet korumasında bir yer, en sonunda mecbur kaldık ve devletin gücüyle, polis marifetiyle anahtarı alıp o kişileri uzaklaştırdık.

Bu durum zorlarına gitti. Jülyet Hanım'ın tanıdıkları oldukları için intikam amacıyla benim olmadığım bir zamanda gelip kilisenin kapısına pranga gibi zincir ve kilit vurdular. Ziyaretçilerin girişini engellediler."

Kilise dökülüyor, aile vekalet vermediği gibi yardımcı olanı da engelliyor

Keçecioğlu ailesinin kiliseye hiçbir yatırım yapmadığını ve yapıyı çürümeye terk ettiğini iddia eden Sabunci, "gaspçı" ifadesini neden kullandığını da açıkladı. Sabunci, "Yıllardır vekalet vermediler, kiliseye hizmet etmediler, restorasyon için izin vermediler.

Babalarının yaptırdığı odayı bile tamir ettirmediler. Kilisenin her tarafı su alıyor, bina dökülecek duruma geldi. Hem yardımcı olmuyorlar hem de yardım etmek isteyeni engelliyorlar. Ben de buna kızarak,'Keçecioğlu ailesi gaspçıdır, ne bir şey yapıyorlar ne de yaptırıyorlar' dedim" ifadelerini kullandı.

“Sizin sorumluluğunuzdaki diğer tablolar nerede, önce bunun hesabını verin”

Mülkiyet tartışmalarına da değinen Sabunci, büyüklerinden edindiği tarihi bilgileri paylaşarak Keçecioğlu ailesine çok sert bir soru yöneltti. Tapunun 1957 yılında aileye güven esasına dayalı olarak verildiğini savunan Sabunci, şunları kaydetti:

"Şimdi kalkmışlar,'Tablolar orijinal çıkarsa kilisenin devrini yapacağız' diyorlar. 40 yıldır, 70 yıldır yapmadığınız devri şimdi mi yapacaksınız? Buna ne hakkınız var? Bu kilise alınırken babanızın cebinden beş kuruş para çıkmadı; dönemin belediye başkanı ve cemaat güvenip tapuyu onların adına yapmış.

Yanlış mı yapmışlar? Aynı şey tablolar için de geçerli. O tabloları para verip getirmediler. Kilisenin ilk açılışında cemaat; Zafaran'a, Mardin'e, Diyarbakır'a gidip diğer kiliseleri davet etmiş. O kiliseler de gelirken hediye olarak bir sürü tablo getirmiş.

Eskiden her iki pencerenin arasında bir tablo varmış. Ben 13 sene önce geldiğimde sadece üç tablo kalmıştı. Peki soruyorum; madem ki kilise sizin sorumluluğunuzda, güvendiğiniz bakanların elinde; nerede bu diğer tablolar?

Önce bu kayıp tabloların hesabını verin. Madem ki sahipsiniz, kilise ve misafirhane çökmek üzereyken bunca yıl niye sahip çıkmadınız?"

Gözler Mimar Sinan Üniversitesi'nden gelecek raporda

1957 yılında Derik'te kalan az sayıdaki Ermeni'nin büyük fedakarlıklarıyla satın alınan ve tapusu sürece öncülük eden Garabet Keçecioğlu adına tescil edilen Surp Kevork Ermeni Kilisesi, taşlardan ibaret bir bina olmanın ötesinde bir halkın hafızası konumunda. Sivil inisiyatiflerin de dahil olduğu bu tarihi miras tartışmasında Zekerya Sabunci'nin açıklamaları, olayın sadece bir mülkiyet çekişmesi değil, koca bir ilçenin kültürel hafızasını koruma mücadelesi olduğunu gözler önüne seriyor.

Şimdi tüm gözler, İstanbul'daki tabloların kaderini belirleyecek olan Mimar Sinan Üniversitesi'nin vereceği rapora ve taraflar arasında sağlanacak olası bir uzlaşmaya çevrilmiş durumda.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: mardinhaber.com.tr
Haber metni ve görseller mardinhaber.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş
Yayın: 05 Kasım 2026 08:31 · Kaynak: mardinhaber.com.tr
Kaynağı Oku ↗