32 milyon işçinin sadece 2 milyonu örgütlü' Küçük: Ülkede emekle geçinmek artık gerçekten çok zor
- “Özgür’ce Anlat” ile farklı meslek gruplarının temsilcilerine mesleki sorunları soruyor, bu noktada kurum olarak yaptıkları çalışmaları okurlarımıza aktarıyoruz
“Özgür’ce Anlat” ile farklı meslek gruplarının temsilcilerine mesleki sorunları soruyor, bu noktada kurum olarak yaptıkları çalışmaları okurlarımıza aktarıyoruz. Bu kapsamda gazetemize konuşan Genel-İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Vedat Küçük, işçilerin örgütlenmekten korktuğunun altını çizerek Türkiye’de sadece 2 milyon örgütlü işçi olduğunu, Genel-İş Kocaeli örgütünde ise 2 bin 500 üye bulunduğunu ifade etti. Küçük, insanca yaşam için aylık en az 75-80 bin TL maaş gerektiğinin altını çizdi.
32 MİLYONUN SADECE 2 MİLYONU ÖRGÜTLÜ Küçük, işçilerin yaşadığı sorunlar ile ilgili şu ifadelerde bulundu: “Sadece Kocaeli'de değil, Türkiye'de çalışma hayatı her geçen gün zorlaşıyor. Bugün Türkiye genelinde çalışan sayısı 32 milyonun üzerinde fakat bunun sadece 2 milyonu örgütlü işçilerden oluşuyor.
Bunların da hepsi ne yazık ki iş yerlerinde özgürce toplu sözleşme yapabilme hakkına sahip değil. Kocaeli'ye baktığımızda, iller arasında sanayinin ve üretimin en fazla olduğu bölgelerden biri olmasına rağmen aynı durum ilimiz için de geçerli.
Şu anda Kocaeli'de örgütümüze üye yaklaşık 2 bin 500 işçi arkadaşımız bulunuyor. Bence çalışma hayatının önündeki en büyük engellerden biri, emeğiyle geçinen insanların özgürce örgütlenebilme hakkını tam olarak kullanamaması. Özellikle özel sektörde bu oran çok daha aşağılara iniyor.
İŞÇİNİN ANAYASASI Sendikalı işçi sayısının az olmasının önemli nedenlerinden biri özellikle özel sektörde işverenlerin örgütlenmeye karşı yaklaşımı. Biz örgütlü toplumdan korkan bir yapıya dönüştük. Bir iş yerinde çalışan insanların bir araya gelerek kendi iş kolundaki bir sendikada örgütlenmesi anayasal bir hak ama bu hakkı kullanmaya kalktıklarında işten çıkarmalarla karşılaşıyorlar.
İşçilerin örgütlenmesinin önüne engeller konuluyor. Örgütsüz bir toplumu yönetmek daha kolaydır. Bence toplumun en temel sorunlarından biri de haklarımızı savunma konusunda hep birlikte zayıflamış olmamızdır. Örneğin BEKAŞ'ta ocak ayında yaptığımız toplu iş sözleşmesini bir ay sonra genel merkezimizin matbaasında bastırdık.
Yaklaşık 1800 işçi arkadaşımıza toplu iş sözleşmesi kitapçığını dağıttık. Bütün iş yerlerimizde bunu yapıyoruz. Çünkü o kitap işçinin anayasasıdır. Orada sorumlulukları ve alacağı bütün haklar yazıyor.
YOKSULLUK SINIRI 130 BİN TL Asgari ücret de şu anda açlık sınırının en az 9-10 bin lira altında. En son verilere göre işsizlik yüzde 30'lara dayanmış durumda. Böyle olunca insanlar açlık sınırının altındaki ücretlerle bile çalışmak zorunda kalıyor.
Çünkü herkes evini geçindirmek zorunda. Bugün bırakın dört kişilik bir aileyi, sadece iki kişinin bile tek asgari ücretle geçinme imkânı olmadığını hepimiz yaşıyor ve görüyoruz. Türkiye'de insanın emeğiyle geçinmesi gerçekten çok zor.
Yaklaşık 1,5 milyon işçi toplu iş sözleşmesi yapabilme hakkına sahip. Bu işçiler, asgari ücretin ve açlık sınırının biraz üzerinde ücretlerle, elde ettikleri sosyal haklarla diğerlerine göre daha iyi koşullarda yaşayabiliyor.
Ancak bugün yoksulluk sınırı bile 130 bin liraya dayanmış durumda. Bu ücretlere ancak bürokraside belli bir noktaya gelmiş kişiler veya doktorlar gibi nitelikli iş gücüne sahip çalışanlar ulaşabiliyor.
GELİR VE VERGİ ADALETSİZLİĞİ Türkiye'de hayat pahalılığının yanında en temel sorunlardan biri gelir adaletsizliği. Aynı zamanda vergideki adaletsizlik de çok yüksek boyutta. Son dört yıldır bu adaletsizlik daha da zirveye çıkmış durumda.
Biz DİSK ve DİSK'e bağlı sendikalar olarak her yılsonuna doğru Türkiye genelinde gelirde ve vergide adalet sağlanması için basın açıklamaları yapıyoruz. Emeğiyle geçinen insanların sorunlarının kamuoyunda daha fazla konuşulmasını sağlamaya çalışıyoruz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki iktidar ve muhalefet partilerine de gerekli bilgileri sunuyoruz. DİSK'e bağlı sendikalar olarak bu sorunların yazılı ve görsel basın aracılığıyla kamuoyuna duyurulması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
VERGİ MESELESİNE DEĞİNDİ Vedat Küçük, “Türkiye'de hayat pahalılığının yanında en temel sorunlardan biri gelir adaletsizliği. Aynı zamanda vergideki adaletsizlik de çok yüksek boyutta.” dedi.
DAHA İYİ SÖZLEŞMELER YAPIYORUZ Vedat Küçük, eylemlerle hak arayışlarına değinerek, “Kendi örgütlü olduğumuz iş yerlerinde yaptığımız toplu iş sözleşmeleriyle içinde bulunduğumuz sürece göre daha iyi durumdayız. Biz özellikle ikramiyeler, yemek ücretleri, bayram paraları ve diğer sosyal haklar konusunda birçok yere göre daha iyi sözleşmeler yapıyoruz.” dedi.
Küçük, insanca bir yaşam için en az ne kadar maaş alınması gerektiği ile ilgili şunları kaydetti: “Açlık sınırı 38 bin liraysa en az 40 bin liranın üzerinde ücret alan bir insan da sadece aç kalmayacak demektir ama ben bu rakamların da gerçekçi olduğuna inanmıyorum. Kocaeli'ye baktığımızda da oturulamayacak durumdaki evlerde bile 20-25 bin liranın altında kira yok.
Aldığı ücret 60 bin lira bile olsa neredeyse yarısını kiraya vermiş olacak. Geriye kalan 30 bin lirayla elektrik, su, doğal gaz faturalarını ödeyecek. Çocuğu varsa, ilkokula bile gitse günlük harcamalarını karşılayacak. Üstelik ülkemizde son beş yıldır gıda enflasyonu zirve yapmış durumda.
Bugün normal bir marketten alışveriş yapmaya kalktığınızda, faturalarınızı ödedikten sonra kalan parayla bir ayı geçirmeniz mümkün değil.
Küçük, “Ülke artık üretim konusunda da zayıflamaya başladı. Yeni üretim alanları açılmıyor. İşsizlik de bu yüzden büyüyor. Üniversitelerden çok sayıda gencimiz mezun oluyor fakat iş bulmakta zorlanıyor. Kendi mesleklerini bile yapamıyorlar.
Birçok mühendis ne yazık ki marketlerde kasiyerlik yapıyor. İnsanca yaşamak için gerekli ücret her geçen gün değişiyor. Örneğin biz toplu sözleşme yapıyoruz. Yılbaşındaki rakamlara göre anlaşmaya varıyoruz. Ancak her gün kullandığımız birçok ürünün fiyatı neredeyse her gün değişiyor.
Bir ülkede gerçek enflasyon gizlenip TÜİK verilerine göre enflasyon belirlendiğinde ücretle yaşayan herkes mağdur oluyor. Bugün açlık sınırı 38-40 bin liraya gelmişse insanların bunun neredeyse iki katı ücret alması gerekiyor ki günlük ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilsinler.” dedi.
Vedat Küçük, “Türkiye'de 2015 yılından beri ekonomik kriz yaşanıyor fakat son 5-6 yıldır kriz zirveye çıkmış durumda. Emeğiyle geçinen insanların, emeklilerin, küçük esnafın ve küçük ölçekli tarımla geçinen kesimlerin artık geçinebilme imkânı kalmadı.
Türkiye'nin bütçesi büyük ölçüde çalışanlardan, kamu emekçilerinden, küçük esnaftan alınan vergilerle ve cezalardan oluşturuluyor. Devlet de özelleştirmeler nedeniyle birçok sektörden çekildiği için ekonomiyi kontrol edecek ve geliştirecek araçlarını kaybetti.
Ekonomide oyun kurma gücü azaldı. Üretmeyen, dışa bağımlı ve birçok ürünü ithalatla karşılayan bir ülkede fiyat politikasını da kontrol edemezsiniz. Bu politikalar devam ettiği sürece toplumun büyük kesimini oluşturan emekçilerin daha fazla mağdur olacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Vedat Küçük, işçilerin sahip olduğu sosyal haklar hakkında şu ifadelerde bulundu: “Kendi örgütlü olduğumuz iş yerlerinde yaptığımız toplu iş sözleşmeleriyle içinde bulunduğumuz sürece göre daha iyi durumdayız. Biz özellikle ikramiyeler, yemek ücretleri, bayram paraları ve diğer sosyal haklar konusunda birçok yere göre daha iyi sözleşmeler yapıyoruz.
Belediyelerde 2018 yılına kadar taşeron çalışma sistemi vardı. 2018'den sonra belediye şirketlerine geçildi. 2020 yılından sonra daha rahat toplu iş sözleşmesi yapmaya başladık.
GİYDİRİLMİŞ MAAŞ ASGARİ ÜCRETİN İKİ KATI İlk toplu iş sözleşmelerimizi yaptığımızda birinci gruptaki işçilerin giydirilmemiş aylık maaşı, asgari ücretin bir kat üzerinde bile değildi. Yaklaşık yarım kat üzerindeydi. Ancak o dönemde alım gücü daha yüksek olduğu için insanlar geçinebiliyordu.
Ekonomik kriz bu kadar yoğunlaşmamıştı. Asgari ücretle kira ödeyip geçinmek mümkündü. Şu anda 28 bin lira olan asgari ücretin iki katı düzeyinde giydirilmiş maaşımız var.”
Küçük, “Biz örgütlü olduğumuz iş yerlerinde üyelerimizin bu ekonomik krizden daha az etkilenmesi için çalışıyoruz. Elbette özellikle kirada oturan arkadaşlarımız daha fazla zorlanıyor. Biz de bu zorlukları en aza indirmeye, haklarını korumaya çalışıyoruz.
Şu anda bu ülkede sadece rantiyeciler mutlu. Ben onların tırnak içinde'beleş para' kazandığını söylüyorum. Onlar çok rahat. Bunun dışında 86 milyonluk nüfusun 80 milyonunun mağdur olduğunu iddia ediyorum. Müreffeh yaşayan yaklaşık 6 milyonluk bir kesim var. Şu anda sadece onlar mutlu.” dedi.
Küçük temsilcilerin belirlenme usullerinin seçim olduğunu ifade ederek şunları dile getirdi: “Şu ana kadar görev yapan temsilci arkadaşlarımızın hepsi seçimle geldiler. Görevlerine de aynı şekilde devam ediyorlar. Bugüne kadar herhangi bir iş yerinden, herhangi bir müdürlükten bana "Biz bu temsilcilerden memnun değiliz, seçim istiyoruz" şeklinde bir talep gelmedi.
Örneğin iki ay önce Dilovası'nda toplu iş sözleşmesi öncesinde sandık kurduk. Seçim günü belirledik. Aday olmak isteyenlerin belli bir tarihe kadar başvurmasını istedik. Üç temsilci seçilecekti. Toplam üç kişi aday oldu ve üçü de seçildi.
İzmit'te de mevcut iş yeri temsilcilerimiz görevlerine devam ediyor. Ben şu ana kadar kimse için "Bu kişiyi ben atadım" diye bir yazı yazmadım. İş yerlerinde seçilen arkadaşlarımızla devam ediyoruz. Çünkü onları işçi arkadaşları seçti.
46 FİRMA İLE ANLAŞMA Tamamlayıcı sağlık sigortasıyla ilgili de birkaç sigorta şirketiyle üyelerimize yönelik indirim anlaşmaları yaptık. Anlaşmalı kurumlarımızın listelerini iş yerlerine de asıyoruz. Birçok hastaneyle anlaşmamız var.
Kadın kuaföründen çiçekçiye kadar farklı sektörlerde anlaşmalarımız bulunuyor. Güzellik merkezleri bile gelip anlaşma talep ediyor. Onlarla da anlaşma yapıyoruz. Çünkü sonuçta oraya bir üyemiz bile gitse indirimden faydalanacak.
Bunun dışında diş poliklinikleri, fizik tedavi merkezleri, psikologlar var, okullar, ehliyet kursları gibi anlaşma yaptığımız birçok firma var. Ben 2011 yılında başkan olduğumda hiç anlaşmalı kurum yoktu. Şimdi ise 46 firma ile anlaşmamız var ve hala yeni anlaşmalar yapıyoruz.”
Son bir ayda ozgurkocaeli.com.tr sitesinde 5.918.282 gerçekleşti.
Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır
İzmit Sanayi Mahallesi'nde bulunan akaryakıt istasyonumuzda 3 vardiya çalışacak 20-45 yaş arası Tecrübeli/ tecrübesiz MARKET VE YAKIT SATIŞ GÖREVLİS...
İlanlarınız hem gazete hem de internet sitemizde eş zamanlı yayınlanmaktadır. * Gün sayısı artıkça indirimlerimiz mevcuttur. * İlan metninize en uygun ebat için tarafınıza en kısa sürede geri dönüş sağlanacaktır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık · Bölge: Kocaeli/İzmit
Yayın: 26 Ekim 2026 17:35 · Kaynak: ozgurkocaeli.com.tr, Özgür Kocaeli