Habermetrik
← Ana Sayfa
16 Ekim 2026 17:41
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Balkan Savaşı’nda Darülfünun Nasıl 600 Yataklı Hastaneye Dönüştü?

Balkan Savaşı’nda Darülfünun Nasıl 600 Yataklı Hastaneye Dönüştü?
Görsel kaynağı: tibbiyebulteni.com

Balkan Savaşı’nda Darülfünun Nasıl 600 Yataklı Hastaneye Dönüştü?

Takvimler 1912 yılının sonbaharını gösteriyordu.

Balkan Savaşı başlamış, cepheden İstanbul’a giderek daha fazla yaralı asker getirilmeye başlanmıştı.

Şehirdeki mevcut hastanelerin kapasitesi hızla doluyordu.

Yeni yataklara, ameliyat alanlarına, hekimlere ve hastabakıcılara ihtiyaç vardı.

Çözüm için yalnız hastanelere bakılmadı.

İstanbul’un eğitim kurumları da savaşın sağlık ağına katıldı.

Bunların en dikkat çekicilerinden biri Darülfünun oldu.

Derslere ara verildi.

Üniversite binası boşaltıldı.

Ve 31 Ekim 1912’de, öğrencilerin eğitim gördüğü bina yüzlerce yaralı ve hastanın tedavi edildiği büyük bir savaş hastanesine dönüştürüldü.

400 yatakla başladı

Balkan Savaşı sırasında İstanbul’a gelen yaralı askerlerin sayısının artması üzerine Darülfünun tatil edildi ve bina geçici olarak Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyetinin kullanımına verildi.

Hazırlıkların ardından 31 Ekim 1912’de Darülfünun Hastanesi açıldı.

İlk kapasitesi 400 yataktı.

Ancak bu sayı kısa süre içinde yeterli olmadı.

Cepheden getirilen yaralıların artması üzerine hastaneye 200 yatak daha.

Böylece bir eğitim kurumu, kısa sürede 600 yataklı büyük bir sağlık merkezine dönüşmüş oldu.

Dersliklerin yerini hasta yatakları aldı

Darülfünun’un hastaneye çevrilmesi yalnızca binaya yatak yerleştirmek anlamına gelmiyordu.

Bir hastanenin çalışabilmesi için sağlık personeli, eczane hizmetleri, bakım düzeni, tıbbi malzemeler ve idari organizasyon gerekiyordu.

Hilâl-i Ahmer Cemiyeti bu yapının oluşturulmasında önemli rol üstlendi.

Darülfünun Hastanesinde 7 tabip, 4 tabip yardımcısı, bir masaj mütehassısı ve iki eczacıdan oluşan 14 kişilik teknik kadronun görev yaptığı kaydediliyor.

Savaş koşullarında çok kısa sürede oluşturulan bu teşkilat, İstanbul’daki büyük yaralı akınının karşılanmasında önemli merkezlerden biri haline geldi.

Birkaç ayda 2 binden fazla hasta ve yaralı

Hastanenin faaliyet hacmi dönemin şartlarını gösteren en çarpıcı verilerden birini oluşturuyor.

Türk Tarih Kurumunun Belleten dergisinde yayımlanan ve Hilâl-i Ahmer kayıtlarına dayanan araştırmaya göre Darülfünun Hastanesinde açıldığı tarihten Şubat ayına kadar toplam 2.032 hasta ve yaralıya tedavi hizmeti verildi.

Kayıtlarda bunlardan 877’sine ilişkin askerî tedavi bilgileri aktarılıyor; 501 askerin iyileştikten sonra yeniden birliklerine gönderildiği belirtiliyor.

Böylece birkaç ay önce öğrencilerin girip çıktığı bir üniversite binası, savaşın en yoğun dönemlerinden birinde binlerce insanın sağlık hizmeti aldığı bir merkeze dönüşmüştü.

İstanbul adeta geniş bir hastane ağına dönüştü

Darülfünun tek örnek değildi.

Balkan Savaşı sırasında İstanbul’a gelen yaralı ve hastaların sayısı arttıkça şehirde yeni sağlık alanları oluşturuldu.

Kadırga’daki doğum kliniğinin bir bölümü yaralı askerlerin tedavisine ayrıldı.

Vefa İdadisi de eğitime ara verilerek hastaneye dönüştürüldü.

Topkapı çevresindeki Demirkapı, Hadımköy ve Ispartakule gibi noktalarda da farklı amaçlarla sağlık tesisleri faaliyet gösterdi.

Hilâl-i Ahmer’in İstanbul’daki hastane ağı yalnız sabit binalardan oluşmuyordu.

Yaralıların taşınması, sağlık malzemelerinin temini ve gerektiğinde hastane gemilerinin kullanılması da bu büyük organizasyonun parçalarıydı.

Savaş yalnız yaraları getirmedi

1912 İstanbul’unun sağlık sorunu yalnız savaş yaralanmaları değildi.

Cepheden geri çekilen askerler ve Rumeli’den İstanbul’a ulaşan büyük göçmen kitleleri, şehrin sağlık altyapısı üzerinde olağanüstü bir baskı oluşturdu.

Aynı dönemde bulaşıcı hastalıklar da ciddi bir tehlikeydi.

Özellikle kolera, savaş koşullarında sağlık teşkilatının karşı karşıya kaldığı başlıca sorunlardan biri haline geldi.

Bu nedenle hastanelerin kurulmasının yanında karantina, dezenfeksiyon ve salgın kontrolü de yürütülüyordu.

Darülfünun Hastanesi bu daha geniş sağlık seferberliğinin merkezlerinden biriydi.

Dünyanın farklı yerlerinden sağlık çalışanları geldi

Balkan Savaşı sırasında Osmanlı sağlık hizmetlerine yalnız İstanbul’daki sağlık çalışanları destek vermedi.

Dönemin anlatımlarında Darülfünun Hastanesinde farklı ülkelerden gelen hekim ve hastabakıcıların da görev yaptığı görülüyor.

Rusya Müslümanlarından, Romanya’dan, Almanya’dan, İngiltere’den, Mısır’dan ve başka bölgelerden gelen sağlık görevlileri İstanbul’daki yardım çalışmalarına katıldı.

Hindistan’dan gelen Müslüman sağlık heyetleri de bu uluslararası yardım hareketinin parçalarından biriydi.

Böylece Darülfünun Hastanesi yalnız savaş yaralılarının tedavi edildiği bir kurum değil, farklı coğrafyalardan sağlık çalışanlarının buluştuğu bir yardım merkezi haline geldi.

Hastanenin defterine düşülen not

Darülfünun Hastanesi dönemin devlet adamları ve askerî yöneticileri tarafından da ziyaret edildi.

Sadrazam Kâmil Paşa, askerî sağlık yöneticileri ve Enver Bey hastaneyi ziyaret eden isimler arasında yer aldı.

Hastanenin çok kısa sürede kurulmasına rağmen düzenli biçimde çalışması, dönemin kayıtlarına da yansıdı.

Bu ayrıntı, savaş sırasında sağlık hizmetinin yalnız tıbbi değil aynı zamanda büyük bir lojistik organizasyon olduğunu gösteriyor.

Bir üniversitenin savaş günleri

Darülfünun Hastanesinin hikâyesi Türk tıp tarihinde alışılmadık bir kesiti ortaya koyuyor.

Bir tarafta savaş nedeniyle kesintiye uğrayan eğitim.

Diğer tarafta birkaç gün içinde oluşturulan yüzlerce yataklık bir sağlık tesisi.

Ve dersliklerin içinde tedavi edilen binlerce insan.

Balkan Savaşı sırasında Darülfünun’un hastaneye çevrilmesi, Osmanlı’nın olağanüstü koşullarda mevcut kamu binalarını sağlık altyapısına dönüştürme yönteminin en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

31 Ekim 1912’de kapısından artık öğrenciler değil hasta ve yaralı askerler giriyordu.

Üniversite bir süreliğine eğitim görevini bıraktı.

Bina savaş hastanesine dönüştü.

Ve Darülfünun’un tarihine yalnız akademik değil, sağlık tarihinin de dikkat çekici bir sayfası.

KAYNAKLAR

Zekeriya Türkmen, “Balkan Savaşlarında Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'nin Osmanlı Ordusuna Yönelik Sağlık Hizmetleri”, Belleten, Cilt 68, Sayı 252, 2004.

Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti Salnâmesi, 1329–1331.

İstanbul Ansiklopedisi, “İstanbul’da Tıp Eğitimi ve İlgili Kuruluşlar”.

Kaynaklar: tibbiyebulteni.com
Haber metni ve görseller tibbiyebulteni.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Sağlık
Yayın: 16 Ekim 2026 17:41 · Kaynak: tibbiyebulteni.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp