Vučić’in planından öğrencilerin zaferine
- | Sırbistan'da hızlı ve sorunsuz bir normalleşme beklemek için henüz erken
- Ama geçişin zorlukları, seçimin yarattığı umudu asla gölgelemeli
Planı, 25 Ekim’deki erken parlamento seçimlerinde çoğunluğu sağlayarak başbakanlığa dönmekti. Cumhurbaşkanlığı binasından ayrılırken parti ve hükümet üzerindeki etkisini koruyabileceği yeni bir strateji hazırlamıştı. Dolayısıyla da yazının ana sorusu “Başbakan olarak dönmesi için Sırp halkı ona yeniden siyasi bir yol açacak mı?” idi.
25 Ekim’de sandıktan çıkan yanıt hayır oldu. Öğrenci protestolarından doğan Öğrenci Listesi çoğunluğu kazanınca Vučić seçim gecesi yenilgiyi kabul etti.
Bu sonuca, Novi Sad’da başlayan ve yaklaşık iki yıldır süren protestolarla gelindi. 1 Kasım 2024’te tren istasyonunun beton saçağı çökmüş, hayatını kaybedenlerin sayısı zaman içinde 16’ya yükselmişti. Henüz yenilenmiş bir istasyonda böyle bir facia nasıl yaşanmıştı?
Sorumlular kimdi, neden kimse hesap vermiyordu? Öğrenciler bu soruların yanıtını almak için sokağa çıktı. Yolsuzluk iddialarına duyulan öfke büyüdükçe, toplumun farklı kesimleri de öğrencilere katıldı.
İlk zamanlarda sokakta uygulanan şiddet yüksekti. Ancak Vučić’i geri adım atmaya ve yeniden seçmenin karşısına çıkmaya zorlayan bu toplumsal mücadeleye dönmüştü. Protestolar, iktidarı değiştirebilecek bir seçmen çoğunluğuna ulaştı.
Gelelim seçim verilerine. 26 Ekim’de açıklanan, henüz kesinleşmemiş seçim komisyonu verilerine göre Öğrenci Listesi yüzde 52,65, Vučić’in desteklediği Birleşmiş Sırbistan listesi yüzde 39,22 oy aldı. Seçimlere katılım oranı yüzde 68,78’e ulaştı.
Temel tabloya göre, Öğrenci Listesi, 250 üyeli parlamentoda hükümet kurmak için gereken 126 sandalyeyi aşacak çoğunluğu elde edebildi.
Vučić’in yenilgiyi kabul etmesinin ardından Belgrad ve diğer şehirlerde kalabalıklar kutlama için sokaklara çıktı. Uzun süredir baskı altında mücadele eden insanlar açısından bu sevinci anlamak zor değil. İktidarın değişebileceği düşüncesi, seçim sonucuyla birlikte somut bir karşılık buldu.
Seçim iktidarı değiştirdi ama hangi koşullarda yapıldığını da unutmamak gerekiyor. Muhalefet medyada iktidarla eşit yer bulamadı, gazeteciler baskı gördü, kamu kaynakları iktidarın kampanyası için kullanıldı. Vučić’in kaybetmesi, seçimin adil koşullarda yapıldığı anlamına gelmiyor, buna rağmen kaybetmesi de önemli bir not.
Buraya da şu verileri koyalım: AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi’nin 26 Ekim tarihli ön bir değerlendirmesi var. Gözlemciler, yüksek katılımı ve sandıkların çoğundaki işleyişi olumlu buldu. Ancak kampanyadaki eşitsizliğe, kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasına, seçmenlere baskı ve gazetecilerle seçim görevlileri ve gözlemcilere yönelik saldırılara dikkat çekildi.
Bağımsız gözlem kuruluşu CRTA, izlediği sandıkların yüzde 48’inde oy pusulalarının fotoğraflandığını, seçmenlere ve sandık görevlilerine baskı yapıldığını bildirdi. Bu oran usulsüz oyların değil, fotoğraf çekilen sandıkların oranı.
Oy farkının çok olması ile sonucun kabul edilmesi, ihlallerin araştırılması gereğini ortadan kaldırmıyor.
Öğrenci Listesi’nin önündeki zorluk, seçim öncesinde siyasi programlarında yer alan taleplerini hükümet / devlet politikalarına dönüştürmek. Bunun için ortaya koyduğu bir program var. 11 maddelik “Studentski plan”, üç başlık altında toplanıyor: “Sırbistan veya Mafya”, “Bilgi Güçtür” ve “Sırbistan Bizimle Büyür”.
Ana vaatler arasında, yolsuzlukla mücadele ederek hukuka aykırı biçimde edinilen kamu kaynaklarını bütçeye geri kazandırmak ve bu kaynakları eğitim, üretim ve kamu hizmetlerine yönlendirmek.
"Sırbistan veya Mafya" başlığı, yargı ve güvenlik kurumlarında köklü değişiklikler öngörüyor: siyasi müdahaleden bağımsız bir savcılık polisi kurulması, yargı üzerindeki baskının kaldırılması ve İçişleri Bakanlığı'nın denetlenmesi. Organize suçla bağlantılı ya da protestoculara karşı yasaları çiğneyen polisler hakkında işlem yapılması da bu yaklaşımın parçası.
Programın hesap verebilirlik boyutunu malvarlığı soruşturmaları, haksız edinilmiş varlıklara el konulması ve kamu görevlilerinin denetimi oluşturuyor. Geçmişte görevini kötüye kullananların kamu görevinden uzaklaştırılmasını öngören “lüstrasyon” da öneriler arasında.
İhalelerde şeffaflık, sözleşmelerin yayımlanması ve devlet projelerinin denetimiyle kamu harcamalarının izlenebilir olması hedefleniyor.
Medya reformu da bu başlığın parçası: düzenleyici kurum REM ile kamu yayıncısı RTS'nin siyasi etkiden arındırılması ve ulusal frekans tahsisinin yeniden ele alınması hedefleniyor. Önceki yazıda değindiğim medya baskısı düşünüldüğünde, bu vaatlerin nasıl uygulanacağı kritik.
Yeni yönetimin eleştirel yayınlara tutumu, kamu yayıncısında çoğulculuk ve düzenleyici kurumların bağımsızlığı, değişimin sınırlarını belirleyecek.
“Bilgi Güçtür” başlığında, kamuda parti bağlantısına dayalı işe alımların sona erdirilmesi ve mesleki yeterliliğe dayalı atamalar öne çıkıyor. Eğitimde bütün ilk ve ortaöğretim öğrencilerine yaşadıkları yerden bağımsız olarak ücretsiz ders kitabı sağlanması, okul gezilerine ve ders dışı etkinliklere erişimin artırılması öneriliyor.
Müfredatın yenilenmesi, eleştirel düşüncenin ve uygulamalı becerilerin geliştirilmesi de hedefler arasında. Üniversiteler, araştırma kurumları ve üretim arasındaki bağların güçlendirilmesiyle daha yüksek katma değer üreten bir ekonomiye geçilmesi amaçlanıyor.
“Sırbistan Bizimle Büyür” başlığı ise çalışma hayatına, konuta ve sağlığa uzanıyor. Belirli süreli çalışmanın azami süresinin 24 aydan 12 aya indirilmesi ve ardından belirsiz süreli sözleşmeye geçilmesi öneriliyor. Yerli girişimcilerin ve çiftçilerin desteklenmesi, ithalat alanındaki tekelleşmeyle mücadele, gıda güvenliği, genç çiftlere ve ihtiyaç duyulan meslek gruplarına erişilebilir konut sunulması diğer hedefler arasında.
İlaçların ucuzlatılması ve köylerde sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması da programda yer buluyor.
Bu vaatler, Novi Sad sonrasında gelişen hesap sorma talebinin gündelik hayatla bağını kuruyor. Kamu parasının nasıl harcandığı ile bir çocuğun ders kitabına, bir çalışanın iş güvencesine veya bir köyün doktora erişimi aynı çerçevede ele alınıyor.
Yeni yönetimin önündeki iş, bunları takvime ve bütçeye dönüştürmek. Yolsuzluktan geri kazanılması beklenen kaynakların miktarı ve ne zaman bütçeye döneceği belirsizken, sosyal vaatlerin kalıcı finansmanının da açıklanması gerekecek.
Geçişin kırılganlığı tam burada belirginleşiyor. Sonucun net olması, Vučić'in yenilgiyi kabul etmesi ve Öğrenci Listesi'nin koalisyona ihtiyaç duymadan çoğunluğa ulaşması, kısa vadede sonucun tanınmaması üzerinden doğabilecek olası bir kriz riskini azaltsa da orta vadede yönetim kapasitesi ve kurumsal dönüşüm ciddi sınavlarla karşı karşıya kalabilecek gibi görünüyor.
Öğrenci Listesi tek bir lider etrafında kurulmuş değil. Ortak karar alma anlayışı, protestolarda katılımı genişletti. Adaylar arasında akademisyenler, sanatçılar ve farklı mesleklerden de isimler var. Listenin başındaki kardiyolog Ilija Srdanović ile eski Merkez Bankası Başkanı Dejan Šoškić öne çıkıyor; ancak bu yazıyı yazarken başbakan ve kilit bakanlar henüz belli değildi.
Asıl konu muhtemelen yıllar içinde oluşan birbirinin içine geçmiş kurumsal ilişkiler ağı. Meclis'te çoğunluğu kazanmak, kamu kurumlarındaki farklı katmanlarda ilişkiler kendiliğinden bitiremez veya reformlar dirençle karşılaşabilir.
Bu nedenlerle, atamalarda liyakat, soruşturmalarda somut deliller ile her adımda hukuka uygunluk önemli olacak.
Dış politikada da netleşmesi gereken konular olacağı kesin. Şu anda mevcut hareketin ağırlığını iç reformlara verdiği için AB ile ilişkiler, özellikle Rusya ve Çin'le bağları ile Kosova meselesinde nasıl bir yol izleneceği henüz belli değil.
Yolsuzlukla mücadelede buluşan farklı görüşlerin bu konularda anlaşıp anlaşamayacağı da süreç içinde belli olacak.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Sırbistan’daki parlamento seçimlerini kazanan Student List’i tebrik etti. Rekor katılıma dikkat çeken von der Leyen, hukukun üstünlüğü, medya özgürlüğü, yolsuzlukla mücadele ve demokratik kurumlar alanındaki reformlara destek vermeye ve Sırbistan’ın AB yolunda birlikte çalışmaya hazır olduklarını söyledi.
Aynı mesajı Avrupa Konseyi Başkanı António Costa da paylaştı. Von der Leyen, 2025'teki ziyaretinde, Vučić yönetiminden hukukun üstünlüğü, seçim çerçevesi ve medya özgürlüğünde ilerleme ile Rusya yaptırımlarına daha fazla uyum istemişti.
Sonuç olarak, Sırbistan'da hızlı ve sorunsuz bir normalleşme beklemek için henüz erken. Ama geçişin zorlukları, seçimin yarattığı umudu asla gölgelemeli. Uzun süren bir toplumsal mücadele, sandıkta değişimi getirdi. Şimdi önemli olan, iktidarı değiştiren çoğunluğun kurumları nasıl değiştireceğini izleme.
Novi Sad’da başlayan hesap sorma talebi sandıkta karşılığını buldu.
Bakalım, haftaya hangi seçimleri değerlendireceğim.
Kişisel bir not: Birkaç ay önce Sırbistan’daki protestoların durumunu sorduğum bir arkadaşım, durumu yapay zeka robotlarından birine yazdığını ve de ancak 2060 yılında bir değişim öngördüğünü söylemişti. Yapay zekaların da şirket olduklarını söylersek, gelecek projeksiyonundan sağcı hükümetlere daha yakın sonuçları bilerek mi çıkarıyor, sanki bir düşünmek lazım.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Siyaset
Yayın: 27 Ekim 2026 09:48 · Kaynak: kisadalga.net