Makamın Değeri, Koltuğunda Değil; Taşıdığı Sorumluluktadır!
- Şebinkarahisar'a hoş geldiniz Sayın Kaymakam Adnan Doğan
- Bazen bir ilçeye yeni atanan yöneticinin daha ilk günlerde sergilediği davranışlar, o ilçenin geleceğine dair umutları yeniden yeşertir
Şebinkarahisar'a hoş geldiniz Sayın Kaymakam Adnan Doğan...
Bazen bir ilçeye yeni atanan yöneticinin daha ilk günlerde sergilediği davranışlar, o ilçenin geleceğine dair umutları yeniden yeşertir.
Şebinkarahisar Kaymakamlığı görevine atanan Sayın Adnan Doğan hakkında duyduğum ve araştırdığım bazı bilgiler, bana rahmetli Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu'nu hatırlattı.
Hani şu halkın gönlünde taht kurmuş, bürokrasinin soğuk duvarlarını aşarak vatandaşla doğrudan iletişim kurmayı başarmış, Anadolu insanının sorunlarını makamından değil, halkın arasına girerek dinlemiş olan unutulmaz vali...
Kamuoyunda nam salmış adıyla Süper Vali Recep Yazıcıoğlu!
Onun yönetim anlayışında makam, ayrıcalıkların değil sorumlulukların yeriydi. Devletin vatandaşa uzaklaşmasını değil, vatandaşına yaklaşmasını savunuyordu. Sorunları dosyalar arasında bekletmek yerine yerinde görmeyi, çözüm üretmeyi ve bürokrasinin hantallığına teslim olmamayı tercih ediyordu.
Elbette her yöneticiyi Recep Yazıcıoğlu ile kıyaslamak doğru olmaz. Ancak onun temsil ettiği kamu hizmeti anlayışını örnek almak, ülkemizin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biridir.
Sayın Adnan Doğan hakkında anlatılanları yalnızca Şebinkarahisar'daki ilk uygulamalarıyla sınırlı tutmadım. Daha önce kaymakamlık görevinde bulunduğu Bingöl'ün Solhan ilçesinde, birlikte çalıştığı personelden de bilgi aldım. Anlattıkları, bugün Şebinkarahisar'da karşılaştığımız uygulamalarla örtüşüyor.
Sayın Doğan, Solhan'da da sabah saat 08.00'de kaymakamlık binasında bulunuyor, personelin mesaiye zamanında başlayıp başlamadığını bizzat takip ediyormuş.
Ancak asıl dikkat çekici olan, bu disiplin anlayışının yalnızca mesai saatleriyle sınırlı olmaması.
Solhan'daki görevi bittiği gün makam odasından çıkarken aniden geri dönüp cebindeki kalemi masanın üzerine bıraktığı ve bunu yaparken "Bu devletin malı" dediği anlatılıyor.
Belki bir başkası için küçücük bir ayrıntı gibi görünebilir. Ama bana göre kamu yönetimi açısından çok büyük bir anlam taşıyor.
Çünkü mesele bir kalemin maddi değeri değil; devletin malına, kamu kaynaklarına ve yurttaşın hakkına gösterilen saygıdır.
İşte devlet terbiyesi dediğimiz şey biraz da budur. Kimsenin görmediği, denetlemediği bir anda bile emanete sahip çıkabilmek...
Şebinkarahisar'daki hastane ziyaretinde yaşananlar da bu anlayışın başka bir örneği.
Kaymakam Adnan Doğan, sabah saat 08.10 sıralarında kan vermek amacıyla hastaneye gidiyor. Ancak bu saatte bazı personelin henüz işbaşı yapmadığını ve hizmetin gereği gibi başlamadığını görünce duruma müdahale ederek gerekli uyarılarda bulunuyor.
Bir kaymakamın hastaneye yalnızca protokol ziyareti için değil, vatandaş olarak bir hizmetten yararlanmak amacıyla gitmesi ve karşılaştığı aksaklığı görerek müdahale etmesi de üzerinde durulması gereken bir davranış.
Solhan'daki eğitim kurumlarına yaptığı ziyaretler, üniversite öğrencilerinin sorunlarıyla ilgilenmesi, ihtiyaç sahibi çocuklara okul çantası ve kırtasiye desteği sağlanmasına katkıda bulunması da bu yaklaşımın diğer örnekleri.
Bütün bunlar bize şunu gösteriyor: Kamu yöneticiliği yalnızca makamda oturmak, imza atmak ve protokol toplantılarına katılmak değildir. Gerektiğinde bir okulun sınıfında, bir hastanenin koridorunda, bir köyün yolunda bulunabilmektir.
Ülkemizde kamu kaynaklarının hoyratça kullanıldığı, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının gündemden düşmediği, yetimin, öksüzün ve garip gurabanın hakkının korunması konusunda toplumun ciddi kaygılar taşıdığı bir dönemde, kamu malını kendi malından ayrı görmeyen yöneticilerin varlığı elbette umut vericidir.
Çünkü devletin itibarı yalnızca büyük binalarla, makam araçlarıyla veya törenlerle yükselmez. Devletin itibarı, emanete sahip çıkan, vatandaşın hakkını gözeten ve görevini vicdanıyla yapan kamu görevlileriyle yükselir.
Elbette mesai disiplini önemlidir. Ancak asıl mesele, o mesainin vatandaşın hayatına dokunan hizmetlere dönüşmesidir.
Şebinkarahisar'ın da çözüm bekleyen pek çok meselesi var. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan istihdama, tarımdan çevre sorunlarına kadar ilçemizin geleceğini ilgilendiren önemli başlıklar bulunuyor.
İhtiyacımız olan; vatandaşını dinleyen, köyleri gezen, sorunları yerinde gören, kurumlar arasında koordinasyonu sağlayan, çözüm için sorumluluk alan bir kamu yönetimidir.
Bizler de ilçemizin geleceği için çalışan, üreten, sorumluluk üstlenen her yöneticinin yanında olmalıyız. Yanlış gördüğümüzde eleştirmekten, doğru yapılanı takdir etmekten çekinmemeliyiz.
Makamınızın kapıları vatandaşlara, gönlünüzün kapıları Şebinkarahisarlılara daima açık olsun.
Halkın içinde olun, köylerimizin yollarını aşındırın, vatandaşın derdini dinleyin. Devletin güler yüzünü, adaletini ve şefkatini hissettirin.
Unutmayın; makamların ömrü atama kararlarıyla sınırlıdır. Ancak halka dokunan hizmetlerin ve kazanılan gönüllerin ömrü çok daha uzundur.
Rahmetli Recep Yazıcıoğlu'nun aramızdan ayrılmasının üzerinden yıllar geçti. Fakat onu hâlâ sevgi ve saygıyla anıyorsak bunun nedeni taşıdığı unvanlar değil, geride bıraktığı yönetim anlayışı ve insanlarla kurduğu gönül bağıdır.
Bizim özlediğimiz yöneticilik anlayışı tam da budur: Makamın gücünü değil, sorumluluğunu taşımak!
Sayın Kaymakamımız Adnan Doğan'a yeni görevinde başarılar diliyor, bu güzel başlangıcın Şebinkarahisar için kalıcı hizmetlere dönüşmesini umut ediyoruz.
Hoş geldiniz Sayın Kaymakamım. Şebinkarahisar halkı adına yolunuz açık olsun.
Fatih Mahallesi – Giresun Caddesi Şebinkarahisar’ın tercih edilen konumlarından Fatih Mahallesi’nde, Giresun Caddesi üzerinde, ana yola cepheli, fera...
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 03 Kasım 2026 09:23 · Kaynak: yenisebinkarahisar.net