Habermetrik
← Ana Sayfa
Sivas/Doğanşar 02 Kasım 2026 06:28
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Manevi Mirasın Gölgesinde Kendimizle Yüzleşmeliyiz

Manevi Mirasın Gölgesinde Kendimizle Yüzleşmeliyiz
Görsel kaynağı: haberoptimum.com
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Şehrin koşturmacasından uzaklaşmak hem ruhumuzu dinlendirmek hem de ailece bir vefa borcunu ödemek adına yönümüzü Soğuk Çermik’e, o kadim kaplıca mevkiinin hemen yanı başında, dağların göğe en yakın yerinde nöbet tutan Şehit Ahmedi Turan Gazi Türbesi’ne çevirdik

Bugün pazar. Şehrin koşturmacasından uzaklaşmak hem ruhumuzu dinlendirmek hem de ailece bir vefa borcunu ödemek adına yönümüzü Soğuk Çermik’e, o kadim kaplıca mevkiinin hemen yanı başında, dağların göğe en yakın yerinde nöbet tutan Şehit Ahmedi Turan Gazi Türbesi’ne çevirdik.

Eskiler çok iyi bilir; bu tepeye tırmanmak nefes nefese kalmayı, dizlerin bağının çözülmesini göze almak demekti.

Maneviyatın zirvesine giden yolun da bir meşakkati olurdu elbet.

Ancak bugün oraya vardığımızda içimizi ferahlatan, göğsümüzü kabartan bir sürprizle karşılaştık.

Sivas Belediyemiz, o geçmiş zamanın zorlu, patika yollarını asil bir dokunuşla öyle güzel, öyle düzenli bir merdivene dönüştürmüş ki, insan hiç yorulmadan, adeta huzura doğru emin adımlarla yükselebiliyor.

Yol boyunca belirli aralıklarla yerleştirilen banklar ise nefes tazelemek isteyenlere adeta gizli birer ikram gibi sunulmuş.

Bu kadirşinas hizmet için emeği geçen herkese gönülden bir teşekkürü borç biliriz.

Zirveye ulaştığımızda, türbenin hemen arka tarafında inşa edilen geniş oturma alanı bizleri karşıladı.

Eşsiz Sivas manzarasını seyre dalıp duamızı edebileceğimiz, ruhumuzu arındırabileceğimiz muazzam bir dinlenme köşesi olmuş burası.

Ancak tam o esnada, kalbimizin tam ortasına bir hançer gibi saplanan, gözümüzü ve ruhumuzu tırmalayan bir çirkinlikle burun buruna geldik.

Belki hiçbirimizin yabancısı olmadığı, gördüğümüzde başımızı öte yana çevirdiğimiz ama artık kaçamayacağımız o acı manzara: Çekirdek kabukları ve çevreye saçılmış sigara izmaritleri. Burası alelade bir mesire alanı, gelişi güzel kurulmuş bir piknik sofrası değildi.

Burası yüzyıllar öncesinden bugüne ruh üfleyen bir şehitlik, bir dua makamıydı.

Garip bir çelişkinin tam ortasındayız toplum olarak.

Sorsak hepimiz "Temizlik imandan gelir" düsturunu ezbere biliriz.

Sorsak hepimiz bu topraklara, bu manevi değerlere canımız pahasına sahip çıktığımızı iddia ederiz.

Ancak bir tarafta devletin, belediyenin o dik yokuşları düz eden, insanına konfor sunan muazzam emeği; diğer tarafta ise o emeğin üzerine, o kutsal mekânın zeminine fütursuzca fırlatılan çekirdek kabukları, atılan sigara izmaritleri duruyor.

Bir yapıyı inşa etmek, ona modern yollar yapmak bir imkân ve bütçe meselesidir; fakat o güzelliğe sahip çıkmak, onu korumak ve yaşatmak tamamen bir ahlak, bir medeniyet meseledir.

Yapılan güzel hizmetlerin kalıcı olabilmesi, o hizmetlerin taşından toprağına kadar hürmet görmesiyle mümkündür.

Bizler tüketmeyi çok iyi biliyoruz ama ne yazık ki yaşatmayı ve korumayı aynı ölçüde beceremiyoruz.

Bu durum ne bir siyasi tartışmanın konusudur ne de birilerini parmakla gösterip suçlama kolaycılığıdır.

Bu, topyekûn bir ayna tutma seansıdır kendimize.

Eğitim ailede başlar, okulda şekillenir deriz ya hep; acaba biz çocuklarımızın elinden tutup bu merdivenleri çıkarken onlara neyi miras bırakıyoruz?

Doğayı ve tarihi sevmeyi mi, yoksa arkamızda çöp dağları bırakarak uzaklaşmayı mı?

Kendi evimizin salonuna, tertemiz halımızın üzerine fırlatmaya cesaret edemediğimiz bir izmariti, duamızı ulaştırdığımız bir Allah dostunun başucuna nasıl bırakabiliyoruz?

Bu fütursuzluk, bu aldırmazlık bizi içten içe kemiren en büyük toplumsal yaramızdır.

Kimseyi yargılamak, kimseye tepeden bakmak değil niyetim; sadece elini vicdanına koyup derin bir muhasebe yapmaya davet ediyorum her birimizi.

Eski zamanlarda, bilgeliğiyle tanınan bir dervişe sormuşlar: "Bir toplumun gerçekten uygar ve ahlaklı olduğunu nereden anlarız?"

Derviş, tapınakları, sarayları veya büyük meydanları işaret etmemiş. Yere eğilmiş, yoldan geçenlerin bıraktığı ayak izlerine bakmış ve şöyle demiş: "Onların gücünü yaptıkları binalarda görürsünüz, ama kalplerinin temizliğini arkalarında bıraktıkları izlerde anlarsınız."

Bugün bizim Ahmedi Turan Gazi Türbesi'nin manevi gölgesinde bıraktığımız izler, ne yazık ki kalbimizin ve sorumluluk bilincimizin temizliği hakkında pek de hoş şeyler söylemiyor.

Şimdi sormak gerekiyor kendimize:

Bizler bu dünyaya sadece tüketmek, kirletmek ve bencilce yaşamak için mi geldik, yoksa güzellikleri çoğaltıp korumak için mi?

Yarın çocuklarımız o merdivenleri kendi evlatlarıyla tırmandıklarında, onlara temiz bir tarih ve temiz bir çevre mi bırakacağız, yoksa kendi ellerimizle kirlettiğimiz bir mahcubiyet mi?

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: haberoptimum.com
Haber metni ve görseller haberoptimum.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: Sivas/Doğanşar
Yayın: 02 Kasım 2026 06:28 · Kaynak: haberoptimum.com
Kaynağı Oku ↗