Konut Alırken Sel Tuzağına Düşmeyin: Uzmanından 5 Kritik Uyarı
- İstanbul'da konut sahibi olmak isteyenler için sel riski taşıyan bölgelere dair kritik uyarılar yapıldı
- Uzmanlar, yapı belgelerinin tam olmasının tek başına güvenlik sağlamadığını belirterek, teknik inceleme yöntemlerini sıraladı
Üsküdar Üniversitesi Acil Durum ve Afet Yönetimi Programı Öğretim Görevlisi Tuğçe Yılmaz Karan, son dönemde sıklaşan sel felaketleri ışığında ev alacak vatandaşlara önemli ikazlarda bulundu. Karan, bir yapının tapusunun bulunmasının veya iskân belgesine sahip olmasının, o binanın taşkınlara karşı tamamen korunaklı olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.
Kentlerdeki yoğun betonlaşma ve dere yataklarının yapılaşmaya açılması, yağış sularının toprağa karışmasını engelleyerek altyapı sistemlerini aşırı yüklüyor. Uzmanlar, sel riskinin sadece yağışın şiddetiyle değil, şehirlerin suyun doğal akış rotasına uygun tasarlanmamasıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor.
Mevcut haritalarda güvenli görünen alanların dahi iklim değişikliği ve altyapı yetersizlikleri nedeniyle riskli hale gelebileceği ifade ediliyor. Bir binanın dere yatağına olan mesafesi, güvenlik için tek başına belirleyici bir kriter değildir.
Arazinin eğim durumu, kot farkı ve zeminin su emme kapasitesi, taşkın riskini doğrudan değiştiren unsurlardır. Dereye yakın ancak yüksek kotta yer alan bir yapı, dereye uzak fakat çukurda kalan bir binaya kıyasla daha güvenli olabilir.
Ayrıca, geçmişte üzeri kapatılmış eski dere yataklarının, şiddetli yağışlarda tekrar doğal akış güzergahına dönüşerek ciddi su baskınlarına yol açabileceği uyarısı yapılıyor. Konut alıcılarının kapora ödemeden önce belediyelerden imar durumu belgelerini ve taşkın kurum görüşlerini mutlaka talep etmeleri gerekiyor.
Özellikle bahçe, giriş ve bodrum katlarında geçmişteki su baskınlarını işaret eden nem, küf veya su izlerinin titizlikle aranması tavsiye ediliyor. Bunun yanı sıra, kapalı otoparkların rampa eğimleri, tahliye pompalarının varlığı ve kanalizasyon geri tepme önleyicilerinin işlevselliği mutlaka kontrol edilmelidir.
Uzmanlar, güvenli bir konut arayışında sadece deprem dayanıklılığının değil, çevresel risklerin ve drenaj altyapısının da aynı hassasiyetle değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Mahalle sakinlerinin geçmiş tecrübelerinden faydalanılması ve Devlet Su İşleri (DSİ) verilerinin incelenmesi, hayati riskleri minimize etmek adına büyük önem taşıyor.
Resmi kayıtlarda taşkın tehlikesi bulunan veya altyapı eksiklikleri giderilmemiş yapılardan uzak durulması, vatandaşların can ve mal güvenliği için kritik bir adım olarak görülüyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi · Bölge: İstanbul/üsküdar
Yayın: 07 Kasım 2026 10:15 · Kaynak: yenialanya.com