çok şeyi Vardı, Peki Kimdi?
- Bir insanın ne düşündüğünden çok neye bindiğini, nasıl yaşadığından çok nerede oturduğunu konuşuyoruz
- Sözüne güvenilip güvenilmeyeceğini sormadan kolundaki saate bakıyoruz
Bir insanın ne düşündüğünden çok neye bindiğini, nasıl yaşadığından çok nerede oturduğunu konuşuyoruz. Sözüne güvenilip güvenilmeyeceğini sormadan kolundaki saate bakıyoruz. Karakterini tanımadan makamına saygı gösteriyoruz.
Sonra da toplumda güvenin neden azaldığını, dolandırıcılığın ve kolay para arayışının neden bu kadar konuşulduğunu sorguluyoruz. Oysa önce değer ölçülerimize bakmalıyız. İnsanın kıymetini sahip olduklarıyla ölçtüğümüz yerde, dürüstlüğün karşısına gösterişi rakip çıkarıyoruz.
Güzel bir ev, iyi bir araba, rahat bir yaşam istemek doğaldır. Asıl sorun, bunlara sahip olmayan insanın kendisini eksik ve değersiz hissetmesidir. Daha da kötüsü, toplumun ona bunu hissettirmesidir. Böyle bir ortamda kimi insanlar kişiliğini geliştirmekten çok görüntüsünü güçlendirmeye çalışıyor.
Saygınlık kazanmak için sözünü tutmaya, işini iyi yapmaya değil; pahalı görünmeye önem veriyor. Sosyal medya bu yarışı her gün yeniden başlatıyor. Tatiller, sofralar, otomobiller, hediyeler… Ekranda yalnızca gösterilmek istenen hayat var.
O hayatın borcu, kaynağı ve bedeli çoğu zaman görünmüyor. Bu görüntülere bakarak kendi hayatını tartan insan ise emeğini küçümsemeye başlayabiliyor. Yıllarca çalışarak elde edeceği kazanç, birkaç günde kazanıldığı söylenen paranın yanında anlamsız gösteriliyor.
Sabır saflık, kanaat başarısızlık, dürüstlük ise fırsatları değerlendirememek gibi sunuluyor. İşte toplumsal tehlike burada büyüyor. Kazancını aşan harcamalar aileleri borca sürüklüyor. Gösteriş uğruna eşler arasında huzursuzluk yaşanıyor.
Gençler, henüz hayatın başındayken kendilerini başkalarının tüketimiyle kıyaslayıp yetersiz hissediyor. Kolay kazanç vaatleri de bu beklentilerden besleniyor. Elbette suçun tek sebebi gösteriş değildir. Maddi sıkıntı yaşayan herkes de suça yönelmez.
Ancak zenginliğin kaynağını sorgulamadan onu alkışlamak, yanlış yollardan kazanç sağlayanlara toplumsal bir itibar alanı açar.“Nasıl kazandın?” sorusu unutulup yalnızca “Ne kadar kazandın?” diye soruluyorsa, orada ciddi bir değer kaybı vardır. Çünkü birinin gösterişli hayatının bedelini, dolandırılan bir emekli, birikimini kaybeden bir aile veya ücretini alamayan bir işçi ödüyor olabilir.
Hayranlıkla izlenen görüntünün arkasında başkasının gözyaşı bulunabilir. Bu nedenle mesele kişisel bir tüketim tercihini aşmıştır. Güveni, aile huzurunu, gençlerin gelecek anlayışını ve birlikte yaşama ahlakını ilgilendirmektedir.
Çocuklarımıza çalışmayı öğütlerken kolay kazananları yüceltemeyiz. Dürüstlüğü anlatırken kaynağını bilmediğimiz servete hayranlık gösteremeyiz. İnsanlar söylediklerimiz kadar, kimi ve neyi alkışladığımıza da bakar. Yeniden sözünü tutan insana, hakkını gözeten işverene, alın teriyle geçinen çalışana değer vermeliyiz.
Mütevazı yaşamayı utanılacak bir durum olmaktan çıkarmalıyız. Çünkü toplumu ayakta tutan, birkaç kişinin ne kadar gösterişli yaşadığı değildir. İnsanların birbirine ne kadar güvenebildiğidir. Eşyasıyla övünenlerin çoğaldığı, dürüstlüğüyle geçinenlerin kendisini eksik hissettiği bir toplumda, kaybettiğimiz şey paradan çok daha büyüktür.
Bir gün makamdan kalkılacak, arabanın anahtarı el değiştirecek, evin kapısında başka bir isim yazacak. Geriye, insanların hafızasında bıraktığımız yer kalacak. O yerde hangi sözle anılmak isteriz?“Çok şeyi vardı” diye mi? Yoksa “Güvenilecek bir insandı” diye mi?...
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Spor · Bölge: Elazığ
Yayın: 31 Ekim 2026 08:27 · Kaynak: gunisigigazetesi.net