Habermetrik
← Ana Sayfa
27 Ekim 2026 15:06 · Güncelleme 15:50
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Birgül Yürüker, kentsel dönüşüm mağdurlarının sesi oldu!

Birgül Yürüker, kentsel dönüşüm mağdurlarının sesi oldu!
Görsel kaynağı: ozgurkocaeli.com.tr, Özgür Kocaeli
⏱️ 7 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 2 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Sevgili okurlar; Depremin ne zaman, nerede ve hangi şiddette meydana geleceğini önceden kesin olarak bilemiyoruz
  • Ancak bilimsel çalışmalarla riskleri belirleyebilir, gerekli önlemleri alarak can ve mal kayıplarını azaltabiliriz
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Sevgili okurlar;

Depremin ne zaman, nerede ve hangi şiddette meydana geleceğini önceden kesin olarak bilemiyoruz. Ancak bilimsel çalışmalarla riskleri belirleyebilir, gerekli önlemleri alarak can ve mal kayıplarını azaltabiliriz.

Bu nedenle kentsel dönüşüm, özellikle deprem riski taşıyan yapıların yenilenmesi açısından büyük önem taşıyor.

Eski ve güvenli olmayan binaların yıkılarak yerlerine depreme dayanıklı yapıların yapılması gerekiyor. Bu konuda kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var.

Kentsel dönüşüm yalnızca binaları yenilemek değildir. O binalarda yaşayan insanların hayatlarını, ekonomik koşullarını ve sosyal bağlarını da hesaba katmaktır.

İşte asıl mesele de burada başlıyor.

KENTSEL DÖNÜŞÜM NEDEN YAVAŞ İLERLİYOR?Kentsel dönüşüm projelerinde devletin ve yerel yönetimlerin üzerine düşen önemli görevler var. Bunların başında, vatandaşların can güvenliğini sağlamak ve riskli yapı stokunu yenilemek geliyor.

Ancak dönüşüm sürecine giren vatandaşların karşılaştığı ekonomik sorunlar da göz ardı edilmemeli.

Bir evin yıkılması, yalnızca bir binanın ortadan kaldırılması anlamına gelmiyor. O evde yaşayan insanlar için yıllardır sürdürdükleri hayatın değişmesi, komşularından ayrılmaları ve başka bir yerde yeni bir düzen kurmaları anlamına geliyor.

Üstelik bu süreçte vatandaşların karşısına ciddi bir kira sorunu çıkıyor.

Bugün Kocaeli’de kentsel dönüşüm kapsamında verilen aylık kira yardımı 5 bin liradır. Orta sınıf bir dairenin kirası ise 20 bin liradan başlıyor.

Aradaki fark ortada.

Emekli maaşıyla geçinmeye çalışan bir vatandaş, evinden çıkmak zorunda kaldığında bu farkı nasıl karşılayacak?

Bir yandan geçimini sağlamak, diğer yandan yeni bir evin kirasını ödemek zorunda kalan hak sahibinden dönüşüm sürecini gönül rahatlığıyla karşılamasını beklemek ne kadar gerçekçi?

Bu nedenle dönüşüm projelerinde kira yardımlarının günün ekonomik koşullarına göre yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Vatandaşın evini yenilerken geçim sıkıntısına sürüklenmesi, dönüşümün amacına ve toplumsal faydasına zarar verir.

Ne var ki, devletin verdiği düşük kira yardımları nedeniyle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi dönüşüm bölgesindeki hak sahipleriyle uzlaşma konusunda ciddi sorunlarla karşılaşıyor… Çalışmaların yavaşlaması da bundandır…

BİRGÜL HANIM, ATATÜRK BULVARI’NDA OTURUYOR… İzmit Kadıköy Mahallesi Atatürk Bulvarı’nda yaşayan eski bürokrat Birgül Yürüker’in yaşadıklarına kulak verelim.

Birgül Yürüker, 1992-1996 yılları arasında Kocaeli İl Kültür Müdürlüğü görevini yürütmüş, kent yaşamına yakından tanıklık etmiş bir isim. İzmit Atatürk Bulvarı’nda oturuyor… Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı ekiplerinin Atatürk Bulvarı’nda hak sahipleriyle uzlaşma görüşmeleri yürüttü. Yüzde 50’nin üzerinde çıkan uzlaşma sağlandı.

Ancak uzlaşma sağlandı diye vatandaşların bütün endişelerinin giderildiği anlamına gelmiyor.

Birgül Hanım, önceki gün bana bölgede yaşayanların endişelerini ve taleplerini anlatan bir mektup gönderdi. Yaşadıkları mağduriyetleri anlattı. Mektubunda yalnızca kendi sorunlarını değil, komşularının da dile getirdiği kaygıları aktarıyor.

Mektubunda diyor ki; “Aylar önce başlayan sürece rağmen bölgede yaşayan biz vatandaşlar henüz evlerimizi boşaltıp kiralık konutlara taşınmadık. Dairelerde yaşamaya devam ediyoruz” dedi.

Şimdi gelin, mektubunda sözünü ettiği kaygıların neler olduğuna birlikte bakalım.

KENTSEL DÖNÜŞÜM MÜ, SÜRGÜN MÜ?Atatürk Bulvarı’nın İzmit’te mahalle kültürünün hala yaşatıldığı yerlerden biri olduğunu belirten Yürüker, mektubunda mahalledeki bakkalın, kasabın ve ayakkabı tamircisinin yalnızca ticari işletmeler olmadığını belirtiyor.

Burası insanların sabah sokağa çıktıklarında birbirleriyle selamlaştığı, şakalaştığı, sevinçlerini ve üzüntülerini paylaştığı bir yaşam alanı.

Yıllar içerisinde oluşan komşuluk ilişkileri, özellikle ileri yaştaki insanlar için büyük anlam taşıyor.

Birgül Hanım şunu soruyor;

Bu bölgede kentsel dönüşüm yapılırken mahalle kültürü korunabilecek mi? Yoksa insanların birbirini tanımadığı, komşuluk ilişkilerinin zayıfladığı yeni bir yaşam alanı mı ortaya çıkacak?

Elbette deprem riski taşıyan binalar nedeniyle dönüşüm yapılması gerekiyor. Ancak güvenli yapılar oluştururken mahalle kültürünü ve sosyal ilişkileri korumak da mümkün olmalı.

Çünkü kentleri kent yapan yalnızca binalar değildir. İnsanlar, komşuluk ilişkileri ve ortak yaşam kültürü de kentin kimliğini oluşturur.

HAK SAHİPLERİNİN ÇOĞU EMEKLİ VE İLERİ YAŞTABirgül Yürüker’in mektubunda öne çıkan en önemli konulardan biri de bölge sakinlerinin yaşı ve ekonomik durumu.

Yürüker mektubunda, Atatürk Bulvarı’nda yaşayanların önemli bir bölümü 65 yaşın üzerinde. Aralarında 70-80 yaşlarında, emekli maaşıyla geçinmeye çalışan çok sayıda vatandaş bulunuyor.

Bu insanlar yıllardır yaşadıkları evlerini yalnızca dört duvardan ibaret görmüyor.

Bakkal, kasap, pazar, hastane ve tramvay gibi günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yerlere yürüme mesafesinde yaşıyorlar. Alıştıkları çevre, onların günlük hayatını kolaylaştırıyor.

Şimdi bu insanlara evlerini boşaltmaları söylendiğinde, karşılarına yalnızca taşınma sorunu çıkmıyor.

Yeni bir ev bulmak, kira ödemek, eşyalarını taşımak ve alıştıkları çevreden uzaklaşmak zorunda kalıyorlar.

İleri yaştaki insanlar için bu değişimin fiziksel, ekonomik ve sosyal açıdan ne kadar zorlayıcı olabileceği mutlaka dikkate alınmalı.

Burada sorulması gereken soru şu?

Depreme karşı güvenli konutlar üretirken, o konutlarda yaşayan insanların hayatlarını da güvence altına alabilecek miyiz?

EV KÜÇÜLÜYOR, ÖDEME YÜKÜ ARTIYOR Birgül Yürüker’in dikkat çektiği bir diğer konu ise mevcut konutların büyüklüğü ile dönüşüm sonrasında hak sahiplerine sunulacak konutlar arasındaki fark.

Yürüker, bölgede bazı evlerin geniş arka bahçelere sahip olduğunu, mevcutta 130 metrekare olan bir dairenin dönüşüm sonrasında 80 ya da 90 metrekareye düşebildiğini ve hak sahiplerinden ayrıca ödeme istenebildiğini dile getiriyor.

Bu iddiaların her bir hak sahibi ve proje bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak dile getirilen sorun, dönüşümün en hassas noktalarından birini ortaya koyuyor.

Vatandaşın mevcut konutu ile kendisine önerilen yeni konutun büyüklüğü, kullanım özellikleri ve maliyeti arasında ciddi farklar oluşuyorsa bu durum açıkça anlatılmalı.

Hak sahiplerinin ne kadar ödeme yapacağı, devlet desteğinin ne kadar olacağı ve yeni konutların hangi koşullarla teslim edileceği konusunda şeffaflık sağlanmalı.

Özellikle emekli maaşıyla geçinen bir insanın, evini yenilemek için yüksek miktarda borç altına girmesi beklenemez.

Aksi durumda vatandaş, yıllarca yaşadığı evini koruyabilmek için mücadele ederken ekonomik açıdan daha zor bir duruma düşebilir.

Birgül Yürüker’in kaygısı da tam olarak burada yoğunlaşıyor; Dönüşüm sonrasında evini karşılayamayan bazı hak sahipleri, yaşadıkları yeri satmak zorunda kalabilir.

Böyle bir sonuç ortaya çıkarsa bölgenin sosyal yapısı değişebilir, yıllardır orada yaşayan insanlar kendi mahallelerinden ayrılmak zorunda kalabilir.

Kentsel dönüşümün amacı insanları yerinden etmek değil, daha güvenli koşullarda yaşamalarını sağlamak olmalı.

“BULVAR’DEKİ RİSK DURUMU VATANDAŞLARA ANLATILMAMIŞBirgül Yürüker’in mektubunda yer verdiği bir başka soru da dönüşüm alanının neden seçildiğiyle ilgili.

Bölge sakinleri; metro, hastane, tramvay, valilik, pazaryeri ve meydan düzenlemesi gibi yatırımlarla birlikte Atatürk Bulvarı’nın gelecekte nasıl bir değişim yaşayacağını merak ediyor.

Bu soruların kendiliğinden ortadan kalkmasını beklemek doğru değil.

Yetkililerin dönüşüm alanının hangi kriterlere göre belirlendiğini, yapıların risk durumunu, projenin kapsamını ve uygulama esaslarını vatandaşlarla açıkça paylaşması gerekiyor.

Eğer bölge deprem güvenliği açısından risk taşıdığı için dönüşüme alınıyorsa bunun teknik gerekçeleri anlatılmalı. Projenin şehircilik açısından hedefleri varsa bunlar da şeffaf biçimde ortaya konulmalı.

Vatandaşın kafasındaki soru işaretlerini gidermenin yolu, yalnızca uzlaşma imzalarına ulaşmak değildir.

İnsanların neden endişelendiğini anlamak, sorularına yanıt vermek ve makul taleplerine çözüm üretmek de uzlaşmanın bir parçasıdır.

DÖNÜŞÜMDE BAŞARI, YALNIZCA İMZA SAYISIYLA ÖLÇÜLMEZ Birgül Yürüker’in mektubunda dikkat çektiği ifadelerden biri de vatandaşların evlerini kaybetme endişesi taşıması.

Bölgede yaşayan bazı kişilerin, imza vermedikleri takdirde evlerine el konulabileceğinden korktuklarını aktarıyor.

Bu kaygının hukuki boyutunun, yürürlükteki mevzuat ve projenin uygulama koşulları çerçevesinde yetkililer tarafından açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Vatandaşlar haklarını, yükümlülüklerini ve imza atmalarının sonuçlarını açıkça bilmeden karar vermek zorunda kalmamalı.

Kentsel dönüşümde uzlaşma, yalnızca gerekli imza sayısına ulaşmak olarak görülmemeli.

Gerçek uzlaşma, hak sahibinin projeyi anlaması, ekonomik koşullarını değerlendirebilmesi, kendisine sunulan seçenekleri bilmesi ve geleceğiyle ilgili kaygılarına yanıt bulabilmesiyle mümkündür.

Birgül Yürüker’in mektubu da bu açıdan dikkate alınması gereken bir çağrı.

Kendisi, yaşlı insanların alıştıkları çevreden ayrılmasının doğurabileceği sonuçlara dikkat çekiyor ve proje hazırlanırken bölgenin demografik yapısının da incelenmesini istiyor.

Bu talep görmezden gelinmemeli.

BU MEKTUP, ŞİKÂYET MEKTUBU DEĞİLDİRBirgül Yürüker, mektubunun sonunda yazdıklarının dikkate alınmayabileceğini düşündüğünü, buna rağmen vatandaşlık görevini yerine getirmek istediğini ifade ediyor.

Ben de bu mektubun bir şikâyet olarak görülüp bir kenara bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü Birgül Hanım yalnızca kendi adına konuşmuyor; dile getirdiği sorunların, bölgede yaşayan başka hak sahiplerinin de ortak kaygılarını yansıttığını söylüyor.

Kentsel dönüşüm, insanları evlerinden ve hayatlarından koparan bir sürece dönüşmemeli. Depreme karşı güvenli kentler inşa ederken vatandaşın hakkını, hukukunu ve yaşam koşullarını da korumalıyız.

Birgül Hanım’ın anlattıklarına kulak verilmeli…

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: ozgurkocaeli.com.tr, Özgür Kocaeli
Haber metni ve görseller ozgurkocaeli.com.tr, Özgür Kocaeli sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Hava
Yayın: 27 Ekim 2026 15:06 · Kaynak: ozgurkocaeli.com.tr, Özgür Kocaeli
Kaynağı Oku ↗