Habermetrik
← Ana Sayfa
04 Kasım 2026 20:31
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

CHP'li Müslim Sarı:''En düşük emekli aylığı en az 40 bin TL, asgari ücret 52 bin TL olmalıdır

CHP'li Müslim Sarı:''En düşük emekli aylığı en az 40 bin TL, asgari ücret 52 bin TL olmalıdır
Görsel kaynağı: haber3.com
⏱️ 11 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Müslim Sarı, parti genel merkezinde gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Müslim Sarı, parti genel merkezinde gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. MYK değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşan Sarı; Ekim ayı enflasyon rakamlarından 2027 yılı bütçesindeki faiz ödemelerine, Merkez Bankası net rezervlerindeki erimeden borsa ve fon vurgununun siyasi ayağına, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi ve Azerbaycan ile ilişkilere, ABD ara seçimlerinden belediyelerdeki meclis ve grup süreçlerine kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu.

CHP Sözcüsü Müslim Sarı’nın açıklamaları şöyle: Sayın basın mensupları, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Yine bir MYK toplantısı sonrasında yapılan değerlendirmeleri, toplantı esnasında alınan kararları —bunların bir kısmını— sizlerle paylaşmak üzere karşınızdayım.

Bildiğiniz üzere MYK’mızda hem Türkiye’nin gündemine hem ülkenin gündemine hem de partinin gündemine dair bazı değerlendirmeler yapıldı. Ekonomide ve dış politikada Türkiye’yi etkileyen önemli gündem maddeleri var; bunlarla ilgili görüş alışverişinde bulunuldu.

Bununla ilgili düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak isterim.“2027 ENFLASYON HEDEFİNİN TUTMAYACAĞI ŞİMDİDEN KESİNLEŞTİ”Bir defa bu haftanın en önemli ekonomi verilerinden biri hiç kuşku yok ki enflasyondur. Enflasyon rakamları, Ekim ayı rakamları açıklandı bu hafta; yüzde 2,5’in üzerinde, yüzde 2,58 oranında bir enflasyon açıklandı.

Aslında yüzde 2’nin üzerinde bir enflasyonla önümüzdeki süreçte devam edeceğimiz çok aşikârdır. Dolayısıyla yüzde 2’nin üzerinde bir enflasyonla devam ettiğimiz sürece 2027 yılında yüzde 21 olan enflasyon hedefinin tutmayacağını, bunun yakınına bile gelemeyeceğimizi aslında çok net olarak görüyoruz.

Nitekim yıllık bazda yüzde 30’un az altında, yüzde 29,77 olarak gerçekleşmiş olan enflasyonun son 10 aylık kümülatif rakamına baktığımız zaman yüzde 27,5 olduğunu görüyoruz. Yani Ocak ayından Ekim ayının sonuna kadar 27,5’e ulaşmış bir enflasyon var.

Kümülatif olarak, daha 2 ay önce açıklanan OVP’de ve daha 15-20 gün önce açıklanan bütçe büyüklüklerinde 2026 yılı için yüzde 28 hedefinin, tahmininin olduğunu görüyoruz. Yani düşünün, 15 gün önce yapılmış olan tahminin 15 gün sonra tutmayacağı neredeyse kesin!

Zaten yüzde 27,5 olmuş enflasyon; tahmine sadece yarım puan kalmış ve daha iki tane daha enflasyon rakamı açıklanacak. Bu aslında hükümetin hiçbir biçimde enflasyon hedefleri konusunda ya da iktisadi büyüklükler konusunda tahminlerinin, beklentilerinin, bakış açılarının ne kadar doğru olmadığını bize açık bir biçimde göstermektedir.

Daha bugünden söyleyebiliriz ki 2027 yılı enflasyonunun da yüzde 21 olan tahminin yakınına bile uğramayacak. Bunu bugünden söylememiz mümkündür. Kimse yüzde 21 enflasyon rakamına, hedefine 2027 yılı için inanmıyor. Piyasa beklentilerine baktığımız zaman piyasa ajanları dediğimiz, yani piyasa yapıcıları, piyasa uzmanları bile yüzde 24,2 enflasyon beklerken hane halkının enflasyon beklentisi yüzde 40’ın üzerindedir.

Dolayısıyla bu enflasyon rakamları, Ekim ayı enflasyon rakamları hem ekonomide, enflasyonda yapısal bir sorun olduğunu işaret ediyor hem de orta ve uzun vadede enflasyon hedeflerinin asla tutmayacağını bize şimdiden söylüyor.“ASGARİ ÜCRET EN AZ 52 BİN TL, EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI EN AZ 40 BİN TL OLMALIDIR”Şimdi enflasyonun kümülatif rakamına baktığımız zaman, az önce söyledim, yüzde 27,5’e ulaşmış olan 10 aylık enflasyon var. Yılbaşından bu yana asgari ücretlinin 7.726 lirası eridi.

Yani bu enflasyon rakamlarını biz doğru, rasyonel kabul etsek bile yılbaşından bu yana asgari ücretlinin 7.726 lirasını uçurdunuz! Haziran ayından bu yana da en düşük emekli maaşı için 5.000 liralık bir kayıp var. Dolayısıyla açlık sınırı Ekim’de 38.000 liraya gelmiş.

En düşük emekli aylığı 23.000 TL, asgari ücret 28.000 TL. Geçmiş yıl asgari ücretleriyle açlık sınırı ile ilgili bir karşılaştırma yaptığınız zaman hiç bu kadar farkın açılmadığını da göreceksiniz. Dolayısıyla zam bekleyen geniş kitleler bakımından, geniş toplumsal kesimler bakımından 2027 yılı bütçesi için öngördüğünüz rakamların hiçbir anlam ifade etmediğini bugünden söyleyelim.

Çok açık bir tablo olarak şunu söylemeliyiz ki: 40.000 liranın altında bir aylık, bir maaş o kişiyi açlık sınırının altında tutacaktır. 38.000 liraya gelmiş açlık sınırı 2 ay sonra 40.000 TL olacaktır. 2 ay sonra, 1 Ocak’ta emekliye zam yapacağınız zaman bu zammın en az yüzde 70 seviyesinde olması gerekir!

Bizim CHP olarak önerimiz, 23.000 TL olan en düşük emekli maaşının yüzde 70 oranında zamlandırılmasıdır; en az 40.000 TL seviyesine çıkartılmasıdır, hiç kimsenin açlık sınırı altında bırakılmamasıdır. Buna paralel bir biçimde diğer emekli aylıkları da artırılmalıdır, en az yüzde 70 oranında.

Ve asgari ücret de buna paralel biçimde artırılmalıdır. Yani asgari ücret en düşük emekli maaşının en az yüzde 30 üzerinde olmalıdır. Bizim teklifimiz bunun 50-52.000 TL seviyesinde olmasıdır. Bunlar gerçekleşmediği sürece, bunlar verilmediği sürece bu enflasyon oranları karşısında geniş kitlelerin, geniş toplumsal kesimlerin —işçinin, memurun, emeklinin— korunması mümkün değildir.

Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Yardımcısı; 2027 yılında bütçe olanaklarının çok çok üstünde, enflasyonun çok çok üstünde, beklenen enflasyonun çok üstünde emekli maaşı artışları yapacağını söylüyor. Biz de buradan geçen hafta da söylemiştik: Bütçe olanaklarına baktığımız zaman, 2027 yılı bütçe harcamalarındaki artış oranlarına baktığımız zaman bunun hedef enflasyonun 10 puan üzerinden fazla olmasına olanak yoktur.

Yani emeklinin 1 Ocak’ta alacağı zam, bütün yıl boyunca alacağı zam mevcut bütçe olanakları içinde yüzde 40’ı geçmeyecektir. "Hedef enflasyon yüzde 21, emekliye veriyorum yüzde 40. Aa ne güzel, reel olarak bunların gelirini artırıyorum" diyemezsiniz!

Çünkü yapmış olduğunuz yüzde 40 zam bile geniş emekli kesimlerini açlık sınırının altında tutacaktır. Açlık sınırının üstüne çıkaracak, altından kurtaracak olan zam miktarı yüzde 70’tir. En düşük emekli maaşının en az 40.000 TL olması gerekir 1 Ocak’ta.

Ve Haziran’da bu yeniden artırılacaktır. Dolayısıyla kimse kimseyi kandırmasın; kimse emekliyi kandırmasın, kimse asgari ücretliyi kandırmasın. Bu bütçe olanakları bir siyasal tercihi gösterir. Her bütçe bir hükümet için tercihtir.

Bu bütçede de hükümet aslında emekliyi, dar gelirliyi değil faiz rantiyesini korumaktadır. Faizle ilgili rakamları geçen hafta burada anlatmıştık: 2027 yılında tam 4 trilyon lira faiz ödemesi var bütçede. Bu, tüm zamanların en yüksek faiz ödemesidir.

Milyar dolar cinsinden baksanız da, yani bunu dolara çevirseniz de 2027 yılında yapılacak faiz ödemeleri tüm zamanların en yüksek faiz ödemesi olacaktır. Milli gelir açısından da bu böyledir. Dolayısıyla bunu buradan açıklıkla ifade etmek isterim.“MERKEZ BANKASI 45 GÜNDE 21 MİLYAR DOLAR REZERV YAKTI”Öte yandan önemli bir problemimiz daha var.

Her ne kadar temel iktisadi meseleleri konuşurken bu bir teknik mesele gibi görünüyorsa da orta ve uzun vadede baktığımız zaman Türkiye ekonomisi açısından tehlike çanlarının çaldığını gösteren bir gösterge… Ne o? Merkez Bankası rezervleri.

Şimdi Merkez Bankası rezervleri, arkadaşlar, 30 Ekim tarihi itibarıyla brütte 158 milyar dolara geriledi. Ancak bu 158 milyar dolar brüt rezervler. Bunların nete dönüşmüş hali daha kıymetlidir; çünkü net rezervlerin iktisadi olarak daha fazla anlam ifade ettiğini biliyoruz.

Aslında net rezervler piyasaya müdahale edilebilir gerçek hareket alanını gösteriyor. Bu ne kadar biliyor musunuz arkadaşlar? Net uluslararası rezervler 37,9 milyar dolar. Bunların içinde swaplar da var. Yani Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın başka ülkelerin merkez bankalarıyla yapmış olduğu swap anlaşmaları, yani para değiş tokuşu anlaşmaları da var.

Aslında onlar da Merkez Bankası’nın hareket alanı içinde değildir. Onları da çıkarttığımız zaman bu rakamın sadece 24,2 milyar dolara indiğini görüyoruz! Bakınız, 1,7 trilyon dolarlık bir ekonominin Merkez Bankası’nın swap hariç net uluslararası rezervleri sadece ve sadece 24 milyar dolar.

Şimdi bu inanılmaz derecede kötü bir rakamdır ve Merkez Bankası rezervlerinin bu seviyeye gerilemiş olması Türkiye’yi takip eden, Türkiye’ye yatırım yapan, Türkiye’ye ilişkin fikri olan bütün yabancı yatırımcılar açısından özenle izlenen, takip edilen ve bu gelmiş olduğu seviye açısından da alarm zilleri çalan bir veridir bu. Bu 24 milyar dolar ne ifade eder biliyor musunuz arkadaşlar?

Size bir tek örnek vereyim, bu örnek üzerinden bir karşılaştırma yapın: Bakın, 15 Eylül’de bir fon vurgunu başladı biliyorsunuz. Aslında bunun tarihini biraz daha geriye çekebiliriz ama 15 Eylül’de başlatalım. 15 Eylül’den 30 Ekim’e kadar, yani kabaca 45 günde Merkez Bankası rezervlerindeki azalma 21 milyar dolardır!

Yani biz 45 günde 21 milyar dolar rezervi yaktık Merkez Bankası’nda! Merkez Bankası’nın net rezervi kaç? 24 milyar dolar. Dolayısıyla bu 24 milyar doların ne kadar devede kulak olduğunu, Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarını tamir etmek açısından ne kadar anlamsız, ne kadar küçük kaldığını gösteren en iyi göstergelerden biridir.“FON VURGUNUNUN SİYASİ AYAĞI NEREDE, SUÇ ŞEMASI NEDEN AÇIKLANMIYOR?”Yine bizim bu hafta ve her hafta takip ettiğimiz konulardan biri bildiğiniz üzere fon vurgunudur; fon vurgununun boyutları, geldiği yer.

Bununla ilgili hem bir koordinasyon kurulumuz var çalışıyor, hem uzmanlardan sürekli görüş alıyoruz hem de kendimiz takip ediyoruz bu süreci. Biz başından beri şunu söyledik: Dedik ki bu fon vurgununun üç tane ayağı var arkadaşlar.

Bu üç ayak çıkartılmadığı sürece, bu üç ayağın üzerine gidilmediği sürece bu iş eksik kalır, bunu söyledik. Bu ayaklar ne? 1. Manipülatörler… Yani manipülatörlere dönük kovuşturmalar, cezai hükümler ve cezai süreçler. 2.

Kurumsal sorumluluk… Yani denetim yapması gereken firmaların, kurumların sorumluluğu. 3.’sü de siyasi sorumluluk… Bu işin siyasi ayağı. Bu üç ayak eş zamanlı bir biçimde üzerine gidilmesi gereken ayaklardır. Bunlar olmadığı sürece bu iş eksik bırakılır.

Bir de dedik ki bu işin iki tane temel zemini var: Birincisi bu fonlar tasfiye edilirken kamu kaynağı kullanılmayacak, ikincisi de bu örgütlü suçlar kapsamında değerlendirilecek. Şimdi bizim kırmızı çizgilerimiz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu.

Şimdi burada neredeyiz? Her hafta buranın neresine geldiğimizi değerlendiriyoruz. Bunun neresindeyiz? Birinci ayak açısından bakalım: Sayın Gürlek açıklama yapmış, demiş ki "433 şüpheli, 112 tutuklu, 186 adli kontrol, 38 firari, 30 milyar liralık gönüllü iade, 247 bin yatırımcıya da 97 milyar ödeme." Şimdi manipülatörlerin üzerine gidilmesi konusunda, bunların tutuklanması konusunda, gözaltına alınması konusunda, hukuki soruşturmaya ve kovuşturmaya tabi tutulmaları konusunda, bunların mal varlıklarına el konulması konusunda, bunlardan elde edilen, bunların elde etmiş olduğu paraların geri alınması konusunda bir sürecin işlediğini anlıyoruz buradan.

Bu mesele bir yana, ikinci konuyla, ikinci aşamayla ilgili de bazı gelişmeler olduğunu görüyoruz: İşte Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul yöneticileri, BDDK’dan bazı yöneticiler... Tamam, bunlarla ilgili bir sürecin de ufak ufak başladığını görüyoruz.

Ancak üçüncü ayaktan hiç ses yok! Yani bu denetim kurumlarının denetim yapmalarını engelleyen, buna göz yuman kim ne, siyasi ayak ne? Bununla ilgili hiçbir gelişme yok. Sayın Gürlek bununla ilgili açıklamalar yaparken siyasetçinin bu konunun hiçbir yerinde olmadığını varsaydığını görüyoruz.

Bütün denetleyici kurumların yöneticilerini görevden alsanız da, hepsini hapse atsanız da onların denetim görevlerini yerine getirmesini engelleyen siyasetçilere dönük bir işlem yapmadığınız sürece bu meseleyi çözmüş olmuyorsunuz. Dolayısıyla bunun arkasındaki siyasi motivasyonu, siyasi ayağı mutlaka ve mutlaka ortaya çıkartmak gerekir.

Buradan Sayın Bakana sesleniyorum: Bu siyasi ayağın üzerine gitmediğiniz sürece görevinizi yerine getirmiş olmazsınız. Televizyonun karşısına çıkıp "Şu kadar manipülatörü tutukladık, şu kadarını gözaltına aldık, şu kadardan şu kadar para aldık" demek yetmez!

"Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul, BDDK, Maliye bürokratları ile ilgili işlemler yaptık" demek sizi kurtarmaz! Bunların arkasındaki siyasi motivasyonu çıkartacaksınız; bunların arkasında hangi siyasetçilerin olduğunu, kimlerin buna rıza gösterdiğini, kimlerin göz yumduğunu, kimlerin teşvik ettiğini çıkartacaksınız.

Bunu yapmadığınız sürece görevinizi yerine getirmiş olmazsınız. Bir başka şey daha söyledi Sayın Bakan. Dedi ki: "Burada organize bazı işler var", yani burada bir örgütlü suç olabilir demeye getirdi. Evet, doğru! Biz başından beri bunu söylüyoruz: Burada bir örgütlü suç var ve örgütlü suç kapsamında değerlendirilmesi gereken bir işlemdir bu.

E ama şimdi siz böyle örgüt şemaları çizmeyi seviyorsunuz ya; şimdi benim de buradan soracağım sorular var: Bu örgütün adı ne? Burada bir örgütlü suç varsa bu örgütün lideri kim? Bu örgütün yöneticileri kim? Bu örgütün şeması nerede?

Dolayısıyla Sayın Bakandan —belediyelerle ilgili örgütlü suç kapsamında şemaları görmeye alışkın olan bu topluma— herhalde bu fon süreciyle ilgili, bu fon vurgunu ve yolsuzluğuyla ilgili de bir şema göstermesini bekleriz. Burada bir örgüt varsa bu örgütün liderinin, yöneticilerinin, şemasının, bu örgütün adının, hani böyle adlar dolaşıyor ya, bu örgütün adının ne olduğunu da ilan etmesini bekleriz.

Kimse sorumluluktan kaçmasın. Adalet Bakanı bunları yapmadığı sürece, bu sürecin üzerine gitmediği sürece işini eksik bırakmış olur. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu sonuna kadar izleyeceğiz ve takip edeceğiz.“TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI ZİRVESİ VE AZERBAYCAN İLE İLİŞKİLER TELAFİ EDİLMELİDİR”Şimdi yine bizim MYK’mızın gündeminde olan konulardan biri kuşkusuz, her hafta olduğu gibi, dış politikadaki gelişmelerdir.

Bu konuyla ilgili biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde 13’üncüsü düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Ankara Zirvesi gerçekleşti.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: haber3.com
Haber metni ve görseller haber3.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Ekonomi
Yayın: 04 Kasım 2026 20:31 · Kaynak: haber3.com
Konular: Asgari Ücret
Kaynağı Oku ↗