Habermetrik
← Ana Sayfa
03 Ekim 2026 06:01
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Kocaeli bir zamanlar “Ağaç Denizi”ydi: Osmanlı donanmasını bu ormanlar besledi!

Kocaeli bir zamanlar “Ağaç Denizi”ydi: Osmanlı donanmasını bu ormanlar besledi!
Görsel kaynağı: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr

Tarihçi Resül Narin’in “Osmanlı Devleti Zamanında Kocaeli Ormanları” başlıklı çalışması, Kocaeli’nin yüzyıllar önce sahip olduğu orman zenginliğini ve bu ormanların Osmanlı ekonomisi ile donanması açısından taşıdığı stratejik önemi ortaya koyuyor. Geçmişte “Ağaç Denizi” olarak anılan Kocaeli, tersanelerin ağaç ihtiyacını karşılarken başkentin yakacak ihtiyacının önemli bölümü de bölgeden karşılanıyordu. Çalışmada, yoğun kullanım nedeniyle bölgenin eski orman zenginliğini kaybettiği belirtiliyor.

Kocaeli’nin bugün sanayi, ulaşım ve liman kenti olarak öne çıkan kimliğinin çok daha öncesinde, bölgenin ekonomik ve stratejik değerini belirleyen en önemli unsurlardan biri ormanlarıydı. Tarih uzmanı Resül Narin tarafından hazırlanan “Osmanlı Devleti Zamanında Kocaeli Ormanları” başlıklı çalışma, Kocaeli’nin Osmanlı dönemindeki orman varlığının yalnızca bölge ekonomisi açısından değil, donanmanın kurulmasından İstanbul’un ihtiyaçlarının karşılanmasına kadar birçok alanda kritik rol oynadığını gösteriyor.

Çalışmaya göre geçmiş yüzyıllarda “Ağaç Denizi” olarak da anılan Kocaeli yöresi, bugüne kıyasla çok daha zengin ormanlara sahipti. İstanbul, Kefken ve İzmit tersanelerinde kullanılan tomruk, kütük ve kerestenin yanı sıra İstanbul halkının yakacak ihtiyacında kullanılan odun da büyük ölçüde bu bölgeden sağlanıyordu.

OSMANLI DONANMASININ TEMELLERİNDE KOCAELİ KERESTESİ VAR Araştırmada yer verilen bilgilere göre Osmanlı denizcilik tarihinin Kocaeli ile bağı oldukça eskiye uzanıyor. Karamürsel Alp, 1327 yılında Karamürsel’de ilk Osmanlı donanmasını oluştururken gemilerin yapımı için gerekli keresteyi Kocaeli çevresindeki ormanlardan temin etti. Tersanenin daha sonra İstanbul’a taşınmasına rağmen kereste tedarikinde Kocaeli’nin önemi devam etti. Bölge halkı Tersane-i Amire’ye kereste taşımakla yükümlü tutulurken, kereste işlerinin düzenlenmesi amacıyla bölgede “Kereste Eminliği” adı verilen bir teşkilat da oluşturuldu. İzmit Kereste Emini; dağlardan kerestenin kesilmesi, kıyıya indirilmesi ve İstanbul’a gönderilmesinden sorumluydu. Gemi yapımında kullanılan başlıca ağaç türleri arasında meşe, çam, karaağaç, kestane, ceviz, şimşir, ıhlamur ve çınar bulunuyordu.

KANDIRA, GEYVE, AKYAZI VE SAPANCA KERESTE MERKEZLERİYDİ Osmanlı döneminde Kocaeli Sancağı’nın sınırları bugünkü Kocaeli ile sınırlı değildi. Sancak, dönemlere göre değişmekle birlikte bugünkü Sakarya ve Yalova’nın tamamı ile İstanbul, Bilecik ve Bursa’nın bazı bölümlerini de kapsıyordu. Sapanca, Akyazı, Karasu, Geyve, Akhisar ve Taraklı gibi yerleşimler “Kereste Keşen”, yani kereste kesip taşıyan kazalar arasında bulunuyordu. İzmit’te görev yapan Kereste Emini, bu bölgelerde kesilen kerestenin İstanbul’daki Tersane-i Amire’ye zamanında ulaştırılmasını sağlamakla görevliydi. 1740 yılında İstanbul’da inşa edilecek iki kalyon ve tamir edilecek gemiler için Kocaeli bölgesinden kereste talep edildiği, bunun için hazineden 15 bin kuruş ayrıldığı da çalışmada yer alan dikkat çekici bilgiler arasında bulunuyor.

KERESTELER KEFKEN VE İZMİT’TEN İSTANBUL’A TAŞINIYORDU Kocaeli ormanlarından kesilen tomrukların taşınmasında Sakarya Nehri önemli bir güzergâh olarak kullanılıyordu. Nehir çevresindeki dağlardan kesilen keresteler sallarla Sakarya’nın Karadeniz’e döküldüğü bölgeye kadar ulaştırılıyor, buradan gemilere yükleniyordu. Nehre uzak bölgelerden elde edilen keresteler ise İzmit’e veya Kandıra’nın Karadeniz kıyısındaki Kefken Limanı’na götürülüyordu. Devlet yetkililerinin İstanbul’a gönderilen kerestenin çürük ya da çatlak olmamasına özellikle dikkat ettiği belirtiliyor.

KARASU HER YIL 550 GEMİ KÜREĞİ VERİYORDU Çalışmadaki dikkat çekici ayrıntılardan biri de Karasu’nun Osmanlı donanmasına sağladığı kürekler oldu. XVII. yüzyılın ikinci yarısına kadar Karasu halkının, bazı vergi yükümlülükleri karşılığında her yıl 550 gemi küreği verdiği aktarılıyor. Gemi kürekleri çoğunlukla gürgen ağacından imal ediliyordu. İzmit İskelesi’ne ulaştırılan diğer gemi malzemeleri de buradan gemilerle İstanbul’daki Tersane-i Amire’ye gönderiliyordu.

KEFKEN’DE SAVAŞ GEMİLERİ YAPILDI Kocaeli’nin Osmanlı denizcilik tarihindeki yerini gösteren bir diğer önemli nokta ise Kefken Tersanesi. Araştırmaya göre Kefken Tersanesi bir fermanla kuruldu. 1571’deki İnebahtı Deniz Savaşı sonrasında Osmanlı donanmasının büyük kayıp vermesinin ardından başlatılan yeni gemi yapım seferberliği sırasında Kefken’de bir baştarda ve dört kadırga inşa edildi. Gemi yapımında çalışacak kalafatçı ve marangozların İzmit ve çevresinden getirildiği, ayrıca bin adet gemi küreğinin hazırlanmasının istendiği belirtiliyor. Kefken’in komşusu Kerpe’de de 1703 yılında iki firkateyn inşa edildi. Kerestelerin ormanlardan iskelelere manda arabalarıyla taşındığı, bunun için yolların düzenlenip köprülerin sağlamlaştırıldığı ifade ediliyor.

SADECE GEMİLERDE DEĞİL TOP ARABALARINDA DA KULLANILDI Kocaeli ormanlarından elde edilen kereste yalnızca tersanelerde kullanılmıyordu. Tophane’de kullanılan top arabalarının kundak, tekerlek, dingil ve diğer ahşap parçaları için de Kocaeli’den malzeme gönderiliyordu. Bu parçaların özellikle gürgen ve karaağaçtan üretildiği, 1786 tarihli bir belgede Tophane’de yapılacak top kundakları için Kocaeli kazalarından ağaç istendiği belirtiliyor. 1840 yılında ise İngiliz usulü barut üretimi için Adapazarı ve Akyazı çevresinden söğüt dallarının kesilerek baruthanelere gönderilmesi talep edilmişti.

YABANCI TÜCCARLARIN DA DİKKATİNİ ÇEKTİ Bölgenin orman zenginliği yabancı tüccarların da ilgisini çekti. Araştırmada, İngiliz tüccar Rafael’in Adapazarı’nda buhar gücüyle tahta biçecek bir fabrika kurmak amacıyla Osmanlı makamlarına başvuruda bulunduğu belirtiliyor. Kurulması planlanan fabrikanın altı beygir gücündeki bir makine ve bir hızar tesisinden oluşacağı aktarılıyor.

KERESTE KAÇAKÇILIĞI OSMANLI’NIN DA SORUNUYDU Ormanların ekonomik değerinin yüksek olması beraberinde kaçak kesimleri de getirdi. Devletin kerestenin ülke dışına veya tüccarlara satışını yasaklamasının ardından İzmit ve Sapanca ormanlarının iç kesimlerinde kaçak ağaç kesimlerinin ortaya çıktığı belirtiliyor. Özellikle gemi yapımına uygun ağaçların korunabilmesi için devletin ormanlara korucular gönderdiği ve rastgele kesimi önlemeye çalıştığı ifade ediliyor. 1847 yılında Bolu ve Kocaeli sancaklarındaki ormanlardan izinsiz ağaç kesilmesinin engellenmesi ve ağaç kesimi için ruhsat verilmemesi yönünde sancak yöneticilerine emir gönderildiği de çalışmada yer alıyor.

EVLİYA ÇELEBİ KOCAELİ’Yİ “AĞAÇ DENİZİ” DİYE ANLATTI Kocaeli ormanlarının büyüklüğü döneminin seyyahlarının anlatımlarına da yansıdı. Çalışmada aktarılan Evliya Çelebi’nin anlatımında Sakarya Nehri boyunca uzanan bölge “Ağaç Denizi” olarak tanımlanıyor. Ormanın güneş ışığının dahi içine girmekte zorlandığı kadar sık olduğu, defne, ardıç, çam ve ıhlamur ağaçlarının bölgeyi kapladığı anlatılıyor. Evliya Çelebi ayrıca bölgede çok sayıda bıçkı değirmeni bulunduğunu, İzmit Körfezi çevresinde gemi kerestelerinin kesildiğini ve geniş orman alanlarının Bursa, İzmit ve Bolu yönlerine kadar uzandığını aktarıyor.

1862’DEKİ UYARI: “BU GİDİŞLE ORMAN KALMAYACAK” Çalışmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise 1862 yılında bölgeyi gezen Fransız Kont A. De Moustier’in gözlemleri. Moustier, Adapazarı çevresinde çok sayıda ve iri ceviz ağacı bulunduğunu ancak kesilen ağaçların yerine yenilerinin dikilmediğini belirtiyor. Gezgin, bölgede genç ağaca rastlamadığını ifade ederek ormanların bu şekilde kullanılmaya devam edilmesi halinde Adapazarı’nın ormansız kalacağı uyarısında bulunuyor.

YÜZYILLAR İÇİNDE ESKİ ZENGİNLİĞİNİ KAYBETTİ Araştırmanın sonuç bölümünde, Kocaeli ormanlarının Osmanlı döneminde gemiden top arabasına, silah kabzasından tekerleğe kadar çok geniş bir kullanım alanına sahip olduğu vurgulanıyor. İstanbul’un fethinden sonra Kocaeli’nin başkente yakınlığı nedeniyle stratejik değerinin daha da arttığı, İstanbul’un yakacak odun ve kereste ihtiyacının önemli bölümünün bölgeden karşılandığı ifade ediliyor. Ancak zaman içerisinde nüfusun artması, göçlerle yeni yerleşimlerin kurulması, konut ve tarım alanı açılması için ağaçların kesilmesi ve kesilen ağaçların yerine yenilerinin dikilmemesi Kocaeli’nin orman varlığının azalmasına yol açtı. Çalışmanın ulaştığı sonuca göre Kocaeli, Osmanlı dönemindeki geniş ve zengin orman varlığının önemli bölümünü sonraki süreçte kaybetti.

03 Eki 2026 - 08:56 - Kültür-Sanat Yazdır

Son bir ayda kocaeligazetesi.com.tr sitesinde 2.569.358 gerçekleşti.

Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır

Hızlıca eleman bulmak mı istiyorsunuz? Tam yerindesiniz. İlanınızın burada ve basılı gazetemizde çıkmasını ister misiniz? İlan metninizi ilanservis...

Kaynaklar: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Haber metni ve görseller Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kaza
Yayın: 03 Ekim 2026 06:01 · Kaynak: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp