Meme kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor
- Van'ın yanı sıra Ağrı, Muş, Bitlis, Hakkari, Bingöl, Şırnak ve Iğdır'dan gelen hastalara da hizmet veren merkezde, sağlık kuruluşları ile Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) yapılan görüntülemelerde şüpheli bulgu saptanan hastaların tanı süreçleri yürütülüyor
Van'ın yanı sıra Ağrı, Muş, Bitlis, Hakkari, Bingöl, Şırnak ve Iğdır'dan gelen hastalara da hizmet veren merkezde, sağlık kuruluşları ile Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) yapılan görüntülemelerde şüpheli bulgu saptanan hastaların tanı süreçleri yürütülüyor.
Kanser şüphesi taşıyan lezyonlara biyopsi uygulanan merkezde, gerekli görülen hastalar için işaretleme işlemleri de gerçekleştiriliyor. Alınan örnekler patoloji laboratuvarına gönderilerek tanı sürecine katkı sağlanıyor.
İki öğretim görevlisi, bir hemşire, iki teknisyen, iki sekreter ve hasta yönlendirme personelinin görev yaptığı merkezde, şikayeti veya belirgin bir bulgusu olmayan kişilerin başvuruları da değerlendiriliyor. Tarama ve tanı süreçleri kapsamında fırsatçı taramalar da gerçekleştiriliyor.
Merkezde yılda yaklaşık 1500 hastaya hizmet verilirken, hastaların yaklaşık yüzde 30-40'ında kötü huylu (malign) bulgulara rastlanıyor.
Tanı konulan hastaların durumları, hastane bünyesinde haftada bir gün düzenlenen konsey toplantılarında ele alınıyor. Genel cerrahi, tıbbi onkoloji, patoloji, radyasyon onkolojisi ve radyoloji uzmanlarının katıldığı toplantılarda hastaların bulguları değerlendirilerek kişiye özel tedavi planları hazırlanıyor.
"Gerekli tedaviler planlanıyor ve uygulanıyor"
Van YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi Meme Radyolojisi Sorumlusu Doç. Dr. Nurşen Toprak,, çevre illerden, halk sağlığı birimlerinden, KETEM'lerden ve hastanelerden yönlendirilen kanser şüphesi bulunan hastalara öncelikli olarak hizmet verdiklerini söyledi.
Hastaların tanı sürecini baştan sona takip ettiklerini belirten Toprak, mamografi, ultrasonografi ve gerekli durumlarda MR ile kontrastlı mamografi yöntemlerinden yararlandıklarını, şüpheli lezyonlara biyopsi uyguladıklarını ifade etti.
Alınan doku örneklerinin patoloji laboratuvarında incelendiğini dile getiren Toprak, şunları kaydetti:
"Fırsatçı taramalar da yapıyoruz. Bazen hasta kendi vücudunda bir değişiklik fark ederek ya da tarama amacıyla bize başvurabiliyor. Bu hastalara da yardımcı olmaya çalışıyoruz. Gerekli tedaviler planlanıyor ve uygulanıyor.
Bazen erken tanı koyabildiğimiz hastalar doğrudan ameliyat olabiliyor. Hastalık çok ilerlemişse hastayı neoadjuvan kemoterapi için onkoloji bölümüne yönlendiriyoruz. Radyoloji bölümü olarak sonraki tedavi süreci boyunca da hastaları takip etmek üzere merkezimizde kabul ediyoruz."
"Öncelikle kişinin kendi vücudunun farkında olması gerekiyor"
Literatürdeki verilere göre meme kanserinin her sekiz kadından birini etkilediğini dile getiren Toprak, meme kanseri taramalarının genellikle 40 yaş üzerindeki kadınlara yönelik yapıldığını ancak bölgede daha genç yaşlarda da hastalıkla karşılaştıklarını vurguladı.
Kadınların kendi vücutlarını tanımalarının ve meme sağlığı konusunda bilinçli olmalarının önemine dikkati çeken Toprak, "Bölgemizde çok genç yaşlarda da meme kanseri görüyoruz. 40 yaşın altında, hatta 20'li yaşlarda olan çok sayıda hastamız var.
Öncelikle kişinin kendi vücudunun farkında olması ve tanıması gerekiyor. Ailesel risk faktörlerini bilmeleri ve bu doğrultuda doktorlarından tarama konusunda yönlendirme istemeleri gerekiyor. Meme hastalığından çekindikleri için uzun süre doktora başvurmayan çok sayıda hastamız var.
Bu nedenle karşımıza lokal ileri evrede kanser vakaları çıkabiliyor. Memede herhangi bir değişiklik fark edilmesi durumunda mutlaka doktora başvurulması gerekiyor." dedi.
Merkezde görevli Dr. Leyla Turgut Çoban da ekim ayının Meme Kanseri Farkındalık Ayı olduğunu belirterek, farkındalık çalışmalarının yıl boyunca sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Ünitede bulunan dijital tomosentezli mamografi cihazının hastalığın erken evrede tespit edilmesine yardımcı olduğunu ifade eden Çoban, "Bu cihaz sayesinde meme kanserinin erken evrede saptanmasına ve tanıya ulaşmamıza yardımcı olan görüntüler elde edebiliyoruz. Özellikle çok erken dönemde, gerekli görülen durumlarda mamografi eşliğinde biyopsi yapabiliyoruz.
Meme kanserinde erken tanı, hastayı yüzde 90-95'e varan oranlarda hastalığa bağlı olumsuz sonuçlardan koruyor çünkü hastalığı çok erken dönemde, henüz kanserleşme gerçekleşmeden tespit edebiliyor ve hastanın uzun dönem sağ kalımını artırabiliyorsunuz. Bu anlamda burada çok kıymetli çalışmalar yürütülüyor." diye konuştu.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık
Yayın: 30 Ekim 2026 10:11 · Kaynak: gazetepusula.net