Habermetrik
← Ana Sayfa
Iğdır 28 Ekim 2026 11:09
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Mahmut Aşkar Yazdı: Ben Bu Mahalleye Sığmazam

Mahmut Aşkar Yazdı: Ben Bu Mahalleye Sığmazam
Görsel kaynağı: guvengazetesi.com.tr
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • “Bende sığar iki cihan ben bu cihana sığmazam Cevher-i lâmekân benim kevnü mekâna sığmazam” (Nesimî) Ateşli nutuklar, heyecanlı şiirler, gözlerimi yaşartan destansı anlatılarla dolu gençlik yıllarımdan sonra suların durulmaya başladığı, deyim yerindeyse fırtınanın dindiği, ayaklarımın yere bastığı,

“Bende sığar iki cihan ben bu cihana sığmazam

Cevher-i lâmekân benim kevnü mekâna sığmazam” (Nesimî)

Ateşli nutuklar, heyecanlı şiirler, gözlerimi yaşartan destansı anlatılarla dolu gençlik yıllarımdan sonra suların durulmaya başladığı, deyim yerindeyse fırtınanın dindiği, ayaklarımın yere bastığı, kendi doğrularımı sorgulama ferasetini gösterebildiğim bir döneme girdim. Bir olayı, bir fikri veya bir inancı olduğu gibi kabullenmenin hamlık, yorumlayacak seviyeye ulaşmanın ise olgunluk emaresi olduğunu, belli bir tecrübe ve bilgi birikiminden sonra anladım.

Bir döneme kadar kendimi ait hissettiğim “mahalle” bana dar gelmeye başlayınca, “dava arkadaşlarımın” birçoğuyla fizikî olmasa da zihnî olarak yollarımız ayrıldı. Bütün dogmalardan, ideolojik saplantılardan, mezhep ve tarikat benzeri akımlardan beriyim desem de, içine doğduğu dünyanın dışına çıkmayı beceremeyen herkes bizi kendi kafasındaki “öteki” kalıplarından birine yerleştirdi.

İbn-i Sina’ya atfedilen, “Yumurta içerden kırılırsa hayat başlar, dışarıdan kırılırsa hayat son bulur,” sözündeki gerçeklik gibi, kabuğunu kırarak dış dünyaya açılanlar kendi ayakları üzerine dururken, birilerine tutunarak adım atanların varlığı, destekçinin el çekmesiyle son buldu.

Yorumlanmamış değerler

Bazı konularda kendimi tekrar ettiğimin farkındayım fakat bir metot hatasından ziyade bir zihniyet meselesi olduğuna inandığım şu iki noktaya dikkat çekmek istiyorum: Yorum ve yorumcu… Bazı değerlerimiz ve değerlilerimiz hak ettiği ölçüde anlatılmadığında veya yorumlanmadığında kendi değerinden bir şey kaybetmez fakat insanların istifadesine de sunulmuş olmaz. Bu bağlamda “…ben bu cihana sığmazam” diyen Nesimî’nin, bu çağlar ötesi insan odaklı sözü, düşünürlerimiz tarafından çağdaş insana hitap edecek seviyede yorumlanmaya muhtaçtır.

Siz buna Yunus Emre’yi, Hallac-ı Mansur’u ve Şeyh Bedreddin gibi daha nicelerini ilave edebilirsiniz.

Herbert Pietschmann’ın, “Yorumlanmayan bir eser ölüdür fakat yorumcuya şan-şöhret kazandırmayı önceleyen yorumlar da esere özelliğini kaybettirir, (Die Atomisierung der Gesellschaft)” şeklindeki ifadesi her defasında bana göz ardı ettiğim bazı konuların çağrışımını yaptırıyor. “Yorum” bazen bir müzik parçası için bazen de bir ideoloji veya bir din için yapılabilir.

Son yıllarda birbirinden farklı yorumlarıyla geleneksel din anlayışını sorgulayan ilahiyat kökenli aydınlarımız, adeta asırlardır duvarda asılı duran Kuran’ı günlük hayatın merkezine çekmeyi başardılar. “En iyi Kuran Okuyanlar”ın yerini bu vesileyle “En İyi Kuran Anlayanlar” veya anlatanlar alıyor.

Herhangi bir eser, bir düşünce sistematiği ya da din, ne kadar kıymetli olursa olsun, şayet hakkıyla anlaşılmamış, ihtiyaçlara cevap verecek seviyede yorumlanmamışsa, cazibesini kaybeder, ilgi odağı olmaktan çıkar. Bu ülkede milliyetçilik kadar İslamcılık ve sosyalistlik de bu kifayetsiz “yorumcular “yüzünden cazibesini kaybetti.

Ben bu ideolojilere sığmazam

Nesimî’den mülhem; bende sığar sağcılık ve solculuk, ben bu ideolojilerin hiçbirine sığmazam, türünden bir noktaya gelen (bizim gibi) insanlar, geçmişini inkâr etmemekle birlikte kendisi için “mahalleler üstü” bir statü belirler. Kendi doğrularını sorgulayacak birikime sahip olanlar, dünkü karşıtları tarafından hâlâ önyargılı karşılanırken, bir zamanlar dünyaya aynı yerden baktığı arkadaşlarının düşmanca tavırlarına maruz kalır.

Bir bakıma kişisel aydınlanma bu tür ayrışmalarla başlar ve zamanla topluma sirayet eder. Çoğu yerde kendi kültürel, sosyolojik ve itikadî gerçeklerimizle bağdaşmayan ideolojiler çerçevesinde değerlendirebileceğimiz mevcut dünya görüşlerinin tamiratıyla uğraşmak yerine yepyeni ve gerçek bir dünya görüşü doğmalıdır bu topraklardan.

Büyük düşünen aydınlarımızdan merhum Durmuş Hocaoğlu şöyle diyordu: “Şu andaki ana hedef, Batı’nın kurmuş olduğu dünyayı yakalamaktır; bundan sonra gelmesi gereken ise, kendimiz tarafından kurulacak olan evrensel bir dünya sistemi olmalıdır. (Laisizm’den Milli Sekülerizme)”

Küresel bir çağda Türk aydınından evrensel düşünmesini beklemek kadar doğal şey ne olabilir? Sözgelimi diyorum ki: Öyle bir milliyetçilik tarifi yapın ki, sizden olmayanlar kendisini dışlanmış hissetmesin. Mümkün mü? Belli bir etnik kökene dayandırmadığınızda, mümkün!

Meselâ, ortak kültürel değerler savunuculuğu ya da “milliyetçiliği” gibi. Diğer taraftan inancı, gelenekleri, tarihî mirası yok saymadan çağdaşlaşmak kadar, ilerici olmak da mümkün. Bütün mesele benim veya senin nasıl yorumladığına bağlı.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: guvengazetesi.com.tr
Haber metni ve görseller guvengazetesi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Hava · Bölge: Iğdır
Yayın: 28 Ekim 2026 11:09 · Kaynak: guvengazetesi.com.tr
Kaynağı Oku ↗