“Şenlik Dağıldığında” geriye ne kalır? | Burak Soyer
- Beyza Yıldız Üngör, ilk kitabı “Şenlik Dağıldığında”da, bayram havasında geçen anlık atmosferler sona erdiğinde insanın sıradanlıkla olan karşılaşmasını ironik bir üslupla ele alırken diğer yandan da bireyin iç dünyasına bu yolla yaptığı yolculuğun nereye vardığını ya da varamadığını gözler önüne
Beyza Yıldız Üngör, ilk kitabı “Şenlik Dağıldığında”da, bayram havasında geçen anlık atmosferler sona erdiğinde insanın sıradanlıkla olan karşılaşmasını ironik bir üslupla ele alırken diğer yandan da bireyin iç dünyasına bu yolla yaptığı yolculuğun nereye vardığını ya da varamadığını gözler önüne seriyor.
Şenlik, neşe, kahkaha gibi mutluluklar sonsuza kadar süreceğini düşündüğümüz ancak müzik, muhabbet susup da bir anlığına sıyrıldığımız o büyüleyici zamanlara aittir. Her şey tadında akarken, vakit geldiğinde şenlik biter ve biz normal, sıradan hayatlarımıza döneriz.
Tıpkı Beyza Yıldız Üngör’ün Ketebe Yayınları’ndan çıkan “Şenlik Dağıldığında” adlı kitabındaki öyküler gibi… Bir ilk kitap olan ve on iki öyküden oluşan “Şenlik Dağıldığında”, okuru sıradan hayatlarımızın arasında sıkışan karman çorman, mizahla hüzün arasında gidip gelen detayların arasında dolaştırarak kendiyle yüzleştiren metinleri bir araya getiriyor.
Öykülerinde hayatın doğal akışına müdahale ederek o sıradanlığın içinden hiç beklenmedik durumlar çıkaran Üngör, bunları birer ihtimale dönüştürüp olası kılıyor ve okuru da buna inandırmakta hiç zorlanmıyor. Devinim içindeki anlatım diliyle öykülerini diri tutan yazar, gülünç durumları, mizahi diyaloglarla besleyip bilincin gidişatını anormal bir hale çevirirken, bunları ihtimal dahline sokuyor ve kişinin iç dünyasında olup bitene farklı bir perspektiften yaklaşıyor.
Varlığı hissedilmeyen gerilimler içinde açtığı yarıklardan sızıp trajikliğin türlü hallerine değinen öyküler, birbirine zıt durumları düzensiz geçişlerle harmanlayarak olağan kılmayı başarıyor.
Aile, evlilik, annelik gibi insan ilişkilerini merkezine alan kitaptaki öyküler, küçük hesapların bireyin hayatında bulunduğu yere dikkat çekiyor ve ayrıntıların ne kadar önemli olduğuna vurgu yaparak kişilerin bunlar içinde boğulmasını mizahi bir dille anlatıyor. Karakterler tüm kusurlarıyla arz-ı endam ederken, bu kusurlar birer varoluş meselesine dönüşerek öyküleri kişiselleştiriyor ve okurun da kendisinden bir parça bulmasına olanak sağlıyor.
Beyza Yıldız Üngör, ilk öykü kitabı “Şenlik Dağıldığında”da, ironik, mizahi bir dili hayal gücüyle birleştirerek insanlara hem içeriden hem dışarıdan bir gözle bakarken, şenlik gerçek anlamda bittiğinde ardında bizi bekleyen şeyin ne olduğunu çok iyi bildiğimiz gerçeğiyle yüzleştiriyor.
Kategoriler Yazı Goncourt Ödülü Philippe Jaenada’nın oldu İkinci Dünya Savaşı üzerine yazılmış en kapsamlı çalışmalardan biri Şirin ve arkadaşlarının yeni rotası Göbeklitepe | Keda Bakış “Mükemmeliyetçi bir ertelemeci”den Mor Kart cinayetleri | Metin Celâl Korkaklığın toplumsal hali | Burak Soyer Suzan Samancı’nın Korkunun Irmağında romanında özgürleşme ve varolma sorunsalı | Julia Yalçın Frank Salvador Dali tuvale yazdı, Asuman Portakal deftere | Nilgün Çelik Marx: Yazar, Yapıtını Asla Araç Olarak Görmez | Prof. Dr. Onur Bilge Kula Yorum yapın Yanıtı iptal et Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 04 Kasım 2026 03:32 · Kaynak: edebiyathaber.net