Şebinkarahisar’ın İdari Statü Mücadelesi ve Kaybolan Siyasi Aktörlük
- Türkiye’nin idari ve mülki idare tarihi, merkez- çevre ilişkileri, siyasal pazarlıklar ve sosyolojik kopuşlar açısından pek çok kritik eşiğe ev sahipliği yapmıştır
Türkiye’nin idari ve mülki idare tarihi, merkez- çevre ilişkileri, siyasal pazarlıklar ve sosyolojik kopuşlar açısından pek çok kritik eşiğe ev sahipliği yapmıştır.
Bu eşiklerin en yaralı ve maalesef unutulmaya terk edilmiş olanlarından biri, tarihi ve stratejik önemi haiz Şebinkarahisar’ın il statüsünün elinden alınmasıdır.
1933 yılında ilçe statüsüne düşürülen Şebinkarahisar, o tarihten bu yana yalnızca coğrafi ve idari bir kayıp yaşamamış; aynı zamanda ekonomik, kültürel ve demografik bir çözülme süreciyle de karşı karşıya kalmıştır.
1950’li yıllardan günümüze uzanan süreçte, şehrin dinamiklerinde yer edinen "il hakkını geri alma" davası, salt bir mülki idare talebinin ötesinde, yerel kimliğin ve tarihsel onurun iadesi mücadelesi olarak tecessüm etmiştir.
1950 Sonrası Siyasal Lobicilik ve "Mücadele Ruhu"nun İnşası 1950’li yıllarla birlikte çok partili siyasi hayata geçişin getirdiği dinamizm, Şebinkarahisar’ın yerel aktörlerini, siyasetçilerini ve kanaat önderlerini başkent Ankara nezdinde aktif bir lobicilik faaliyetine sevk etmiştir. Bu dönemde Ankara’nın kapıları Şebinkarahisar için adeta bir komşu kapısı gibi aşındırılmış; iktidar ve muhalefet blokları arasında mekik dokunmuştur.
Sürecin sosyolojik analizinde dikkat çeken en temel unsur, mücadelenin sürekliliği ve kurumsallaşma çabasıdır.
Cumhurbaşkanları, başbakanlar ve siyasi parti genel başkanları düzenli olarak ziyaret edilmiş, konunun muhataplarına şehrin tarihi haklılığı ısrarla aktarılmıştır.
Bu mücadelenin toplumsal boyuttaki en canlı yansıması ise hafızalara kazınan o coşkulu anlardır: Şebinkarahisar kaleden yapılan top atışlarıyla yankılanmış, halk sokaklara dökülerek "İlliğimiz tekrar hayırlı olsun" nidalarıyla umudu diri tutmuştur.
Hukuki ve siyasi netice arzu edilen sonuçla taçlandırılmamış olsa dahi, o dönem var olan siyasi irade ve toplumsal dinamizm, merkezi idare üzerinde sürekli bir baskı unsuru oluşturmayı başarmıştır.
Ortada somut bir kazanımdan ziyade, pes etmeyen, dik duran ve kolektif bilinci ayakta tutan güçlü bir mücadele ruhu mevcuttur.
Son On Yıllık Dönem: Atalet, Siyasi Yabancılaşma ve Protokol Siyaseti Ancak son 10-15 yıllık kesite analitik bir gözle yaklaşıldığında, tarihsel süreçteki bu dirençli ve talepkâr karakterin yerini derin bir atalete, kurumsal sessizliğe ve ataerki/siyasal edilgenliğe bıraktığı görülmektedir.
Günümüz yerel siyaset ve temsil mekanizmaları, tarihsel mirasın gerektirdiği kararlı duruşu sergilemekten uzaktır.
Bu süreçteki en temel kırılma noktalarından biri, talebin en üst düzeyde ve birinci elden seslendirilmesinden imtina edilmesidir.
Cumhuriyet tarihi boyunca şehrin en kritik meselesi olan il statüsü için devletin zirvesinden, bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’ndan randevu talep edilmemiş veya bu riskli siyasal sorumluluğun altına girilmiştir.
Siyasal aktörlerin ve yerel temsilcilerin "taşın altına elini koymaktan" imtina etmesi, meselenin angaryasından kaçınan bir bürokratik konformizmi doğurmuştur.
Dahası, bu dönemde Şebinkarahisar kökenli veya bölgeyi temsilen kabinede bakanlık düzeyinde siyasi aktörlerin bulunmuş olması tarihi bir fırsat penceresi yaratmışken, bu durum rasyonel bir kaldıraç etkisine dönüştürülememiştir.
Ankara kapılarındaki temaslar; stratejik, sonuç alıcı ve lobicilik temelli bir hak arama mücadelesi olmaktan çıkmış; danışman odalarında tüketilen çay-kahve sohbetlerine, sembolik protokollere ve göstermelik ziyaretlere indirgenmiştir.
Şebinkarahisar’ın il hakkı mücadelesi, neşidelerle geçiştirilecek ya da danışmanların idari lütfuna bırakılacak bir bürokratik rütbe meselesi değil; merkezi idarenin adalet mekanizması önünde yürütülmesi gereken tarihsel bir sorumluluktur.
Akademik ve politik bir perspektiften bakıldığında, sürecin rasyonelleştirilmesi için atılması gereken adımlar gecikmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın kapısının çoktan çalınmış, konunun en yetkili merciye somut projeler ve tarihsel gerekçelerle sunulmuş olması gerekiyordu.
Zamanında atılmayan adımlar, pasif bir kabulleniş kültüretini beslemiştir.
Şebinkarahisar artık protokol zemininde yürütülen sembolik ilişkileri değil; geçmişin o sarsılmaz mücadele ruhunu, kararlı lobicilik refleksini ve hakikati savunan stratejik bir siyaset anlayışını acilen yeniden tesis etmek zorundadır.
Fatih Mahallesi – Giresun Caddesi Şebinkarahisar’ın tercih edilen konumlarından Fatih Mahallesi’nde, Giresun Caddesi üzerinde, ana yola cepheli, fera...
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 06 Kasım 2026 14:37 · Kaynak: yenisebinkarahisar.net