şu İhaneti Ortadan Kaldırın!
- Bir milletin hafızası; bazen bir savaş meydanında, bazen bir mezar taşında, bazen de bir kelimenin içinde saklıdır… Mesela Harşit, o kelimelerden biridir… Çünkü Harşit, hem bir coğrafyanın adı hem bir milletin direniş hikâyesi hem de toprağa düşenlerin sessiz vasiyetidir… Birinci Dünya Savaşı’nın
Bir milletin hafızası; bazen bir savaş meydanında, bazen bir mezar taşında, bazen de bir kelimenin içinde saklıdır…
Mesela Harşit, o kelimelerden biridir…
Çünkü Harşit, hem bir coğrafyanın adı hem bir milletin direniş hikâyesi hem de toprağa düşenlerin sessiz vasiyetidir…
Birinci Dünya Savaşı’nın Kafkas Cephesi’nde, 1916-1917 yıllarında Harşit Vadisi’nde yaşanan mücadele, yalnızca askeri bir savunma değildi…
Açlığın, hastalığın, soğuğun ve yokluğun insan iradesiyle çarpıştığı büyük bir imtihandı…
Rus ordusunun ilerleyişini durdurmak için mücadele eden askerler, milisler ve bölge halkı, bugünün huzuruna kendi hayatlarıyla bir bedel ödedi!...
Onların ceplerinde bugünkü gibi banka kartları, sofralarında çeşit çeşit yiyecekler, sırtlarında “Gore-Tex” montlar yoktu... Çoğunun ayağı ya çaput sarılıydı ya da çarıklıydı!
Ne ellerinde yeterli silah, ne de önlerinde güvenli bir gelecek vardı…
Ama vatan duygusu, direnme iradesi ve geride bırakacakları çocuklarına dair umutlarından hiçbir zaman mahrum kalmadılar…
Bugün sıcak evlerimizde, güvenli yollarımızda, bolluk içindeki sofralarımızda bunlar hayatın bize doğal bir ikramıymış gibi huzur arıyoruz…
Oysa bu huzur; atalarımızın o dönemdeki uykusuz gecelerinin, açlığının, sefaletinin, fedakârlığının, kanlarının ve canlarının üzerine kurulmuş mukaddes bir emanettir…
Biz şimdi her türlü konforu rahatlıkla satın alabiliyoruz…
Ama o konforun bedelini tarihte canlarıyla ödeyenleri unutursak, ecdadımıza vefasızlık ve nankörlük yaparsak; bu davranışımız insanlığımızdan indirim yaptığımızı göstermez mi?
Harşit’i unutmak, yalnızca bir savaşı unutmak değildir. Bir milletin hangi bedellerle ayakta kaldığını unutmaktır…
Ancak, Harşit’in bir başka imtihanı daha var şimdi: Hafızadan silinme imtihanı!
10 Temmuz 1964’te Harşit’in adı Doğankent olarak değiştirildi.
Bu kararın, ileride Rumların veya Ermenilerin hak iddialarına zemin oluşturmaması düşüncesiyle alındığı öne sürülüyor…
Rasyonel bir değerlendirme yaparsak; o günün siyasi kaygıları anlaşılabilir. Ancak bugün aynı gerekçeyle bir coğrafyanın binlerce yıllık hafızasını susturmak ne kadar anlamlı?..
Üstelik Harşit Irmağı hâlâ Harşit, Harşit Vadisi hâlâ Harşit!...
İnsan merak ediyor: Tehlike ilçenin isminde miydi, yoksa bürokratların tarih algısında mı?
Yer isimleri yalnızca tabelalardan ibaret değildir. Onlar bir toplumun hafıza kartlarıdır...
İsimleri silmek, bazen bir kültürün hatıralarını sessizce arşiv dışına çıkarmaktır. Buna kültürel hafıza kaybı demek de mümkündür; daha ileri bir ifadeyle, “kültürel soykırım” demek de mümkündür!...
Üstelik halk, altmış iki yıl boyunca bu karara gönülden teslim olmadı...
Harşit Pazarı dedi, Harşit Köprüsü dedi, Harşit Çarşısı dedi, Harşit Pidesi dedi...
Bürokrasi tabelayı değiştirdi; millet hafızasını değiştirmedi!
Şimdi yapılması gereken bellidir: Doğankent ilçe merkezine Harşit adının yeniden kazandırılması, geçmişe duyulan saygının ve tarihsel hafızanın yeniden tesisi olacaktır…
Bu, kimsenin geçmişine karşı bir tavır değil; kendi geçmişimize sahip çıkma iradesidir…
Harşit Savunması’nın 109. yıl dönümünde şehitliklerde yürümek, anıtlar dikmek elbette değerlidir. Ama asıl anıt, o kahramanların adını yaşatacak bir hafızadır…
Harşit yalnızca geçilmez bir savunma hattı değildir.
Harşit, unutulmaz bir milletin unutulmaması gereken hafızasıdır…
Sosyal medyada Harşit Savunması ile ilgili yaptığım bazı paylaşımlara şöyle tepkiler alıyorum:
“Fazla abartılıyor… Çanakkale’nin geçilmezliği ile kıyaslanamaz… Ruslar kendiliğinden geri çekildi, ciddi bir savaş olmadı… Madem bu kadar mücadele vardı da niye ders kitaplarında yok… vs.”
Harşit adını kütüklerden silerseniz, bu adla anılan her şeyi de beraberinde silmiş olursunuz…
Böylece geçilememiş olan Harşit, sonradan geçilmiş olur!...
İşte, yapılan yer ismi değişikliğinin yarattığı sonuç ortada…
Siz unuttunuz diye, siz öğrenmediniz diye yaşanan gerçekleri yok mu sayalım kardeşim?
Milletvekillerimize sesleniyorum… Bir an önce kanun teklifi verin…
Ve lütfen, bu milletin hafızasına yapılan şu ihaneti ortadan kaldırın!...
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 05 Kasım 2026 21:06 · Kaynak: yesilgiresun.com.tr