Habermetrik
← Ana Sayfa
04 Kasım 2026 10:36
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Sarıbal'dan tarım politikalarına tepki: Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istiyor!

Sarıbal'dan tarım politikalarına tepki: Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istiyor!
Görsel kaynağı: babaocagi.com.tr
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında tarım sektöründe yaşanan sorunları ve fon soruşturmasını değerlendirdi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında tarım sektöründe yaşanan sorunları ve fon soruşturmasını değerlendirdi. İktidarın tarım politikalarını eleştiren Sarıbal, mazot ve gübre fiyatlarındaki artışa karşılık üreticiye verilen fiyatların yetersiz kaldığını söyledi.

Tarımın milli güvenlik ve milli savunma meselesi olarak nitelendirilmesine rağmen bu alanda gerekli adımların atılmadığını savunan Sarıbal, “İthalat, sözleşmeli tarım ve'ne halin varsa gör' politikasını iktidar açık bir biçimde uygulamaktadır. Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istemektedir” dedi.

“MAZOTTA YÜZDE 75'İN ÜZERİNDE ARTIŞ VAR”

Tarım sektörünün önemine dikkat çeken Sarıbal, Cumhurbaşkanı ve bakanların tarımı milli güvenlik ve milli savunma meselesi olarak tanımladığını ancak bu söylemlerin gereğinin yerine getirilmediğini belirtti.

TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamlarının halkın yaşadığı gerçek enflasyonu yansıtmadığını savunan Sarıbal, mazot fiyatlarında yüzde 75'in üzerinde, gübre fiyatlarında ise en az yüzde 40 ile 75 arasında artış yaşandığını söyledi. En çok kullanılan amonyum nitrat ve amonyum sülfat gübrelerinin fiyatlarının yüzde 65 ila 75 arasında yükseldiğini kaydetti.

Buğday ve arpa için açıklanan fiyatları da eleştiren Sarıbal, buğdayda yaklaşık 16 lira ile yüzde 22, arpada ise 12,75 lira ile yüzde 15 artış öngörüldüğünü ifade etti. Buna göre buğdayın ton fiyatının 16 bin 500 lira, arpanın ton fiyatının ise 12 bin 750 lira olarak belirlendiğini hatırlattı.

Enflasyonun yüzde 27, tarımsal girdi artışının ise yüzde 30 olarak açıklandığını belirten Sarıbal, açıklanan rakamların üreticinin yaşadığı maliyetleri karşılamadığını savundu. Belirlenen fiyatların taban fiyat değil, tavsiye fiyatı olduğunu vurgulayan Sarıbal, yeni sistemin çiftçiyi üretimden koparan bir modele dönüştüğünü söyledi.

“DÜNYADA KİŞİ BAŞINA EKMEK TÜKETİMİNDE BİRİNCİYİZ”

Türkiye'nin ekmek ve una bağlı ürünlerin tüketiminde dünyada ilk sırada bulunduğunu belirten Sarıbal, kişi başına yıllık ekmek tüketiminin yaklaşık 200 kilogram olduğunu ifade etti.

Bu verinin toplumun yeterli ve dengeli beslenemediğini gösterdiğini savunan Sarıbal, “Bu bile bizim ne kadar dengesiz, ne kadar yetersiz, ne kadar sağlıksız yaşadığımızı, beslenme değil karnımızı doyurduğumuzu gösteren temel net rakamdır” dedi.

Buğday, arpa, ayçiçeği, çay, pamuk ve şeker pancarı üretiminde ciddi gerileme yaşandığını, çiftçinin beklediği fiyatların oluşmadığını kaydeden Sarıbal, üreticinin borçlarının ise özellikle hasat döneminde arttığını söyledi.

Çiftçinin ürününü satarak gelir elde etmesi gereken dönemde borç yüküyle karşı karşıya kaldığını belirten Sarıbal, üreticinin kaderine terk edildiğini savundu.

Sarıbal, tarım politikalarına ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“İthalat, sözleşmeli tarım ve'ne halin varsa gör' politikasını iktidar açık bir biçimde uygulamaktadır. Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istemektedir.

İktidar da, devlet kurumları da çiftçinin ürettiğinin bir kamu yararı içerdiğini görmek zorundadır. Emekten yana, topraktan yana, sudan yana, bu ülkenin gerçek üretiminden yana bir tutum, bir tavrı ortaya koymak zorundadır.

Kamucu, planlı ve çiftçiyi koruyan, kollayan bir üretim modelinin mutlaka ve mutlaka hayata geçirilmesi gerekmektedir.”

FON SORUŞTURMASI: “BUNDAN DAHA BÜYÜK ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ NASIL OLUNUR?”

Fon krizine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Sarıbal, soruşturmanın kapsamına ve suçlamaların niteliğine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Fon yolsuzluğunun örgütlü suçlar kapsamında ele alınması gerektiğini daha önce de dile getirdiklerini belirten Sarıbal, soruşturmada “örgütlü suçlar” yerine “kapsamlı suçlar” ifadesinin kullanılmasını eleştirdi.

Sarıbal, olayda siyaset, devlet bürokrasisi, özel sektör ve medya bağlantılarının bulunduğunu savunarak şu ifadeleri kullandı:

“Fon yolsuzluğu, kapsamlı suçlar içerisine alındı. Israrla örgütlü suçlar kapsamı içine alınmalı dedik, şimdi örgütlü suçlar yerine kapsamlı suçlar diye yeni bir kavram. Hukukta vardır. Taraflar belli. Kitleler etkilenmiş.

Organize siyasiler var mı? Var. Devlet bürokrasisi var mı? Var. Özel sektör var mı? Var. Şimdi medya ayağı da söyleniyor. Oldu dört ayak. Birbirinden haberdarlar mı? Evet. Bilerek yapılmış mı? Evet. İçinde devletin, ülkenin içinde olan siyaset, ticaret yapan fon kuruluşları, medya, politika var mı?

Var. Bundan daha büyük organize suç örgütü nasıl olunur? Kapsamlı suçlar. Örgütlü olmasın da kapsamlı olsun.

Ama küçücük bir belediyeye gidip oradan seçerek örgütsel işler yaratabiliyorsunuz. 12 Eylül'de de öyleydi. Kişiye göre suç bulunurdu. Şimdi de kişilere göre suç yaratılıyor. Suç belli, suça isim veriliyor.”

“97,3 MİLYAR LİRA HANGİ KAYNAKTAN ÖDENDİ?”

Adalet Bakanı'nın fon soruşturması kapsamında yaptığı açıklamalara değinen Sarıbal, 247 bin 839 yatırımcıya toplam 97 milyar 300 milyon lira ödeme yapıldığının belirtildiğini aktardı.

Ayrıca 178 bin 537 tekil yatırımcının yaklaşık 76 milyar liralık ana parasının karşılandığının söylendiğini ifade eden Sarıbal, gönüllü iade kapsamında yaklaşık 30 milyar lira değerinde para, taşınmaz ve hisse senedinin geri verildiğine ilişkin açıklamayı da hatırlattı.

Söz konusu 30 milyar liralık tutarın tamamının nakde dönüşmediğine dikkat çeken Sarıbal, ödemelerin hangi kaynaktan karşılandığının açıklanmasını istedi.

Sarıbal, “Bu 97,3 milyar lira ödendiği söylenen parayı hangi kaynaktan ödediniz? Niye açıklamıyorsunuz? Açık, net. Artık bu saatten sonra topluma bu bilgileri açık ve net sunmak gerek. Çok büyük travmalar var. Onlarca insan ciddi bir bunalım içerisinde. Yaşamlarıyla sınanıyorlar kendileri” diye konuştu.

“BU 247 BİN 839 KİŞİNİN ALACAĞI NE KADARDI?”

Ödemelerin yapıldığı belirtilen 247 bin 839 kişinin toplam alacağının ne kadar olduğunu soran Sarıbal, yatırımcıların kendilerine yapılan ödemelerin yetersizliğinden şikayet ettiğini aktardı.

Sarıbal, yatırımcıların kendilerine ulaşarak “Bizimle alay ediyorlar. Komik işler yapıyorlar” dediğini belirtti.

Gönüllü iade kapsamında geri verildiği açıklanan 30 milyar liranın kimlere, hangi tutarlarda ödendiğinin de açıklanmasını isteyen Sarıbal, geri verilen para, taşınmaz ve hisse senetlerinin sahiplerinin kimler olduğunu sordu.

Söz konusu kişilerin ne kadar ödeme yaptığının, ne kadar kazanç elde ettiğinin ve elde ettikleri gelirin ne kadarını geri verdiğinin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.

Soruşturma kapsamında 412-413 kişinin bulunduğunu ve 112 kişinin tutuklu olduğunu belirten Sarıbal, suç kapsamındaki yolsuzluk tutarının bir bölümünden stopaj kesildiğini ileri sürdü.

Sarıbal, “Soruyoruz: Stopaj olarak aldığınız bu para miktarı ne kadardır? Bu soruşturma kapsamında ortaya çıkan zararlar üzerinden stopajın alındığı bu yolsuzluk parası değil midir?” ifadelerini kullandı.

“HALK PERİŞAN, YATIRIMCILAR PERİŞAN”

Yatırımcıların stopaj kesintilerinden paylarını geri almak istediklerini belirten Sarıbal, kesilen tutarların açıklanmasını talep etti.

Sarıbal, söz konusu kesintilerin ne kadar olduğunun net biçimde duyurulması gerektiğini ifade ederek, stopaj kesintilerinin iadesi için hukuki ve yasal düzenleme yapılması çağrısında bulundu.

Fon krizine ilişkin açıklamasında yaşananları “yüzyılın, asrın en büyük organize soygunu” olarak nitelendiren Sarıbal, olayın unutulmaması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini savundu.

Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Israrla talepler var:'Biz bu stopajdan payımızı istiyoruz, bizden kesildi, payımızı istiyoruz' diyorlar. Çünkü bu da dolayısıyla bir şaibeli alacak ödeme noktasına gitmiş durumda. Ne kadar kesildi? Önce onu istiyoruz. Net bir şekilde açıklansın.

Suça konu olan bu para miktarından ne kadarı stopaj olarak kesildi? Ve bu stopajın, belli ki bu organizasyonun içerisinde bir sorunu var. Bu sorunun giderilmesi için parası kesilen insanların talebi var:'Ne kadar kesildi ve onu geri istiyoruz' diyorlar.

Bunun için bir hukuki düzenleme, yasal düzenlemenin yapılması gerektiğini de açık bir şekilde söylüyorlar. Yani yüzyılın, asrın en büyük organize soygununun asla unutulmayacağının, mutlaka hesabının sorulacağının bilinmesi gerekiyor.

Halk perişan, yatırımcılar perişan; onların sesini sağlıklı, doğru ve anlamlı bir şekilde dinlemek gerekiyor.”

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: babaocagi.com.tr
Haber metni ve görseller babaocagi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Tarım
Yayın: 04 Kasım 2026 10:36 · Kaynak: babaocagi.com.tr
Kaynağı Oku ↗