Habermetrik
← Ana Sayfa
01 Kasım 2026 11:27 · Güncelleme 11:29
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Fransa’nın bütçe çıkmazı: Artan kamu borcu, kapanmayan açıklar, kemeri sıkılan halk

Fransa’nın bütçe çıkmazı: Artan kamu borcu, kapanmayan açıklar, kemeri sıkılan halk
Görsel kaynağı: aydinlik.com.tr
⏱️ 8 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Fransa içinde bulunduğu derin ekonomik ve siyasi kriz nedeniyle devletin bütçesini yapmakta zorlanıyor hatta yapamıyor diyebiliriz
  • 2025 ve 2026 bütçelerinden farkı olmayan sözüm ona yeni bir bütçe yapıyorlar

Fransa içinde bulunduğu derin ekonomik ve siyasi kriz nedeniyle devletin bütçesini yapmakta zorlanıyor hatta yapamıyor diyebiliriz. 2025 ve 2026 bütçelerinden farkı olmayan sözüm ona yeni bir bütçe yapıyorlar. Bu bütçelerin esprisi aynı döngü üzerine kurulmuştur: Tekelci sermayenin vergilerini düşür ve sosyal prim ödemelerinde muafiyet sağla.

Açığı kamu hizmetlerini kısarak kapatmaya çalış ve borç faizini ödemek için yeniden borçlan. ÖĞRENCİLER BÜTÇENİN DENGESİNİ BOZDUHaftalardır devam eden öğrencilerin ve sendikaların eylemlerinin bütçe dönemine denk gelmesi hükümeti daha da köşeye sıkıştırdı.

Liselilerin ve üniversite öğrencilerinin taleplerinin bir bölümünün karşılanacağı açıklandı. Hükümet, 2027’de eğitim bütçesine yapılması planlanan 1,2 milyar avroluk artışı 5-6 milyar avroya çıkaracağını bildirdi. Planlanan bin 600 öğretmen kadrosunun iptalinden vazgeçileceğini, aksine bin 700 yeni öğretmen kadrosu açılacağını belirten hükümet, sınıfların 28 öğrenciyle sınırlandırılacağını da duyurdu.

Ayrıca 2028’de üniversiteye giriş sisteminin değiştirileceği, 2027-2028 eğitim döneminde ise 15 bin yeni yükseköğrenim kontenjanı açılacağı açıklandı. Fakat öğrenciler 10 milyar avroluk ek bütçede ısrarcı olduğu için 31 Ekim ve 5 Kasım’da yapılacak büyük eylemlere katılacaklarını açıkladı.

Sendikaların alım gücünün yükseltilmesi ve asgari ücretin artırılması talepleri ise şimdilik bir karşılık görmedi. Yine Sarı Yeleklilerin akaryakıt fiyatlarının artmasıyla ilgili alınan tedbirlerin yeterli olmadığı söylendi.

Hükümet dizel fiyatlarını 2 avro ile sınırladı. Ama kriz öncesi 1,5 avronun altında olan fiyatlar dikkate alındığında 2 avronun halkın yaşam maliyetlerini nasıl etkilediği ortada. BÜTÇE GENSORU YİYEBİLİRÖğrenci eylemleri halkın sırtından tasarruflar planlayan hükümetin bütçe dengesini şimdiden bozdu.

Daha da önemlisi bu bütçenin Meclis’ten geçmeyeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimine altı aydan az bir zaman kalması tüm adayların evet tüm adayların yani Macron’un partisini ve ondan ayrılıp kurulan partinin adayları bile bu bütçeyi eleştiriyor.

Dolayısıyla hükümet Anayasal hakkını kullanarak 49/3 maddesine göre Meclis’in oylamasına sunmadan bütçeyi geçirmeye yönelebilir. Bu da muhalefete gensoru hakkını verir. Gensoru ile de hükümet düşebilir. Fakat seçimler öncesi hükümetin düşmesi muhalefet partilerinin esas olarak da sosyal demokratların işine gelmeyebilir.

Yani gensoruda Sosyalist Parti hükümetin yanında durabilir. Son 2,5 yıldır hükümet ve siyasi kriz bütçe görüşmeleri ve oylamaları üzerinde gelişmiş ve şekillenmiştir. Ulusal Meclis’te bütçe görüşmeleri devam ettiSİYASİ KRİZBütçeyi ele almadan önce siyasi krizi özetlememiz gerekecek.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Marine Le Pen’in Ulusal Birlik partisi karşısında aldığı ağır yenilgi sonucu Ulusal Meclis’i feshetmişti. Ardından Temmuz 2024’te yapılan erken genel seçimlerde hiçbir parti ve ittifak hükümet kurma çoğunluğunu elde edememişti.

Macron’un partisi de çoğunluğu kaybetmişti. Kuracağı hükümet ancak bir azınlık hükümeti olacaktı. Diğer taraftan Ulusal Birlik partisi tek başına 125 milletvekili çıkararak birinci parti konumuna gelmişti. O günden bu yana dört hükümet kuruldu: Eylül 2024’te Michel Barnier başkanlığında bir azınlık hükümeti kuruldu.

Bu hükümetin ömrü üç ay sürdü ve muhalefetin gensorusu ile düşürüldü. Ardından François Bayrou başkanlığında ikinci bir azınlık hükümeti kuruldu. Bu hükümette altı ay sonra gensoru ile düşürüldü. Her iki hükümette Macron’un sekiz yıldır uyguladığı neoliberal kemer sıkma politikalarını uyguladı ve bu yönde oluşturulan bütçeler nedeniyle düşürüldü.

Macron bir yıl içinde üçüncü başbakanı atadı. Yeni Başbakan Sébastien Lecornu 5 Eylül 2025 akşamı hükümeti açıkladı, Bakanlar Kurulu resmî gazetede yayımlandı ve 6 Eylül 2025 sabahı cumhurbaşkanına istifasını sundu. Lecornu hükümeti 14 saat sürmüştü.

Düşürülen veya istifa eden son üç hükümetin ortak noktası; hepsinin Macron’a bağlı azınlık hükümeti ve Macron’un neoliberal kemer sıkma bütçesinde ısrar etmeleri ve bu yönde bir bütçe hazırlamalarıydı. Hatta oluşturdukları bakanlar kurulu birkaç değişiklik dışında hep aynı kişilerden oluştu.

Bir gün sonra Lecornu, Macron tarafından yeniden başbakanlığa atandı. İkinci Lecornu hükümetine karşı verilen gensoru reddedildi. Sistemin sol ayağını oluşturan sosyal demokrat Sosyalist Parti her zaman olduğu gibi sistemin diğer ayağını temsil eden Macron’un Merkez Sağ iktidarının imdadına yetişti ve düşmesini engelledi.

Lecornu 2026 bütçesini Sosyalist Partinin emekli reformunu askıya alma karşılığında 2026 bütçesine destek vereceğini açıklamasıyla anlaşma sağlandı. Emekli reformu (erken emekli yaşının 64’e çıkarılması) 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar geri çekildi ve bugünkü hükümet Sosyal Demokratların desteği ile ayakta kaldı.

Fransa’da 2,5 yılda 4 BaşbakanBORÇ KRİZİSiyasi krizin büyümesine yol açan ve Meclis’te dengeleri bozan nedenlerin başında gelen ekonomik krizi değerlendirmek gerekecek. Bütçe bağlamında öne çıkan iki sorun var. Birincisi kamu borçlarının 3,6 trilyon avroyu aşarak%120’ye ulaşması.

Borç bir kartopu misali katlanarak büyümekte; bırakalım anaparayı ödemeyi her yıl borç faizini ödemek için yeniden borçlanmak zorunda kalmaktalar. Borç yükünün ekonomide yarattığı tahribatı 6 ay iktidarda kalan François Bayrou’nun 2026 bütçe tasarısını açıklarken söyledikleri dramatik bir şekilde gerçeği ortaya koyuyordu:“Gelirlerin ve kaynakların üzerinde harcanan miktar, borçlanmakla karşılanır.

Emekli maaşlarını veya memur maaşlarını ödemek için her ay borç almak zorunda kalmak, çıkış yolu olmayan bir lanettir” diye yakınıyordu Bayrou, “Tabii ki, uzun süre bu riskin farkına varılmaz, buna alışılır, gözler başka yöne çevrilir ve bir gün, bu durum bizi yakalar ve borçlarımızı ödeyemez hale geliriz. İşte o zaman gerçek kriz başlar” diyerek şöyle devam ediyordu: “Ülkeniz köşeye sıkışmış, takip ediliyor ve tuzaktan kaçamazsınız.

Borçlanmadan ay sonunu getiremeyen ve bir gün borç verecek kimse bulamayan bir ülke: memurların maaşlarını ödeyemez, emekli maaşlarını ödeyemez, o zaman kaçış yolu kalmaz. Ve o zaman, hiç şüphesiz, hiç tereddüt etmeden, bu ülke hayatta kalamaz, boyun eğmek zorundadır… Ve borç yükü, bütçede ezici bir kalem haline geliyor.

2029 yılında, hiçbir değişiklik yapmazsak, bu borcun faiz ödemelerine ayrılan kamu harcamalarının payı 100 milyar avro olacak, yani devletin bütçesinin en büyük kalemi olacak ve ulusal eğitim bütçesinin çok üzerinde olacak…”. Alıntıyı uzun tuttum çünkü birinci ağızdan borç krizi bu kadar açık itiraf ediliyordu.

Borç faizi konusunda Bayrou iyimser bir rakam vermiş. 2027’de 91 milyar olacak borç faizinin 2029’da çok çok 100 milyarın üzerine çıkacaktır. HER YIL ARTAN BÜTÇE AÇIKLARIFransa elli yıldır denk bir bütçe oluşturamıyor. Hükümetin bütçe tasarısında bu açığı yüzde 5’e indirmeyi hedefliyor (AB kriterlerine göre bunun yüzde 3’ün altında olması gerekiyor).

Bütçe açığı 2025 yüzde 5,1 yani 152 milyar. Bunun 2026 yılında 5,4 ve eğer önlem alınmazsa 2027’de 6,5’a çıkacağı öngörülüyor. Bunun içinde 2027 bütçesinde 54 milyarlık bir tasarruf paketi öneriliyor. Tasarı bu tasarrufun kamu hizmetleri kesintileriyle yapılacağını planlamış.

2027 bütçesi; daha önce iki hükümetin düşmesine neden olan neoliberal ekonomik programın bir ürünü olan 2025 ve 2026 bütçelerinin aynısı. O bütçelerinin hedefi de sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerdi, memurların ve emeklilerin aylıklarıydı.

Bu bütçenin (öncekilerinin de) sihirli kelimesi “dondurma”. Yani enflasyon yükselecek ama ücretler dondurulacak, ev yardımları, çocuk ve okul yardımları endeksleri değişmeyecek dondurulacak. SAĞLIK HARCAMALARI KONTROL ALTINA ALINACAKBu başlık Temmuz 2025’de 2026 bütçesi için yazdığım yazıdan alındı.

Çünkü hükümetler her yıl yapılan bütçelerde sağlığa saldırıyor ve buradaki giderleri kısmak istiyor. İlaçlarda hasta payının artırılması, istirahat alan hastaların takibi, bir doktora kanaat getirmeyip birden fazla doktora muayene olan, birden fazla MR ve tomografi çektiren hastaların kontrol altına alınması gibi.

MEMUR VE EMEKLİ MAAŞLARI DONDURULACAKBu başlık da aynı yazımdan. Dönemin başbakanı 2026 bütçesini anlatırken “2026 yılında bir ‘beyaz yıl’ uygulaması” olacağını söylemişti, “Beyaz yıl nedir? Bu yıl ne hizmetlerin ne de ücretlerin artırılmayacağı bir yıldır.

Beyaz yıl, 2026 yılında her emekliye 2025 yılında ödenen emekli maaşının aynısının ödeneceği bir yıl olacaktır” dedi ve bunun “kamu sektöründeki maaşlar için de geçerli olacağını” söylemişti. Yani 2027 yılında da kamu çalışanlarının ve emeklilerin aylıklarında bir artış olmayacağını öneren yeni bir bütçe tasarısı ile karşı karşıyayız.

Kamudan 2 milyar, emeklilerin sırtından da 4,5 milyar avro tasarruf edileceği söyleniyor. Enflasyon yükselecekmiş ne gam! SERMAYE ÜZERİNDEKİ VERGİ YÜKÜ AZALTILACAKHalka kemer sıktıran, ücretleri donduran, sağlık ve eğitim hizmetlerini kısan bütçe diğer taraftan “üretimi ve istihdamı artırma” hedefiyle şirketlerin vergilerini düşürmekte ve bazı sosyal prim ödemelerinde muafiyet sağlamaktadır.

Yılda 1,5-3 milyar avro arasında ciro yapan şirketlerin var olan yüzde 20,6 ek vergi yüzde 15,7’ye düşürülüyor. Cirosu 3 milyarın üzerinde olanlarınki ise yüzde 40,2’den yüzde 3,4’e indiriliyor. Yine aile şirketlerinin miras yoluyla devredilmesindeki vergi avantajı devam ediyor.

SİSTEM ÇÖKTÜArtık sistem içinde kalarak ve neoliberal programlar uygulayarak bu borç sarmalından çıkmak, bütçe açıklarını kapatmak neredeyse imkânsız duruma geldi. Sistemi devam ettirmek için kemer sıkma programlarını gündeme getiriyorlar.

Bunu uygulamak kolay olmaz; halk bugünkü gibi isyan eder, greve gider, yürüyüş yapar. Devletin polis ve askeri de copunu ve gaz bombalarını kuşanarak halkın üzerine yürür. İşte Avrupa’da son 10-15 yıldır yaşanan budur. Ama halkın mücadelesi de durmaz; Brüksel, Berlin ve Paris’te traktörleriyle caddeleri dolduran çiftçiler; alım gücünün yükseltilmesi için sokağa çıkan işçiler, memurlar ve işsizler; mezarda emeklilik yasalarına karşı ayaklanan emekliler, iyi ve kaliteli bir eğitim için okullarını işgal eden öğrenciler…Sermayeyi koruyan küreselci neoliberal programlar artık iflas etmiştir.

10 yıldır Macron’un uygulamaya çalıştığı bu program artık sürdürülemiyor. Özellikle son 3 yılda yaşanan siyasi ve hükümet krizleriyle birlikte duvara toslamıştır. 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası yeni bir duruma aralanan bir kapıya tanık olabiliriz.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: aydinlik.com.tr
Haber metni ve görseller aydinlik.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Ekonomi
Yayın: 01 Kasım 2026 11:27 · Kaynak: aydinlik.com.tr
Kaynağı Oku ↗