Vana Görmedik Demeyin! Aktekke Meydanı'nda Pandomim
Birkaç gündür Karaman'daki gündemden habersizdim. Meğer şehir yağışların rekor kırdığı dönemde bile susuz kalmış. Birçok mahalleye su verilememiş. Önce susuz kalan vatandaşlar tepki göstermiş. Ardından bir siyasi partinin il başkanı açıklama yapmış. Kent Konseyi Başkanı belediyenin sözcülüğünü üstlenip, tepki gösterenlere, eleştiri yapanlara uzun bir yazılı açıklamayla yanıt vermiş. Belediyeye yüklenmeyin, buradan siyaset fırsatçılığı yapmayın, rant devşirmeyin demiş. Daha fazlası var ama onları sizler daha önce okudunuz. Laf bitmiş, yazıdan umut kesilmiş olmalı ki, şehrin ortasına çürük vanalar yığılıp, tartışmaya ulusal boyutta bir kapı açılmış. Karaman'ın suyla, susuzlukla imtihanı bitecek gibi değil. Mübarek ramazan ayında musluklardan mazotlu su akmadı mı? İl Sağlık Müdürlüğü açıklama yapıp, "suyu kullanmayın" diye uyarmadı mı? Ne çabuk unutuldu?
Bu kez Karaman'ın susuzluğunun nedeni vana arızasıymış. Kimin aklına gelmişse, kim önerdiyse, " Ne yaptığımızı, Karaman'ın neden susuz kaldığını cümle âleme gösterelim" denilmiş. "Çok çalışıyoruz " mesajı verilmek istenmiş. (Bu vanalar ilk geldiğinde Aktekke Meydanı'nda sergilendi mi? Öyle olsaydı, geçmişe bir gönderme olabilirdi.) Birkaç ton ağırlığında, yılların küflü vanaları çıkarıldıkları yerden, hurdaya götürülmek yerine, vinç yardımıyla işçiler tarafından araçlara yüklenmiş ve şehrin tek meydanı olan Aktekke'ye indirilmiş. Aktekke Meydanı'nda dev vanaları gören vatandaşlar "Ne oluyor?" demeye kalmadan, gazeteciler ve sosyal medya içerik üreticileri olay yerine akın etmiş. Sosyal medya, Karaman'daki çürük vanalarla yıkılıyor. Herkes kendi bakış açısına, siyasal eğilimine uygun yorumlar yapıyor. Haber değil, yorum. Yıllar önce, Karaman şehir içme suyunu içemediğimi, tadında ve kokusunda bir tuhaflık olduğunu yazmıştım. Daha sonra da Karaman'ın içme suyu konusunda onlarca yazı yazdım. Hatta bir çapsız, su konusundaki yazılarımın akabinde, bu sorunu gündeme getirdiğim ve bazı eleştirel yazılarım için rüşvet aldığım iftirasını yakın çevresine anlatmış, beklediği etkiyi göremeyince uykuya yatmıştı.
Şehir altyapılarının bir bölümünden belediyeler sorumludur. Altyapı, asfalt ve kaldırım çalışmalarına benzemez. Gösterişli, havalı yanları yoktur. Çalışmalar uzun sürer; yollar kilitlenir, ulaşım aksar, toz, toprak, çamur bıkkınlık verici boyutlara taşar. Halk günlük yaşar, günlük ritminin aksamasına katlanamaz. Altyapı çalışmaları şikâyetleri beraberinde getirir. İhaleler bile sorun yaratır. Şaibeler dilden dile dolaşır. Altyapı hizmetleri seçim bile kaybettirir. Ankara'da, ANAP döneminin Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Altınsoy'un, SHP adayı Murat Karayalçın karşısında seçim kaybetmesinin nedenini altyapı yatırımlarına ağırlık vermesi olarak değerlendirenler olmuştu. Günümüzde elektrikten, fiber optik kablolara, kanalizasyondan içme suyu hatlarına, metro tünellerine kadar çok şey yerin altına gömülür. Bu yatırımları seçmen görmez. Bu işlerin büyük paralarla yapıldığını düşünmez. Seçmen faydacıdır, pragmatistir. Paranın nereye gittiğini doğrudan gözüyle görmek ister. Bu yüzden altyapı hizmetleri, üstyapı (park, meydan, heykel) kadar hızlı siyasi ranta dönüşmez. Karaman'daki vanalı gösteriyi, bir yerel yönetimden beklenmeyecek bir eylem olarak görüyorum. " Bakın, biz ne zorlu bir iş yaptık. Vanalar çürümüş. Şikâyet etmeyin, çalışıyoruz" mesajı vermek istemişler diye düşünüyorum.
Aktekke Meydanı'nda bir çirkin görüntü var. Belediyenin görevi hizmetleri kesintisiz sürdürmek, şeffaf olmak, vatandaşı sağlıklı bilgilendirmek. Vanaların fotoğrafına bakarken iki olayı hatırladım. Biri, Osmanlı'nın Maarif Nazırı Emrullah Efendi ile ilgili. Ne demişti: " Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim." Şimdi şöyle mi diyelim: Altyapı, üstyapı ve vatandaşın hizmet beklentisi olmasa belediyeyi çok iyi yönetirdim. İkincisi, Karslı vatandaşın bir muhabirle röportaj esprisi.
Kars'ta yerel bir TV muhabiri sokakta mikrofonu yaşlı bir amcaya uzatır: – Nasılsın dayı, iyi misin? – Şükür oğul, canı taşirem, eyiyem, çoh eyiyem. – Peki dayı, şehirden, hizmetlerden, belediyeden memnun musun? – Allah devlete, millete, belediye başganımıza zeval vermesin, çoh memnunun. – Hiç mi derdin, şikâyetin yok dayı? – Vardır oğul, hem de çoh böyük bir derdim vardır. – Nedir şikâyetin dayı, anlat sesini duysunlar. Bunun üzerine Karslı amca öfkeyle dert yanmaya başlar: – Bu Ruslar var ya bu Ruslar... 90 sene önce buraya geldiler. Ha bu taş binaları, okulları, yolları, kaldırımları, kanalizasyonları yaptılar, sonra da çekilip gettiler... Ula insan bir kere gelir de "Yollar eskidi mi, kanalizasyonlar tıkandı mı, binalar bakımsız kaldı mı" diye bakar, tamir eder! Doksan senedir bir kere bile gelip bakmadılar, ha benim şikâyetim bu Ruslardandır!
(Bu diyalog bir Kars fıkrası olarak çeşitli şekillerde anlatılır. Ben bu anlatıyı seçtim.)
Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır
Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

Kategori: Siyaset
Yayın: 30 Eylül 2026 15:41 · Kaynak: karamandan.com