Habermetrik
← Ana Sayfa
İstanbul/Silivri 16 Eylül 2026 21:59 · Güncelleme 17 Eylül 09:26
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Vatan’ın Öncüleri Yedi Ateşten Geçen Parti Önderleri (1) raflarda: Aydınlıkçıların bağımsızlık mücadelesi tarihe geçti

Vatan’ın Öncüleri Yedi Ateşten Geçen Parti Önderleri (1) raflarda: Aydınlıkçıların bağımsızlık mücadelesi tarihe geçti
Görsel kaynağı: aydinlik.com.tr

Yoğun bir emek ve deneyim sonucu hazırlanan serinin ilk kitabı okurla buluştu. Rozerin Doğan büyük bir özveri ile bu projeye imza atan bir gazeteci. Bellekte tat bırakan kitabı okuyan devamı nerede diye soracaktır. Devrimci ve Aydınlıkçı özdeş bir kavram ise bunu varoluş biçimine dönüştüren siyasi önderlerin kavgasını, militan iyimserliğini bütünüyle kapsayan bir kitap Vatan’ın Öncüleri Yedi Ateşten Geçen Parti Önderleri (1). Rozerin Doğan, insanın iç dünyasındaki çatışmaları dengeleyen özdenetim ve özyönetimin toplumsal eylemlere yansıyan gücünü sorularıyla görünür kılıyor. Yüzyıl kadar uzun, sarsıntılı ve sancılı yılların ateşi, bu kitabın ışığı adeta… Ve sorularımı içtenlikle yanıtlayan Doğan’ın kendisi de bir devrimci elbette… Geleceğe umutla bakan ve umudunu eyleme dönüştüren her bireyin kılavuz kitabını birlikte tanıyalım.n Serinin ilk kitabı, sözlü tarihten yazılı tarihe uzanan, bir dönemin Türkiye siyasetini yansıtan kaynak kitap olmuş. Bu proje nasıl gelişti, nasıl hayat buldu? Kitap, uzun soluklu bir çalışmanın ürünü… Çalışma, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in önerisiyle 2015 yılında bir belgesel projesi olarak başladı. Daha sonra belgesel işi uzayınca kitap haline getirme işini üstlendim. O günden sonra yaklaşık 160 kişiyle söyleşiler yaptık. Söyleşi yaptığımız isimler bugün hala Vatan Partisi saflarında mücadeleye devam eden, Türk devrim tarihinin önemli öncüleri. Bu isimler, 1960’lı yıllardan başlayarak Türkiye’yi, devrimci, sosyalist hareketin tarihini, dönemin sosyal, siyasal ve ekonomik koşullarıyla birlikte aktarıyorlar. Söyleşilerimiz bazen saatler bazen de günlerce sürdü. Bazen anlatılanları gözyaşları içinde dinledim. Bazen beraberce kahkahalar attık. Özellikle Beşparmak Dağlarında mağaradaki kaçak günler, köylülerle birlikte yürütülen mücadele, değme filmlere taş çıkartacak bir film platosu gibi anlatılıyor. Kendi adıma, anlatılanlara tanıklığım, hayatımın en kıymetli ve önemli deneyimi. Bu herkese nasip olacak bir deneyim de değil. Bu anlamda kendimi çok şanslı hissettiğini belirtmek isterim. Bu acı tatlı anılar, hem insani olarak hem de Türk tarihinin o çalkantılı dönemine ışık tutması açısından önemli. Kitap sadece bir grubu değil, Türk sol hareketini de anlatıyor. O günün Türkiye’sinin siyasi, sosyal, ekonomik durumunun eşliğinde. Aradan geçen onca yıla rağmen söyleşi yaptığımız önder isimler, berrak bellekleri ve davaya bağlılıklarıyla örnek birer hayat hikâyesi anlattı. Yüzlerce saat süren bu söyleşiler, kamerayla da kayıt altına alındı. HİÇBİR ATEŞ YOLLARINDAN DÖNDÜRMEDİn Söyleşi yaptığınız isimler, her dönem bilinen isimleriyle ‘Aydınlıkçı’ gelenekten. Kitapta, “Aydınlıkçı geleceğin nöbetçisidir.” vurgusu yapılıyor. Peki, o dönemden bugüne aynı bilinç sürmekte mi, sekteye uğrayan bir yanı var mıdır? Öncelikle şunu söyleyeyim, kitap Türk devrimci, sosyalist hareketinin tarihi niteliğinde. 1960’lı yıllardan başlayarak, sol içindeki ayrışmalar, cezaevleri, işkenceler, emekçi hareketi, Amerikan emperyalizmine karşı yürütülen mücadele, 12 Mart ve 12 Eylül zindanları, Silivri mücadelesi, kaçak yaşanan yıllar, dağlarda, mağaralarda süren kaçak günler, her koşulda devam eden mücadelenin tarihi niteliğinde. Kitapta yer alan isimler, 50 yılı aşkın süredir Vatan Partisi saflarında mücadele eden, adanmış dava adamları. Aydınlıkçı gelenek, yıllardır geleceğin nöbetini tutuyor. Onlar, kitapta anlatılanlardan anlaşılacağı üzere gözünü budaktan esirgemeyen, vatan sevdalıları. Kuruldukları günden bugüne geleceğin nöbetini tutmaya devam ediyorlar. Onlar; zindanların, işkencelerin, parti kapatmalarının, Silivri cezaevlerinin ve yoldaşlarını bu yolda kaybetmenin ateşinden geçtiler. Hiçbir ateş onları yollarından döndürmedi. Hiç sekteye uğramadılar, hiç partisiz kalmadılar. Kitap okunduğunda da çok net görüleceği gibi, aynı bilinç, aynı adanmışlık devam ediyor. MİLLİ DEMOKRATİK DEVRİMn Aynı kuşaktan olduğum; isyankâr, umutlu, sancılı, ışıltılı 60’lı yıllar dünyayı değiştirirken size göre ülke siyasetini nasıl değiştirdi?60’lı yıllardan bahsediyorsak, bütün dünyada yükselen ülkelerin bağımsızlık ve devrim mücadelesi, Türkiye’de de yankısını buldu. Amerikan emperyalizmine karşı mücadele o yıllarda ivme kazandı. Gelişen devrimci mücadele özellikle gençlik içinden başlayıp toplumun diğer kesimlerinde de kendini gösterdi. Gençlik o günlerde, Türkiye’de Milli Demokratik Devrim ve Sosyalist Devrim tartışmasını yürüttü. Milli Demokratik Devrim diyenler, devrimin halkla birlikte, koşulların olgunlaşmasıyla olacağını savundu. Ve onlar bugüne kadar önlerine koydukları bu yolu tamamlamak için mücadeleye devam ediyorlar. Sosyalist Devrim diyenler ise o günlerde, koşulların uygun olduğunu ifade ederek, bozkırları tutuşturmak için silahlanıp devrimi tamamlama görevini önüne koydu. Bu maceracı eğilimler ne yazık ki çok hayatlara mal oldu ve hâkim sınıflar tarafından etkisiz hâle getirildi. PERİNÇEK BİLİMSEL SOSYALİSTn Tam da burada sormak isterim; belli bir geleneğin öncülerinden olan Doğu Perinçek, partisiyle Türk siyasetine öncülük edebiliyor mu? Doğu Perinçek’in 50 yıldır Türk siyasetinde önemli bir yerde durmasının en önemli nedeni “bilimsel sosyalist” olması. O, 60’ın üzerinde kitap kaleme almış bir bilim insanı. Doğu Perinçek, onu yakından takip edenler de bilir ki, dünya çapında bir lider. Hatta son zamanlarda birçok yerden duyduğumu da size aktarayım: Artık deniliyor ki; “Devlet aklı deyince aklımıza Doğu Perinçek geliyor.” Bu boşuna söylenmez. 60’lı yıllardan bu yana Türkiye’de yaşanan olayları incelediğinizde, Perinçek’in yalnız kendi partisine liderlik yapmakla kalmayıp, ülke siyasetini çoğu zaman yönlendirdiğini göreceksiniz. O bir lider olarak, her zaman ülkesinden yana, vatansever, bu yolda hayatı pahasına da olsa da doğruları söylemekten vazgeçmeyen ve bu uğurda hayatının 16 yılını hapishanelerde geçirmiş bir lider. Bugün de ne pahasına olursa olsun vatanı uğruna doğru bildiği yolda giden bir lider ve siyasetçi. Yani hep devrimci, cesur ve öncü…ÖZAL’I REZİL ETTİLERn Kitapta beni en çok çarpan bölüm, Turgut Özal ile ilgili olan açıklamalardı. Askerlere yapılan tasfiye operasyonları çok net anlatılıyor. Sizden dinleyebilir miyiz? Evet, bu konuda kitapta çok net anlatımlar var. Ben size Ferit İlsever’in anlatımından aktarayım. 1986-87 yılında hazırlanan “Birinci MİT Raporu” 1988 yılında “2000’e Doğru” dergisinde yayımlanır. İlk darbe bu yayınla indirilir. Özal, 12 Eylül zulmüyle ülkenin başına geçmiş, oturmuş bir isim. Mehmet Eymürlerin hazırladığı MİT raporu yayımlanarak, Turgut Özal’ın TSK’yı tasfiye etme ve TSK’da sivilleşme adı altında bir operasyonun başında olduğu açığa çıkarılır. Bu, Genelkurmay Başkanı Necdet Üruğ ile Kara Kuvvetleri Komutanı Necdet Öztorun’u emekli ederek tasfiye etmek isteyenlerin hazırladığı operasyonun raporudur. MİT tarafından hazırlanmış, ama Turgut Özal’ın hazırlattığı ve onun başında bulunduğu bir operasyon olarak anlatıyor İlsever. Raporun ifşa olmasıyla tam anlamıyla rezil olurlar. Böylece, esas olarak TSK’yı teslim almak ve tasfiye etmeyi amaçlayan operasyon da amacına ulaşamamış olur. KURT DÜRTTÜ, HAYATI KURTULDUn “Kurt dürttü, hayatımı kurtardı.” Ali Mercan söyleşisinde yer alan bu anekdot, Anadolu hümanizminin ve söylencelerinin bir göstergesi olabilir mi? Neyin göstergesi olduğu konusundaki yorumu size bırakıp, yaşanan bu olayı anlatmak isterim. Ali Mercan 10 yıldır aranırken; dağlarda, ovalarda, şehirlerde, köylerde hayatına devam ediyor. Dağlar derken daha çok Nurhak Dağlarını kastettiğimi belirtmek isterim. Nurhak Dağlarında bir yeri varmış. Yüksek ve rüzgârlı bir gedik. Mezarlar var, üstünde isimler yazıyor. Orayı geçmeden bir yer buluyor kendine. Yer dediğim de bir taşın üzeri. Orada daha önce de iki kez uyur. Kar, kış ve üzerinde sadece bir palto var. Musalla taşı gibi bir taş. Gediği geçmeden donup ölenler de varmış. Sonrasını Ali Mercan’dan aktarayım; “Biraz soluklanıp öyle geçeyim dedim. Çünkü kış, kar dizi geçiyor. Mecburum, yerimi değiştirmem lazım. Bir kez uyuyup kalkmıştım. Sonra yine uyudum. Kırt kırt diye bir ses geldi. Ben tabii öyle algılıyorum. Geldi, beni dürttü. Gözümü açtım, baktım bir kurt. Bana bakıyor. Elimi belime götürdüm. Kurt hiç ora lı olmadı. Arkasını döndü, hiçbir şey olmamış gibi kırt kırt gitti. Kurt beni uyandırdı, ‘donacaksın’ diye. Hayatımı kurtardı.”n Sol içinde çokça tartışılan konulardan biri de İbrahim Kaypakkaya olayıdır. Bu konuda ne anlatırsınız? İbrahim Kaypakkaya’nın Perinçeklerle yollarının ayrılmasının hikâyesi kitapta genişçe anlatılıyor. Kaypakkaya, Perinçek’in Beşparmak Dağlarında bir mağarada kaçak yaşadığı dönemde o mağaraya gider ve ayrılmak istediğini söyler. Perinçek, yol parası olmayan Kaypakkaya ve Muzaffer Oruçoğlu’nun görüşmeden sonra ceplerine yol para larını da koyarak yolcu eder. Sonraki gelişmeler, Kaypakkaya’nın ölümü, o dönemde onunla aynı safta yer alan isimler tarafından kitapta detaylıca anlatılıyor. Bugüne kadar bilinmeyen ya da yanlış bilinen birçok olaya da böylece açıklık getirildiğine inanıyorum.2. CİLT HAZIRn Ethem Sancak söyleşisinde, feodal aile yapısından dem vuruyor ve bu yapıya karşı duruş sergiliyor. Siz de o esnada “Doğuştan devrimcisiniz yani!” diyorsunuz. Şimdi aynı şeyi ben size sorsam? Doğuştan devrimci, diyebilir miyiz? Evet, ben kendimi doğuştan devrimci hissediyorum. Solcu ve Alevi bir aileye doğdum. Lise çağlarından bu yana da hep devrimci hareketin içinde oldum. Kendimi her koşulda, ülkemin bağımsızlığının, işçi sınıfının ve ezilenlerinin yanında hissettim ve bu anlamda elimden geleni yapmaya çalıştım. Hayatım boyunca da öyle olacağım.n Resmi tarihin bize söylemediği ve gizlediği gerçekler bu kitapla birlikte açığa çıkmış olacak. 1. ciltten sonra kaç ciltlik bir seri hazırladınız? Serinin 2. cildi de şu anda hazır. Elimdeki söyleşilerle sanırım toplam dört cilt olacak. Tüm söyleşileri yaptım. Kayıt çözümleri ve düzenlemelere devam ediyorum. Yayınevimle birlikte önümüzdeki dönemde seriyi tamamlama konusunda planlarımızı yapıyoruz.

Kaynaklar: aydinlik.com.tr
Haber metni ve görseller aydinlik.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset · Bölge: İstanbul/Silivri
Yayın: 16 Eylül 2026 21:59 · Kaynak: aydinlik.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp