Beraat ettiği dava tahliye erteleme gerekçesi oldu
- Artı Gerçek- Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'nde kadın mahpusların tahliyeleri, İdare ve Gözlem Kurulu kararları ile engellenmeye devam ediliyor
- Tahliye hakkı doğmasına rağmen 9 kadın mahpusun tahliyesi, kurulun birbirine benzer gerekçeleriyle engelleniyor
Sincan Kadın Cezaevi'nde tahliyesi 5. kez engellenen mahpuslardan Zeliha Ustabaş'ın avukatı Hülya Yıldırım, beraat kararı verilen bir davanın tahliye engelleme gerekçesi yapılmasının hukuksuzluğun devamı niteliğinde olduğunu vurguladı Artı Gerçek- Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'nde kadın mahpus ların tahliye leri, İdare ve Gözlem Kurulu kararları ile engel lenmeye devam ediliyor. Tahliye hakkı doğmasına rağmen 9 kadın mahpusun tahliyesi, kurulun birbirine benzer gerekçeleriyle engelleniyor.
Son olarak 24 Temmuz 2024'ten bu yana tahliyesi engellenen tutsaklardan Zeliha Ustabaş'ın infazı 9 ay uzatıldı. 24 Temmuz 2027'de infazının tamamını bitirecek olan Zeliha Ustabaş için bir sonraki kurul tarihi ise 8 Temmuz 2027 olarak belirlendi.
Tahliye engelleme kararlarına dair konuşan Zeliha Ustabaş'ın avukatı Hülya Yıldırım, her şeyden önce yargılama süreçlerinin hukuksuz olduğunu belirtti. Hülya Yıldırım, İdare ve Gözlem Kurulu'nun tahliye engelleme kararlarının da bu hukuksuzluğun devamı niteliğinde olduğunu kaydetti.'BİR TANIK BEYANIYLA TUTUKLANDI, SOMUT BİR İDDİA YOK' Zeliha Ustabaş'ın 2015'te bir tanığın soyut beyanı nedeniyle tutuklandığını ifade eden Hülya Yıldırım, "Zeliha'nın dosyası, bir tanık beyanına dayanıyor.
Söz konusu beyanda da somut bir iddia söz konusu değildi. Bu sadece Zeliha'nın dosyası ile ilgili değil, bir çok dosyada aynı durum söz konusu. Bununla birlikte dayanaksız şekilde, ayrımcı bakışla çeşitli artırım sebeplerinin uygulandığını, indirim yapılmadığını görüyoruz" dedi.'DEĞERLENDİRME 5 KEZ OLUMSUZ SONUÇLANDI' Yargılamaların siyasi saiklerle gerçekleştiğini söyleyen Hülya Yıldırım, tahliye engelleme kararlarının da aynı gerekçelere dayandığına dikkat çekerek, "Koşullu salıverilme tarihinden bu yana 5 kez yapılan değerlendirme olumsuz olarak sonuçlandı ve İnfaz Hakimliği tarafından bu değerlendirmeler onaylandı.
Zelihan'ın hak ederek tahliye tarihi 24 Temmuz 2027. Yani mahkeme kararıyla verilen o'cezanın' bittiği tarihtir. Bir sonraki değerlendirme tarihi ise 8 Temmuz 2027. 8 Temmuz'da İdari Gözlem Kurulu olası bir olumlu bir değerlendirme yapsa bile aslında Zeliha'nın koşullu salıverilme hakkında fiilen yararlanabilir olduğunu söylemek mümkün değil.
Bu engelleme ile birlikte artık Zeliha'nın koşullu salıverilme hakkının topyekün engellendiğini belirtebiliriz. Hak ederek tahliye olmasına 16 gün kala yapılacak bir değerlendirmenin, koşullu salıverilme hakkını kullanmaya imkan tanıdığını söylemek söz konusu olamaz" diye konuştu.'KANUNDA DEĞERLENDİRME SÜRESİ EN FAZLA 6 AY' Tahliye erteleme sürelerinin de hukuken ölçülü olmadığının altını çizen Hülya Yıldırım, "Kanunda en fazla 6 aya kadar bu değerlendirmelerin yapılması gerektiğini söylenmesine rağmen yönetmelikle genişletilen alanla bunu 12 aya kadar çıkardılar.
Ve birçok yerde 9 ay, 12 ay gibi ertelemelerle karşılaşıyoruz. Yakın zamanda Kayseri'de Sermin Demirdağ'ın tahliyesi de 12 ay sonra değerlendirilmek üzere ertelendi. Zaten 34'üncü yılına girmiş vaziyette ve iki yıl sonra hak ederek tahliye olmuş olacak" ifadelerini kullandı.'BİR SONRAKİ KURUL TAHLİYE TARİHİNE DENK GETİRİLDİ' Hülya Yıldırım, "Mevzuatın kendisi zaten tartışmalı ve belirsiz.
Ama bu belirsiz haliyle bile belli evrensel ilkeler, idari yönetim ilkeleri çerçevesinde uygulanması gereken kurallara uygun davranılsa dahi bu tahliyelerin gerçekleşmesi gerekiyordu. Son engellemenin 9 ay uzatılması ve bunun da bihakkın tahliye tarihine denk getirilmesi de aslında politik bir sebep.
Yani özellikle de Sincan'daki politik kadın mahpusların bu haktan yararlanmasını engellemek için fiili bir durum yaratılıyor" diye konuştu. SİNCAN'IN DİĞER CEZAEVLERİNE YANSIMASI 2021 yılında İnfaz Kanunu'nda yapılan değişiklik sonrası Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'nde yalnızca iki kadın mahpusun koşullu tahliye hakkında yararlanabildiğine dikkat çeken Hülya Yıldırım, "Bugün gelinen noktada halen birçok mahpus koşullu salıverilme hakkı engellenmiş durumda.
Sincan bu konuda pilot bir yer. Ama bu durum sadece Sincan idaresiyle ilgili de değil. Adalet Bakanlığı'nın da aslında bildiği, gördüğü bir yer olarak karşımızda duruyor. Sincan'daki bu durumun yansımasını başka cezaevlerinde de yaşıyoruz.
Önceleri tahliye edilebilen yerlerde bugün benzer uygulamalarla da karşılaşmaya, daha öncesinde engellemelerle karşılaştığımız yerlerde de bunların artarak devam ettiğini görüyoruz" dedi.'KORİDORDA ARKADAŞINA SELAM VERMEK GİBİ GEREKÇELERKE KARŞILAŞIYORUZ' Kurulun tahliye engelleme gerekçelerine değinen Hülya Yıldırım, "Gerekçelerin neredeyse hepsi birbirinin aynı. Hepsi birbirinin aynı nitelikte ve içerikte.
Kaldırılmamış disiplin cezası bulunmamasına rağmen disipline aykırı işlemlerde bulunmak, sadece Zeliha değil aslında birçok kişi için koridorda gördüğü arkadaşına selam vermek gibi gerekçelerle karşılaşıyoruz" diye konuştu. İdare ve Gözlem Kurulu'nun tutsaklar hakkında yaptığı değerlendirmelerden oluşan seyir defterinin kendileri ile paylaşılmadığını kaydeden Hülya Yıldırım, bu nedenle değerlendirmeler ve iddialar hakkında bilgi alamadıklarını belirtti.
Bu defterin, kurul kararını onaylayan İnfaz Hakimliğine de sunulmadığının altını çizen Hülya Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: "Aslında bu değerlendirmenin temelini oluşturan şey; bu izlem formları, izlem puanlamalarıdır. Bunlara ulaşabilmemiz ve İnfaz Hakimliğince de denetlenebilmesi gerekiyor.
Ancak aylar sonra bu bilgilere erişebiliyoruz. Ve aylar sonra karşılaştırma yaptığımızda aslında İdare ve Gözlem Kurulu değerlendirmesinde gerekçe olan hususların bazılarının gerçeğe aykırı olduğu, farklı durumların mevcut olduğunu görebiliyoruz.
Örneğin Zeliha özelinde,'Personelin arama ve sayım süreçlerinde işini kolaylaştırmamak' gibi bir gerekçeyle bir düşük puanlama yapılmıştı. Aynı dönemde aslında Zeliha'ya bu konuda bir dava da açılmıştı ve bu ceza davasından da beraat etmişti.
Tam tersine personelin yaptığı aramanın, ölçülü olmadığı, mahpusun yaşam alanında yapılan aramanın, mahpusun yaşam alanına saygı gösterecek nitelikte olmadığını tespit eden bir beraat kararıydı. Çünkü çöp kutusu yere dökülerek bir arama gerçekleştirilmişti.
Bir yanıyla aslında husumetli de olabilecek başgardiyanlar ya da gardiyanlar tarafından puanlanılan bir seyir defterinden ya da beyanlardan bahsediyoruz."'İTİRAZLAR SONRASI TEKNİKER KURULDAN ÇIKARILDI' Kurulda bulunan üyelerin de hukuki değerlendirme yapma yetkisinin bulunmadığını hatırlatan Hülya Yıldırım, "İdare Gözlem Kurulu'nun kimlerle toplandığı, kaç kişinin kurulda olduğu, savcının kurulda olup olmadığı meseleleri hep bir muamma ve tartışma oluşturuyor. Her ne kadar kararda imzalarını görsek de aslında bu noktalarda eksiklik olduğunu biliyoruz.
Hatta bu itirazlarımız sonrasında artık teknikerin Sincan'daki kurulda yer almadığını biliyoruz. Cezaevinde yer alan teknik eleman personellerin yer aldığı bir kuruldan bahsediyoruz. Sonuç olarak bir çeşit yargılama yapıyor İdare ve Gözlem Kurulu.
Yani paralel bir yargılama yapılıyor. Burada hem buna itirazımız var. Hem de paralel yargılamayı yapan kurulun oluşumu bambaşka sorun teşkil ediyor. Bu itirazlarımız sonrasında artık teknikerin, Sincan'daki kurulda yer almadığını biliyoruz" dedi.'HAKİMLİK NOTER GİBİ ONAYLIYOR' İnfaz Hakimliğinin tüm bunlara rağmen kurul değerlendirmesini esas alarak kara verdiğini söyleyen Hülya Yıldırım, "İnfaz Hakimliği bu hatalı durumu, çelişkiyi tespit edebilecek durumda değil.
Çünkü kurul değerlendirmesi, hakimliğe sunulan dosyada yok mesela. Peki İnfaz Hâkimliği neye göre değerlendirme yapıyor? Nasıl, bir mahpusun'iyi hâli' olmadığına ilişkin değerlendirmenin hukuka uygunluğunu denetleyebiliyor.
İnfaz Hakimlikleri de'noter' gibi bu değerlendirmeyi onaylıyor. İnfaz Hakimlikleri kararlarına karşı yaptığımız itirazları da yine aynı şekilde reddeden Ağır Ceza Mahkemeleri var. İnfaz Hakimliklerinin yapması gereken ama yapmadığı denetim de aslında suç oluşturuyor" diye konuştu.'SİNCAN CEZAEVİ PİLOT BÖLGE HALİNE GETİRLDİ' Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'nin tahliye engelleme politikaları ile pilot bölge haline getirildiğini söyleyen Hülya Yıldırım, bu durumun devletin ve yargının kadına yönelik politik şiddetin de bir yansıması olduğuna dikkat çekti.
Hülya Yıldırım, "2021 sonrasında mevzuatta yapılan değişiklikle bu uygulamanın başlamasıyla birlikte, sistematik bir şekilde bu engellemelerin devam ettiği en bilinen yer Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'dir. Hatta Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'nde bir dönem sadece politik mahpuslar değil, aynı zamanda adli mahpuslara da benzer uygulamalar olduğuna dair duyum almıştık.
Bunun sebebinin ise emsal karar oluşturması gibi bir kaygı olduğuna dair duyumlar da çokça dolaşmıştı. Elbette bunu teyit etme şansımız yok ama sonuç olarak böyle sistematik bir engelleme söz konusu. Bu tek başına Sincan idaresiyle sınırlı bir politika değil.
O yüzden de her hafta pazartesi günü saat 12.30'da Adalet Bakanlığı önünde Sincan Kadın Kapalı Cezaevi başta olmak üzere aslında tahliye engellemelerine ilişkin de ses çıkarmaya ve bu şiddeti görünür kılmaya çalışıyoruz" dedi.'DEĞİŞİKLİĞİN 2021 ÖNCESİ UYGULANMASI HUKUKSUZ' 2021 yılında İnfaz Kanunu'nun 89'uncu maddesinde yapılan değişikliğin, 2021 yılı öncesi mahpuslara uygulanmasının hukuk ilkelerine uygun olmadığını belirten Hülya Yıldırım, "Bu düzenlemenin varlığını kabul edecek olsak dahi, hukuk ilkelerine uygun bir şekilde uygulandığı takdirde aslında bu kişilerin tahliye olması gerekiyordu" diye konuştu.'SÜREÇ DEVAM EDERKEN TAHLİYELERİN ENNGELLENMESİ ÇELİŞKİ' Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında çerçeve yasanın kabul edildiği Ağustos ayından bu yana birçok mahpusun tahliyesinin engellenmeye devam edildiğini hatırlatan Hülya Yıldırım, "Hatta belki çok daha sistematik bir şekilde bunu görür olduk. Başka bir toplumsal dönem inşa edilmeye çalışılırken, bunlar büyük bir çelişki oluşturuyor.
Aynı zamanda insanların sürece olan inancı noktasında da tartışma doğuruyor. Mesela Yargıtay Dairesi'nin başka dosyalarda kanun yararına bozma yoluna gittiği çok net kararları var. Değerlendirme raporlarının objektif ve denetlenebilir nitelikte olması gerektiğini söylüyor.
Biz aynı başvuruyu yaptık ancak başvurumuz reddedildi. Yani hem kurul kararlarının hem yargı kararlarının siyasi saiklerle alındığını gösteriyor" dedi.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 31 Ekim 2026 07:23 · Kaynak: artigercek.com