Aydın’da Meslek Ahlakı Kişiye Göre mi Değişiyor?
Bazı gazeteci geçinen insanların yaptıklarına, söylediklerine ve sergiledikleri tavırlara bakıyorum da insan sormadan edemiyor: Biz nereye gidiyoruz?
Aydın'da abi diye bi,linen birileri sosyal medyada bir kadına yönelik son derece ağır ve aşağılayıcı ifadeler kullanıyor. Aynı kişi, Aydın basınındaki cemiyet üyelerini de hedef alarak onlara ağır ithamlarda bulunuyor. Peki, meslektaşlarım nerede? Neden kimse sesini çıkarmıyor? Neden söz konusu kendilerinden biri olduğunda sessiz kalanlar, başka bir olayda bir anda açıklama yapma yarışına giriyor?
Gazetecilikte ilke, kişiye göre değişir mi?
Bir gazetecinin onuru, mesleki itibarı ve insanlık değeri; kiminle yakın olduğuna, kimin yanında durduğuna ya da kiminle ters düştüğüne göre mi belirleniyor?
Birine yapılan hakaret karşısında tepki göstermek doğruysa diğerine yapıldığında neden susuluyor? Bir meslektaşın itibarı söz konusu olduğunda sessiz kalıp başka bir olayda dayanışma mesajları yayımlamak hangi meslek ahlakıyla açıklanabilir?
Ben bu meslekte yıllarımı geçirdim. Zamanında ben de hakkımda ortaya atılan iddialarla mücadele ettim. Hukuki süreç sonunda aklandım. Ancak o günlerde sessiz kalanların tavrını da unutmadım.
Mesele, herkesin her olayda benimle aynı fikirde olması değil. Mesele, adaleti ve meslek ilkelerini kişilere göre eğip bükmemek.
Gazetecilik, güce yaslanmak değil; gerektiğinde gücün karşısında durabilmektir. Meslek dayanışması da yalnızca yakınlarımızı savunmak, dostlarımızı korumak değildir. Haksızlık kime yapılırsa yapılsın, aynı ilkelerle hareket edebilmektir.
Bir başka mesele daha var: İnsan hayatı her şeyden değerlidir. Hiçbir tartışma, hiçbir siyasi hesap, hiçbir kişisel husumet insan hayatının önüne geçmemeli. Zihniyetimizi değiştirmeden, birbirimize karşı kullandığımız dili düzeltmeden, öfkeyi ve düşmanlığı körüklemekten vazgeçmeden bir yere varamayız.
Oysa insanı insan yapan, kimsenin görmediği yerde de doğru olanı yapabilmesidir.
Aydın küçük bir şehir. Kimin ne söylediği, kimin nerede durduğu, kimin haksızlık karşısında sustuğu er ya da geç görülür. İnsanlar birbirini tanır; sözler de davranışlar da hafızalarda yer eder.
Kimse kusursuz olmak zorunda değil. Ama herkesin kendisine sorması gereken bir soru var:
Ben gerçekten savunduğum ilkelerin arkasında mıyım, yoksa işime geldiğinde mi ilkelerden söz ediyorum?
Benim itirazım kişilere değil yalnızca; çifte standarda, ikiyüzlü dayanışmaya ve meslek ahlakının kişisel hesaplara kurban edilmesine.
Çünkü gazetecilik, birbirini kollayanların değil, gerçeğin peşinden gidenlerin mesleğidir.
Ve unutmayın: İnsanlar bazen söylediklerinden çok, haksızlık karşısında sustuklarıyla kendilerini anlatırlar.
Kategori: Genel
Yayın: 12 Ekim 2026 06:01 · Kaynak: yenisokegazetesi.com