Çocukların olması gereken yerde neden korku var?
Dünyanın bir başka yerinde, çocuk cıvıltılarıyla dolması gereken o okul pencerelerinden yükselen sisli, karanlık dumanlar... Ekranların o soğuk ve mesafeli akışında önümüze düşen bu görüntüler, kısa sürede yüreklerimizde fırtınalar kopararak zihnimize kazınıveriyor. Yıllardır minik sırt çantalarını takıp koşan yavruların heyecanını, ders zillerinin o neşeli sesini ağırlayan o koridorlar, aniden kelimelerin bittiği, hayatın durduğu birer matem yerine dönüşüyor. O okul kapılarının önünde acı haberle yıkılan anaları, babaları, korku dolu gözlerle birbirine sarılan çocukları izlerken, insanın vicdanındaki o büyük boşluğu derinliğine hissediyorum.
Yıllarca güvenle, "nasıl olsa en güvenli yer" diyerek yolladığımız o yuvalar; öfkenin, karanlığın ve insanlıktan çıkmışlıkların hedefi oluverdi. O kapıların önünde çaresizce bekleşen insanları seyrederken, bu vahşetin büyüklüğü karşısında insanlığımızdan utanıyoruz. Aksine bu acı tablo insana dair çok sarsıcı bir gerçeği yüzümüze çarpıyor: Bizler dünyayı çocuklara dar eden, en saf ve masum varlıklarımızı koruyamayacak kadar büyük bir karanlığın içine saplanan varlıklarız.
Hatta yetkililerin bu tarifsiz tehlikeye karşı okulların etrafına demir duvarlar örmesi, polis bariyerleriyle önlem almaya çalışması, modern dünyanın getirdiği o acıklı ve çaresiz tabloyu gözler önüne seriyor.
Fakat bu acı tablonun arkasında, o geçici infiallerin dindiği yerde, içimizi sızlatan o asıl adalet ve vicdan arayışıyla yüzleşmek zorundayız. Dünyanın en güzel bahçeleri olması gereken o okullar, hiçbir sapkın zihniyetin, hiçbir şiddet sarmalının kurbanı olamayacak kadar kutsal. O sınıflar, sıranın üzerine eğilip hayal kuran o parıl parıl gözler geleceğin tek umudu bize.
En büyük korkum da en büyük duam da odur ki; bu masum yaşamlar, büyüklerin çıkarlarının ya da karanlık ruhlarının kurbanı olup gitmesin. Bir daha hiçbir okul koridorundan o acı siren sesleri yükselmesin. Oradan ayrılırken geriye sadece çocukların neşeli kahkahaları kalsın; bu hepimizin en temel insanlık borcudur.
Zaman akar, acılar biraz kabuk bağlar sanılır, o güvenlik önlemleri unutulur gibi olur...
Ama o çocuklar bizim yuvamız, geleceğimiz, nefesimiz. Onları korumak; sadece kapılara kilit vurmakla değil, sevgiyi, merhameti ve hayatı bu dünyaya yeniden hakim kılmakla mümkündür.
Kategori: Eğitim · Bölge: Bayburt
Yayın: 07 Ekim 2026 07:12 · Kaynak: kuzeyekspres.com.tr