Habermetrik
← Ana Sayfa
06 Kasım 2026 11:44 · Güncelleme 11:46
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Ankara'da Barajlar Yokken Su Nereden Geliyordu? Başkentin 90 Yıllık Sırrı!

Ankara'da Barajlar Yokken Su Nereden Geliyordu? Başkentin 90 Yıllık Sırrı!
Görsel kaynağı: yozgatcamlik.com
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Ankara'nın içme suyu ihtiyacı, büyük barajlar yapılmadan önce Elmadağ ve Kayaş çevresindeki doğal kaynaklardan, yeraltı sularından ve mahalle çeşmelerinden karşılanıyordu

702px)" srcset=" Ankara'nın içme suyu ihtiyacı, büyük barajlar yapılmadan önce Elmadağ ve Kayaş çevresindeki doğal kaynaklardan, yeraltı sularından ve mahalle çeşmelerinden karşılanıyordu. 1936 yılında Çubuk I Barajı'nın hizmete girmesiyle başkentin su temininde yeni bir dönem başladı.

Peki, Ankaralılar eskiden suyu nasıl kullanıyordu? İşte Roma döneminden Cumhuriyet'e uzanan Ankara'nın su hikâyesi. Bugün milyonlarca insanın yaşadığı Ankara'da musluklardan akan suyun önemli bölümü barajlardan karşılanıyor.

Çamlıdere, Kurtboğazı ve Eğrekkaya gibi barajlar başkentin su ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynuyor.

Ancak Ankara'nın içme suyu sistemi her zaman barajlara dayanmıyordu.

1936 yılında Çubuk I Barajı hizmete açılmadan önce şehir halkı, Elmadağ'ın pınarlarından, Kayaş çevresindeki kaynaklardan, kuyulardan ve mahalle çeşmelerinden yararlanıyordu.

Başkentte suyun yolculuğu, Roma dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip.

Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün (ASKİ) tarihî kayıtlarına göre şehrin eski su tesislerinin geçmişi Roma dönemine kadar uzanıyor.

Kayaş yakınlarında oluşturulan yeraltı su galerilerinde biriktirilen sular, Üreğil çevresindeki Hanım Pınarı kaynağıyla birleştirilerek Ankara'ya ulaştırılıyordu.

Yaklaşık 15 kilometrelik su hattı, özellikle kentin alçak kesimlerinin ihtiyacını karşılıyordu.

Şehrin daha yüksek bölgeleri içinse Elmadağ kaynakları kullanılıyordu.

Ankara'nın yüksek kesimlerinde yaşayan vatandaşların su ihtiyacını karşılamak amacıyla Elmadağ'daki doğal kaynaklardan yararlanılıyordu.

Yaklaşık 20 kilometrelik kanallar aracılığıyla getirilen sular, pişmiş topraktan yapılan künklerle Ankara Kalesi'ne ulaştırılıyordu.

Kalede depolanan su, buradan şehirdeki farklı noktalara ve hamamlara dağıtılıyordu.

Etlik, Keçiören ve Çankaya çevresindeki bağ evlerinde ise kuyular günlük yaşamın önemli su kaynakları arasında bulunuyordu.

Günümüzde tarihî birer yapı olarak görülen Ankara'nın eski mahalle çeşmeleri, geçmişte vatandaşların günlük yaşamında hayati önem taşıyordu.

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılan çeşmeler, özellikle evlerinde su tesisatı bulunmayan vatandaşların ihtiyaçlarını karşılıyordu.

Ankaralılar içme ve kullanma suyunu mahalle çeşmelerinden veya kuyulardan temin ediyordu.

Kale çevresinde yaşayan vatandaşların bazı ihtiyaçlarında Hatip Çayı'ndan da yararlanıldığı tarihî kayıtlarda yer alıyor.

Bu dönemde suya erişim, günümüzdeki gibi evlerdeki musluklarla değil, şehrin farklı noktalarına dağıtılmış kaynaklarla sağlanıyordu.

Ankara'nın su altyapısındaki önemli gelişmelerden biri, Osmanlı döneminde Ankara Valisi olarak görev yapan Abidin Paşa zamanında yaşandı.

ASKİ'nin kayıtlarında bu çalışmaların başlangıcı 1890 yılı olarak gösterilirken bazı tarih araştırmalarında 1893 yılı da öne çıkıyor.

Elmadağ'dan getirilen sular Cebeci çevresinde toplanıyor, basınca dayanıklı demir borular aracılığıyla Ankara'nın yüksek bölgelerine ve kaleye ulaştırılıyordu.

Böylece şehrin su dağıtım sistemi daha düzenli bir yapıya kavuşmaya başladı.

Ankara'nın su ihtiyacındaki büyük değişim, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti ilan edilmesiyle yaşandı.

Başkentlik öncesinde yaklaşık 20-30 bin kişilik nüfusa sahip olan Ankara'nın nüfusu, 1927 yılında yaklaşık 75 bine ulaştı.

Şehrin büyümesi, mevcut su kaynaklarının yetersiz kalmasına yol açtı.

Belediye, artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 1925 yılından itibaren yeni su tesisleri üzerinde çalışmalar yürüttü.

Kayaş yakınlarındaki Kusunlar bölgesinde yeraltı suyunun toplanması için yeni sistemler oluşturuldu.

Ankara'nın su tarihinde önemli bir başka adım, Kusunlar'daki yeraltı suyu tesisleri oldu.

Kusunlar çevresinde toplanan suyun başkente taşınabilmesi için boru hatları döşendi.

Hanım Pınarı ve Şahne bölgelerinde pompa tesisleri, Kocatepe'de su deposu ve Çankaya'nın yüksek kesimleri için suyun basılmasını sağlayan sistemler kuruldu.

ASKİ'nin tarihî altyapı bilgilerinde Kusunlar Yeraltı Barajı'nın 1934 yılında tamamlandığı belirtiliyor.

Bu nedenle Ankara'da yüzey suyu barajlarından önce de yeraltı suyunun toplanması ve taşınması için önemli tesisler bulunuyordu.

Başkentte su altyapısının büyütülmesi gerektiğini gösteren en önemli verilerden biri dönemin nüfus planlamaları oldu.

Kusunlar ve Elmadağ hatlarından gelen suyun en düşük debisinin saniyede 62 litre olduğu kaydedildi.

Bu miktar, günlük yaklaşık 5 bin 357 metreküp suya karşılık geliyordu.

Oysa dönemin şehir planlamasında 160 bin kişilik nüfus için kişi başına günlük 150 litre su tüketimi esas alınıyordu.

Bu hesaba göre Ankara'nın günlük su ihtiyacı 24 bin metreküp olarak öngörülüyordu.

Mevcut kaynakların bu ihtiyacın yaklaşık yüzde 22'sini karşılayabilmesi, yeni su yatırımlarını gerekli hâle getirdi.

Ankara'nın su temininde dönüm noktası olan Çubuk I Barajı, 3 Kasım 1936 tarihinde hizmete girdi.

Çubuk Çayı üzerinde inşa edilen baraj, başkente içme suyu sağlamak, tarımsal sulamaya katkıda bulunmak ve taşkınları kontrol etmek amacıyla yapıldı.

Barajla birlikte Dışkapı'da, Ziraat Fakültesi yakınlarında günlük 24 bin metreküp kapasiteli bir su filtreleme tesisi de kuruldu.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: yozgatcamlik.com
Haber metni ve görseller yozgatcamlik.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Genel
Yayın: 06 Kasım 2026 11:44 · Kaynak: yozgatcamlik.com
Kaynağı Oku ↗