John Malkovich'in bitmeyen yolculuğu: 47 ülke, 50 yıllık kariyer
- John Malkovich, Martin McDonagh imzalı yeni filmi "Wild Horse Nine"da ömrünü hükümetleri devirmek ve suikastlar düzenlemekle geçirmiş, artık sırlarını açığa vurmak isteyen yorgun bir CIA ajanını canlandırıyor
John Malkovich, Martin McDonagh imzalı yeni filmi "Wild Horse Nine"da ömrünü hükümetleri devirmek ve suikastlar düzenlemekle geçirmiş, artık sırlarını açığa vurmak isteyen yorgun bir CIA ajanını canlandırıyor. 50 yıllık kariyerinde 47 ülkede sahneye çıkan 72 yaşındaki oyuncu ise Hollywood'un ilgi odağında kalmak yerine tiyatrodan klasik müziğe, farklı dillerdeki oyunlardan uluslararası projelere uzanan hareketli yaşamını sürdürüyor.
Malkovich, "Wild Horse Nine" filminde Paskalya Adası'nda hayatının son dönemini geçiren CIA ajanı Chris karakterine hayat veriyor. Martin McDonagh'ın yönettiği filmde, yıllarca hükümetleri devirme ve suikast operasyonlarında görev alan karakter, artık bildiklerini anlatmaya daha istekli hale geliyor."Empire of the Sun", "Of Mice and Men", "In the Line of Fire" ve "Being John Malkovich" gibi yapımlarla tanınan oyuncunun yeni filmdeki performansı, kariyerinin öne çıkan çalışmaları arasında gösteriliyor.
Malkovich'in bu rolle ilk Oscar adaylığını ve ödülünü kazanabileceği konuşuluyor. Ancak 72 yaşındaki oyuncunun yeniden gündeme gelmesi, onun kariyeri boyunca Hollywood'un merkezinde kalmayı tercih etmediğini de hatırlatıyor.
Associated Press'e (AP) konuşan Malkovich, kendisini öncelikle bir çalışan olarak tanımlıyor ve tanıtım etkinliklerine katılmak yerine yeni projelere yönelmeyi tercih ettiğini söylüyor."Ben çalışan biriyim ve bu, işimin bir parçası değil" diyen oyuncu, "Galalara nadiren giderim. İçinde yer aldığım filmleri de nadiren izlerim.
Tanıtım yapmam için pek sık çağrılmam çünkü ben çoktan gitmiş olurum" ifadelerini kullanıyor. Oscar gündemi arasında Japonya ve Meksika yolculuğuMalkovich, "Wild Horse Nine"ın cuma günü sinemalarda gösterime gireceği dönemde Japonya'da bir tiyatro oyunu yönetecek.
Kısa süre önce Meksiko'da sahneye çıkan oyuncu, Japonca bilmemesine rağmen ülkede çalışacak olmasını kariyeri boyunca sürdürdüğü öğrenme merakının bir parçası olarak görüyor. Daha önce Letonya dilini bilmeden "Leopoldstadt" oyununu yönettiğini hatırlatan Malkovich, "Sürekli öğreniyorum" diyor.
Farklı ülkelerdeki izleyicilerin beklentilerinin büyük ölçüde benzer olduğunu düşünen oyuncuya göre insanlar tiyatroya etkilenmek, eğlenmek ve çoğu zaman duygusal bir arınma yaşamak için geliyor. Malkovich, "Monte Carlo'da, Oklahoma City'de, Salé'de ya da Porto Alegre'de olabilirsiniz.
Sabah saat dörtte uyanıksınızdır, beşte çoktan arabadısınızdır. Bu benim için binlerce sabah demek. Kimseyi tanımazsınız ve belki bir daha oraya hiç dönmezsiniz. Benim yollardaki hayatım böyle" sözleriyle yaşam tarzını anlatıyor.
Oyunculuk konusunda da yıllar geçtikçe ilgisinin azalmadığını, aksine 20'li yaşlarından daha meraklı olduğunu belirtiyor. 1970'lerin sonunda Chicago'daki Steppenwolf Theatre Company'nin kurucu üyeleri arasında yer alan Malkovich, "True West" ve "Death of a Salesman" gibi oyunlardaki performanslarıyla tiyatro sahnesinde de dikkat çekmişti.
Malkovich, öğrenmeye verdiği önemi şöyle anlatıyor: "Her gün yeni bir şey öğrenmelisiniz. Birisi benden bir moda koleksiyonu hazırlamamı istedi. Şimdiye kadar 24 koleksiyon yaptım. Bu konuda ne biliyorum? Hiçbir şey. Önemli olan öğrenmek."Klasik müzikle sahnede buluşuyorMalkovich son yirmi yılda klasik müzik sanatçılarıyla birlikte gerçekleştirdiği sahne projelerine de ağırlık verdi.
Bu gösterilerde oyuncunun seslendirdiği metinler, orkestralar ve oda müziği topluluklarının performanslarıyla bir araya geliyor. Bu projelerden hiciv niteliğindeki "The Music Critic"te kemancı Aleksey Igudesman, klasik müzik eserlerini seslendirirken Malkovich de geçmişte yayımlanmış, bugün komik bulunan müzik eleştirilerini kendine özgü üslubuyla okuyor.
Klasik müzik projelerinde yer almasının nedenlerinden birinin bilet satışlarına katkı sağlamak olduğunu söyleyen Malkovich, bunun karşılığında yetenekli müzisyenlerle aynı sahneyi paylaşmanın keyfini yaşadığını belirtiyor. Oyuncunun uluslararası yolculukları zaman zaman siyasi tartışmalarla da kesişti.
Malkovich, kendisine ait olmayan ifadelerin bir basın bülteninde yanlış biçimde aktarılmasının ardından bu yıl Tel Aviv'de "The Music Critic" gösterisine katılmaktan vazgeçti. İki yıl önce ise Bulgaristan'da yönettiği George Bernard Shaw imzalı savaş karşıtı "Arms and the Man" oyunu, aşırı sağcı milliyetçi protestocuların hedefi olmuş; bazı seyirciler fiziksel saldırıya uğramıştı.
Malkovich, bu olayları "talihsiz ve genel olarak oldukça saçma" olarak nitelendirerek yaşananların oyunla ilgisi olmadığını söylüyor. Hollywood yerine kendi yolunu çizdiMalkovich'in yoğun uluslararası programı, bazı film projelerini geri çevirmesine de neden oldu.
Oyuncu, "In Bruges" ve "The Banshees of Inisherin" filmleriyle tanınan yönetmen Martin McDonagh'ın tekliflerini daha önce iki kez takvimi nedeniyle kabul edememişti. Ancak McDonagh, sonunda onu "Wild Horse Nine" için ikna etti.
Yönetmen, Malkovich'le ilk çevrim içi görüşmesinde oyuncunun zekasından çekindiğini söylüyor. Buna karşın onun sessiz anlarda bile büyük bir hüzün ve pişmanlık duygusu aktarabildiğini belirterek, bu özelliğin filmin merkezinde yer aldığını ifade ediyor.
Filmin senaryosu, CIA'in ABD Başkanı John F. Kennedy suikastındaki rolü ve Şili'deki askerî darbeye uzanan tartışmalı tarihsel olaylara değiniyor. Malkovich, senaryonun daha önce sahneye uyarladığı Don DeLillo'nun "Libra" romanı ve Roberto Bolano'nun "Nazi Literature in the Americas" eserinden hareketle hazırladığı çalışmaları hatırlattığını söylüyor.
Oyuncu, bu iki eseri televizyon çağında yaşanan ve karakterlerin hayatlarını etkileyen büyük ulusal ve uluslararası travmaların iki ucu olarak tanımlıyor."Being John Malkovich"in ardından daha doğrudan bir Hollywood yıldızına dönüşebilecek bir kariyer yolu izlemek yerine kendi sanatsal tercihlerini takip eden oyuncu, bu kararından pişmanlık duymuyor. Malkovich, "Hayatım boyunca istediğiniz şeyi yapmanın bir bedeli olduğunu kabul ettim.
Bu benim için sorun olmadı. Aşağı yukarı tam olarak istediğim şeyleri yaptım" diyor. Illinois eyaletindeki eski bir kömür madeni kasabasında büyüyen oyuncu, bu ay da dünyanın başka bir ucunda, dilini bilmediği bir ülkede oyuncularla çalışacak.
Malkovich, en küçük torununu uyutmak için Bob Dylan'ın "One Too Many Mornings" şarkısını söylediğini anlatıyor. Şarkının "Bir sabah daha geçti, ardımda binlerce mil kaldı" dizeleri ise oyuncunun yıllardır sürdürdüğü yolculuklarla örtüşüyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 04 Kasım 2026 14:03 · Kaynak: tr.euronews.com