Habermetrik
← Ana Sayfa
07 Kasım 2026 19:24
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Suat Hoca Konuştu Ispartanin Potansiyeli Var

Suat Hoca Konuştu Ispartanin Potansiyeli Var
Görsel kaynağı: ispartamanset.com
⏱️ 17 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Isparta’nın potansiyeli var, peki geleceği nerede
  • Suat Kolukırık ile Isparta’nın geleceğini konuştuk… Mehmet Ali Çelik’in Söyleşisi Prof

Isparta’nın potansiyeli var, peki geleceği nerede? Prof. Dr. Suat Kolukırık ile Isparta’nın geleceğini konuştuk… Mehmet Ali Çelik’in Söyleşisi Prof. Dr. Suat Kolukırık; Isparta’nın sorunu kaynak yokluğu değil, ortak gelecek kuramamasıdır.

Isparta son yirmi yılda ekonomik, demografik ve toplumsal açıdan önemli değişimler yaşadı. Ancak kentin sahip olduğu potansiyel ile ortaya koyduğu ekonomik ve sosyal performans arasında belirgin bir mesafe bulunduğu da görülüyor.

Nüfus artışının yavaşlaması, gençlerin eğitim ve istihdam amacıyla kent dışına yönelmesi, üniversitelerin şehir ekonomisiyle kurduğu ilişkinin yeniden tartışılması, gül ve elma gibi geleneksel üretim alanlarının yüksek katma değerli sektörlere yeterince dönüşememesi, ulaşım yatırımlarındaki gecikmeler ve ekonomik hareketliliğin giderek inşaat ve hizmetler ekseninde yoğunlaşması Isparta'nın geleceğine ilişkin önemli soruları gündeme getirmektedir. Bütün bu gelişmelerin yanında kentin sosyal dokusunda da dikkat çekici bir değişim yaşandığını deneyimliyoruz.

İlçe, köy, aile ve hemşehrilik bağlarının güçlü olduğu Isparta'da ortak kent kimliği ve ortak gelecek fikrinin yeterince güçlenememesi, ekonomik sorunlarla birlikte ele alınması gereken bir başka başlık olarak öne çıkıyor. Isparta'nın mevcut kapasitesini neden yeterince ekonomik ve toplumsal değere dönüştüremediğini, genç nüfusu kentte tutabilmenin yollarını, üniversitelerin rolünü, gül ve elma ekonomisinin geleceğini, ulaşım sorunlarını ve kentin ihtiyaç duyduğu yeni vizyon anlayışını sosyolog ve akademisyen Prof.

Dr. Suat Kolukırık ile konuştuk. Isparta'nın genel fotoğrafını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bugün nasıl bir şehirle karşı karşıyayız? Isparta'nın bugünkü durumunu salt ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirmek doğru olmaz.

Elbette nüfus, istihdam, yatırım, üretim, ihracat ve gelir gibi göstergeler bize önemli bilgiler vermektedir. Ancak bir kentin geleceğini anlamak için bu göstergelerin arkasındaki toplumsal ve kurumsal yapıya ve zihin dünyasını da bakmak gerekir.

Ben Isparta'nın temel meselesini gelecek üretme kapasitesi üzerinden okuyorum. Bir şehir geleceğini nasıl üretir. Elbette ki; gençlerini kentte tutarak, nitelikli istihdam sağlayarak, yeni yatırımlar çekerek, üniversitelerinin çıktılarını ekonomik ve toplumsal değere dönüştürerek, sahip olduğu doğal ve kültürel kaynakları katma değeri yüksek ürünlere dönüştürerek ve farklı toplumsal kesimleri ortak bir kent vizyonu etrafında buluşturarak üretir.

Gerçekte Isparta'nın bugün ciddi avantajları ve artıları bulunuyor. Gül, elma ve tarımsal üretim kapasitesi var, üniversiteleri var, doğal ve kültürel zenginliklere sahip. Öte yandan Antalya başta olmak üzere önemli ekonomik merkezlere yakın bir konumda.

Kentin yaşanabilirlik endesklerine göre ciddi bir alt yapısı bulunmakta. Fakat bu kaynakların varlığı otomatik olarak ekonomik bir gelişme üretmiyorsa buradaki temel sorumuz şudur. Isparta, sahip olduğu kaynakları ne ölçüde ekonomik, teknolojik ve toplumsal değere dönüştürebilmektedir.

Ben sorunuzun tam olarak burada başladığını düşünüyorum. Zira Isparta'nın potansiyeli ile bu potansiyelin ortaya çıkardığı sonuç arasında bir açıklık ve makas aralığı var. Bu açığı kapatmak için de tek tek projelerden ziyade, bütüncül bir kent stratejisine ve birlikteliğe ihtiyaç bulunduğu düşüncesindeyim.

Demografik açıdan Isparta'da nasıl bir değişim yaşanıyor? TUİK verilerine göre 2025 yılında Isparta'nın nüfusu yaklaşık 445 bin olarak gerçekleşti. Fakat toplam nüfus ve sayı üzerinden analiz gerçekleştirmek bizi yanıltabilir.

Çünkü üzerinde durmamız gereken husus, nüfusun yaş yapısı, hareketliliği ve kentin beşeri sermayesini nasıl oluşturduğudur. Beraberinde bir sorunumuz daha var ve Türkiye'nin genelinde olduğu gibi Isparta'da da yaşlanma eğilimi artıyor.

Isparta açısından genç nüfusun eğitim ve istihdam amacıyla başka kentlere yönelmesi ayrı bir önem ve sorunu beraberinde taşımaktadır. Zira genç nüfus, bir kentin sadece bugünkü tüketim kapasitesini oluşturmaz. Gençler aynı zamanda geleceğin girişimcileri, akademisyenleri, yöneticileri, sanatçıları, mühendisleri, sağlık çalışanları ve nitelikli işgücü kaynağıdır.

Bu manada bir şehir gençlerine istihdam sağlayamadığında ve sadece göçe yol açamaz beraberinde gelecekteki üretim ve yenilik kapasitesinin bir bölümünü de kaybetmiş olur. Diğer bir ifade ile sessiz demografik bir kayıp yaşanır.

Neticede gençler bir gecede kenti terk etmezler beraberinde üniversite sonrasında başka şehirlerde kalma, daha iyi iş fırsatları için büyük merkezlere yönelme ve nitelikli gençlerin kariyerlerini Isparta dışında kurmaları zaman içerisinde kentin demografik yapısını değiştirecektir. Bunun ekonomik sonuçları da ortaya çıkacaktır.

Genç nüfus azalır, yaş ortalaması yükselir, girişimcilik kapasitesi daralır, kültürel canlılık zayıflar ve kent giderek daha fazla emekli nüfusun ağırlık kazandığı bir yapıya dönüşebilir. Bu çerçevede Isparta'nın nüfus politikası, sadece daha fazla insan gelsin ve nüfus sayımız nedir anlayışında değil, öncelikli hedef nitelikli nüfusun kentte kalmasını sağlamak ve tedricen ortaya konulacak projeler ile kapasite artışını sağlamak olmalıdır Gençlerin Isparta'da kalmasını zorlaştıran temel faktörler neler?

Birden çok faktör etkili olmakla birlikte temel neden aslında istihdam imkanlarının yetersizliği olarak görülmektedir. Bu konuda istihdamı da sadece iş bulmak olarak değerlendirmemek gerekiyor. Zira gençler artık mesleklerinin karşılığını, kariyer imkanları, gelir düzeyi, sosyal yaşamı, kültürel çevreyi ve kendilerini geliştirebilecekleri ekosistemi birlikte değerlendiriyorlar.

Konuyla ilgili yapılmış birçok bilimsel çalışma var. Bir genç açısından Isparta'da iş var mı sorusundan önce Isparta'da nasıl bir gelecek kurabilirim arayışı geliyor. Eğer seçenekler kamu sektörü, üniversite ve sınırlı sayıdaki özel işletmeyle sınırlı kalıyorsa gençlerin büyük merkezlere yönelmesi şaşırtıcı ve sürpriz değildir.

Isparta'nın gençlere yönelik politikasını bu nedenle gözden geçirmesi gerekiyor diye düşünmekteyim. Teknoloji girişimciliği, inovatif sektörler, tasarım, yazılım, dijital hizmetler, araştırma merkezleri, sağlık teknolojileri, tarım teknolojileri ve yeni çalışma biçimleri gibi alanlar kentin ekonomik gündemine daha fazla girmelidir.

Ayrıca gençlerin sadece ekonomik beklentilerinin olmadığını da unutmamalıyız. Kültürel etkinlikler, sosyal alanlar, spor, sanat, ortak çalışma mekanları ve gençlerin kendilerini ifade edebileceği kamusal alanlar da kent tercihini etkileyebilmektedir.

Dolayısıyla gençleri kentte tutmak istiyorsak istihdam politikası ile yaşam kalitesi politikasını birlikte düşünmeliyiz. Isparta üniversite kenti olarak biliniyor. Ancak üniversitelerin kent üzerindeki etkisi son yıllarda tartışılıyor.

Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Kuşkusuz Isparta'nın en önemli stratejik avantajlarından biri üniversiteleridir. Fakat üniversite kenti olmak sadece sahip olunan öğrenci sayısıyla ölçülmez. Süleyman Demirel Üniversitesi'nin toplam öğrenci sayısı 2022-2023 döneminde 40.000 civarı iken 2025-2026 döneminde 36.000 olarak basına yansıdı.

Bu veri, üniversite-kent ilişkisini yeniden düşünmek ve nereye doğru evriliyoruz sorusunu sormak açısından önemli görünse de sadece öğrenci sayısındaki değişime odaklanmak doğru bir tercih değildir. Ülkede genç nüfus ve doğum oranları azalıyor.

Nitekim asıl soru, üniversiteler Isparta için ne üretiyor ve Isparta üniversite için ne ifade ediyor üzerinden ilerlemelidir. Genel bir değerlendirme yapacak olursak; öğrenci Isparta'ya geliyor, ortalama 3-4 yıl yaşıyor ve mezun oluyor.

Bu süre içerisinde kent ekonomisine katkı sağlıyor. Ve fakat bu noktada üniversitelerimizin bilgi üretme kapasitesi kentte kalıcı bir ekonomik değere dönüşüyor mu sorusunu beraberinde ele almamız gerekiyor. Örneğin Isparta'daki gül üretimi ve gül ekonomisini ele alalım.

Gül konusunda dünyanın sayılı üretim merkezlerinden biriyiz. Üniversitelerin kimya, biyoloji, biyoteknoloji, kozmetik, gıda, tarım ve mühendislik alanlarındaki bilgi birikimini bu üretimle buluşturabilirsek ortaya çok daha güçlü bir ekonomik yapı çıkabilir.

Aynı durum elma için de geçerlidir. Tarım bilimleri, gıda teknolojileri, lojistik, soğuk zincir, paketleme ve yapay zeka destekli tarımsal üretim gibi alanlarda üniversite ile sektör arasında sürekli bir bilgi transferi oluşturulabilir.

Böyle bir model kurulursa öğrenci sadece tüketici olmayacaktır ve üniversite öğrencisi kentin ekonomik dönüşümünün aktörü haline gelecektir. Bu nedenle üniversitelerimiz var, demek yerine üniversitelerimizin kent ekonomisine, kültürüne ve sosyal yaşamına ne kattığını somut biçimde tartışmalıyız ve işbirliklerini artırmalıyız.

Isparta'nın ekonomik yapısındaki temel sorun sizce nedir? Öncelikle Isparta’daki ekonomik hareketlilikle ekonomik sıçrama arasında ciddi bir fark var ve bu durum belirgin. Evet, Isparta'da ekonomik hareketlilik var; konut yapılıyor, restoranlar açılıyor, kafeler çoğalıyor, hizmet sektörü çalışıyor, ticaret devam ediyor.

Ancak ekonomik hareketlilik her zaman ekonomik gelişme anlamına gelmez. Bu manada bir kentte asıl bakmamız gereken husus üretkenlik, katma değer, ihracat kapasitesi, teknoloji kullanımı, marka gücü, nitelikli istihdam ve dışarıdan sermaye çekme kapasitesidir.

Isparta'nın temel ihtiyacı bana göre burada ortaya çıkıyor. Alt yapı olarak imkanlarımız var ancak sonuçta potansiyelinizi yüksek katma değerli ekonomik faaliyetlere yeterince dönüştüremiyorsanız bir sorun var demektir. Bu nedenle Isparta'nın artık sadece neyi üretiyoruz sorusunu değil, ürettiğimiz şeyden ne kadar ekonomik değer elde ediyoruz konusuna odaklanması gerekiyor.

Gül ve elma Isparta'nın geleneksel ekonomik gücü. Ancak bu ürünlerin markalaşma kapasitesi sizce neden sınırlı kalıyor? Çünkü üretim ile markalaşma arasındaki farkı yeterince dikkate almıyoruz. Gül üretmek başka bir şeydir, gül üzerinden dünya ölçeğinde rekabet eden bir kozmetik markasına sahip olmak başka bir şey.

Elma üretmek başka bir şeydir, elmayı işlenmiş gıdaya, fonksiyonel ürüne, meyve teknolojilerine, soğuk zincire ve uluslararası markaya dönüştürmek başka bir şey. Isparta'nın tarım politikası bu nedenle yeni bir aşamaya geçmelidir.

Ben ‘üretici kentten tarımsal inovasyon kentine’ geçiş modelini önemsiyorum. Gülün kendisinden elde edilen geliri artırmak kadar gülün etrafındaki ekonomik ekosistemi büyütmek gerekiyor. Bu çerçevede kozmetik, dermokozmetik, doğal ürünler, biyoteknoloji, sağlık, gıda ve araştırma-geliştirme alanları birlikte düşünülmelidir.

Tüm sektörlerde üretimden depolamaya, paketlemeden işleme teknolojilerine, lojistikten ihracata kadar bütün zinciri ele almalıyız. Çünkü ürünün üretildiği yerde ekonomik değerin tamamı oluşmuyor. Bu durum dünyanın çoğu bölgesinde böyledir.

Asıl katma değer çoğu zaman ürünün işlendiği, markalaştığı ve pazara sunulduğu aşamalarda ortaya çıkmaktadır. Yani Isparta’daki bazı sektörlerin üretim yapması tek başına yeterli görülmemeli ve daha fazla değer üretecek alanlara geçiş yapılmalıdır.

Kentin yatırım çekme kapasitesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir ölçek ve kapasite sorunumuz var. Isparta'da resmi rakamlara göre 15.000 civarında küçük işletme bulunuyor ve ITSO üyesi 7.000 civarında kuruluşun olduğunu biliyoruz.

Ama ulusal ve uluslararası ölçekte büyüyebilen şirket sayısı sınırlı. Bu veriler ışığında uzun vadeli bir stratejiye ve Isparta'nın sektörel uzmanlaşmaya ihtiyacının olduğunu düşünmekteyim. Hangi alanlarda Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri olabiliriz.

Gül ve kozmetik mi, tarım teknolojileri mi sağlık ve yaşlı bakım ekonomisi mi, eğitim teknolojileri mi, doğal ürünler mi, turizm mi, lojistik mi. Bunların hepsi aynı anda yapılmaya çalışılırsa da kaynaklar dağılabilir ve dikkatli hareket edilmesi gerekiyor.

Nitekim ‘sermaye verimliliği ve planlama’ diye bir gerçeklik var, kaynakların nereye aktığı ve hangi alanlarda ihtiyaca göre proje üretildiği kıymetli hususlardır. Güney Kore örneği bu bağlamda bizim için iyi bir örnek ve rol model sağlıyor.

Neticede nitelikli işgücü, lojistik, finansman, teknoloji, danışmanlık, eğitim ve sosyal yaşamdan oluşan bir yatırım ekosistemi sunmak ve izleme mekanizmaları geliştirmek elzem diye düşünüyorum. İnşaat sektörünün kent ekonomisindeki ağırlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İnşaat sektörü ekonomik açıdan kısa vadede canlılık üretebilir ve Türkiye bu konuda ciddi bir deneyime sahip. Zira inşaat sektörü istihdam sağlar, ticareti destekler ve birçok sektörü harekete geçirir. Ancak uzun vadede kentin büyüme modeli ağırlıklı olarak arsa, konut ve inşaat üzerinden ilerlerse dikkatli olunması gerekmektedir.

Bence burada şu soruyu sormamız gerekmektedir. Biz bina mı inşa ediyoruz, yoksa ekonominin kendisini mi inşa ediyoruz. Yeni binalar yapılabilir fakat aynı dönemde gençler kentten ayrılıyorsa, yeni markalar ortaya çıkmıyorsa, üretim kapasitesi genişlemiyorsa ve dışarıdan yatırım gelmiyorsa fiziksel büyüme ile ekonomik gelişmeyi birbirine karıştırma tehlikesine düşebiliriz.

Bilindiği üzere betonun büyümesi kent ekonomisinin büyüdüğü anlamı taşımaz ve Isparta'nın betondan üretime, arsadan yatırıma, tüketimden katma değere doğru bir ekonomik dönüşüm gerçekleştirmesine ihtiyacı bulunmaktadır. Ulaşım sorunu Isparta'nın ekonomik geleceğini nasıl etkiliyor?

Ulaşım sadece yol yapmak değildir ama medeniyet ulaşım ile bugünlere gelmiştir. Ulaşım, bir kentin ekonomik erişilebilirliğini belirlemektedir. Isparta'nın Antalya, Konya, Burdur, Afyonkarahisar ve Akdeniz-Ege havzasıyla ilişkisi ne kadar güçlenirse ekonomik hareket alanı da o kadar genişleyecektir.

Geçmiş yatırım belgelerinde Isparta-Burdur Dostluk Yolu'nun 2018'de başlayıp 2024'te tamamlanmasının öngörülmüş olması ve hızlı tren projesinde Isparta'nın Antalya-Burdur-Afyonkarahisar üzerinden Eskişehir'e bağlanan 425 kilometrelik güzergâhta yer alması, ulaşım altyapısının kent açısından stratejik önemini göstermekteydi. Fakat yatırımın açıklanması ile tamamlanması arasında uzun süreler oluştuğunda ekonomik aktörler açısından belirsizlik ortaya çıkmış oldu.

Bu nedenle Isparta'nın ulaşım sorunu bana göre sadece mühendislik veya finansman sorunu değil, aynı zamanda önceliklendirme ve süreklilik sorunu olarak karşımızda duruyor. Kentler sürekli ‘proje geliyor’ beklentisiyle yaşayamaz.

Kentin markalaşması açısından önemli olan projelerin duyurulması değil, aktif hale getirilmesi ve ulaşım ağının tamamlanmasıdır. Bütün bu sorunlarda siyasetin ve yerel yönetimlerin sorumluluğu nedir? Bir sosyolog olarak ifade etmeliyim ki siyasetin görevi sadece yatırım söyleminde bulunmak değil, ortak geleceği tanımlamak ve farklı aktörleri ortak bir çıktı etrafında buluşturabilmektir.

Isparta'da siyasi, ekonomik, mesleki, hemşehrilik, ilçe ve köy temelli ilişkiler güçlü görünmekle birlikte bu aidiyetin sorunlarını devam ettirmesi sorunu üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Bazen Isparta'nın kazanımı nedir sorusunun yerini bizim grubun çıkarı nedir sorusu alıyorsa burada yanlış giden bir şeyler var demektir.

Kentin ortak aklı nasıl oluşturulacak. Belediye, üniversite, ticaret ve sanayi kuruluşları, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi aktörler aynı kentin geleceğini farklı yönlere çekerse kaynaklar dağılacaktır.

Kentin sağlıklı bir yapıya ulaşması ve ihtiyaçlarını karşılayabilir olmasında siyasi rekabetin üzerinde ortak hedefler oluşturması gerekmektedir ve her kesime sorumluluk düşmektedir. Sosyal yapı açısından Isparta'nın önündeki temel mesele nedir?

Isparta'da hemşehrilik ilişkileri, ilçe ve köy aidiyetleri, aile bağları ve sosyal çevrelerin dayanışmayı sağlayan güçlü tarafları var. Ancak modern kent yaşamında bu ilişkilerin üzerinde bir ortak kent kimliği geliştirmek gerektirmekte ve diğer kentlerle rekabet edebilir düzeyde olabilmelidir.

Sosyolojik anlamda kent dediğimiz şey sadece aynı coğrafyada yaşayan insanların toplamından ibaret değildir. Kent aynı zamanda ortak kamusal alan, ortak sorumluluk ve ortak gelecek fikridir. Bir hemşehrimiz ‘ben şu ilçedenim’ diyebilir ve bu doğaldır ama bunun yanısıra ‘ben Ispartalıyım ve bu kentin geleceğinde benim de sorumluluğum var’ diyebilmesi gerekmektedir.

Burada sosyal sermaye kavramı önem kazanmaktadır. Sosyal sermaye, insanların birbirine güvenmesi, kurumlar arasında işbirliği kurulması ve ortak sorunlara kolektif çözümler üretilebilmesi açısından önemlidir. Isparta'nın ekonomik geleceğini konuşurken sosyal sermayeyi de değerlendirmeliyiz.

Çünkü ekonomik gelişme sadece sermaye ve altyapı meselesi değildir. Güven de bir ekonomik kaynaktır. İnsanlar birbirine, kurumlara ve kentin ortak hedeflerine güvenebiliyorsa işbirliği yapmak daha da kolaylaşacaktır. ‘Günü kurtaran kentlilik’ kavramıyla neyi ifade ediyorsunuz?

Kentlerde kısa vadeli çıkarların uzun vadeli kent vizyonunun önüne geçmesi karşımızda duran önemli bir sorun alanıdır. Bugünkü kazanç, bugünkü makam, bugünkü ilişki, bugünkü ihale, bugünkü arsa veya bugünkü siyasi avantaj geleceğin önüne geçtiğinde kent uzun vadeli strateji üretemeyecektir.

Ben bunu ‘günü kurtaran kentlilik’ olarak tanımlıyorum. Oysa kent yönetimi 20-30 yıllık perspektifle düşünülmelidir. Bugün Isparta'da 2035-2050 Isparta'sı nasıl olacak sorusunu sormamız gerekiyor. 2035'te nüfusumuz nasıl olacak.

Gençlerin ne kadarı kentte kalacak. Hangi sektörlerde uzmanlaşacağız. Üniversitelerimizin katkısı ne olacak. Tarım nasıl dönüşecek. Yaşlanan nüfusa nasıl hizmet vereceğiz. Kent ulaşım açısından nasıl konumlanacak. Bunların hiçbirisini tek bir kurumun çözebileceği meseleler olarak değerlendirmemek zorundayız.

Dolayısıyla Isparta'nın ortak bir gelecek senaryosuna ve adımlarına ihtiyacı var. Isparta için nasıl bir çıkış stratejisi öneriyorsunuz? Elbette ki Isparta'nın bir çıkış yolu ve imkanları var. Hatta önemli avantajlarımızdan biri, kentin hala yönetilebilir bir ölçekte olmasıdır.

Ben 5 temel politika alanını birbirine bağlı şekilde ele almayı kıymetli buluyorum. İlk olarak gençlik ve nüfus politikasına eğilim gösterilebilir. Gençlerin sadece üniversite okumak için geldiği değil, mezuniyet sonrasında da kalabildiği bir kent oluşturmalıyız.

Girişimcilik, teknoloji, inovatif sektörler ve nitelikli istihdam desteklenmelidir. İkinci olarak üniversite-kent bütünleşmesi güçlendirilebilir. SDÜ ve ISUBÜ'nün bilgi üretme kapasitesini kent ekonomisinin temel bileşenlerinden biri haline getirme amacıyla destekler sağlanabilir.

Buradaki temel hedef daha fazla üretmek kadar daha fazla katma değer elde etmek olmalıdır. Kozmetik, biyoteknoloji, gıda teknolojileri, tarımsal AR-GE, depolama, soğuk zincir, işleme ve markalaşma birlikte düşünülmelidir.

Dördüncü olarak ulaşım ve bölgesel entegrasyon tamamlanması öncüllenmelidir. Beşinci ve belki de en kritik alan ise sosyal sermaye ve kent yönetişimidir. Siyasetçisi, akademisyeni, esnafı, sanayicisi, çiftçisi, bürokratı, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşları ortak bir platformda buluşturacak mekanizmalar kurulmalıdır.

Böyle bir ortak vizyon nasıl oluşturulabilir? Öncelikle kentte düzenli çalışan bir Isparta Kent Vizyon Platformu oluşturulabilir. Bu platform sembolik toplantılardan ibaret olmamalıdır. Veriye dayalı çalışmalı, her yıl kentin demografisi, ekonomisi, gençlerin durumu, üniversiteleri, tarımı, ulaşımı, turizmi ve sosyal yapısı konusunda ölçülebilir göstergeler yayınlanabilir.

Daha sonra 5, 10 ve 15 yıllık hedefler belirlenebilir. Örneğin genç nüfusu tutacağız demek yerine hangi sektörlerde kaç yeni istihdam oluşturulacak, kaç girişim desteklenecek, kaç şirket ihracatçı hale getirilecek, üniversite-sanayi arasında kaç ortak proje gerçekleştirilecek ve tarım ürünlerinde işlenmiş ürün oranı ne kadar artırılacaktır.

Ölçülebilir adımlar vizyona ve stratejiye, stratejinin programa, programın da ölçülebilir hedeflere dönüşmesi gerekmektedir. Son olarak Isparta'ya ne söylemek istersiniz? Isparta kendisini küçümsememesi gereken bir şehir ve elbette bir takım başarılardan da bahsedebiliriz.

Ama Isparta kendisini olduğundan büyük görerek de sorunlarını gizlememelidir. Gülümüz var diye geleceğimiz garanti değil ve gül üretimi başka şehirlerde de başlamış durumda. Üniversitelerimiz var diye gençler burada kalmıyor ve bazı fırsatlar nedeniyle yatırımcı kendiliğinden gelmeyecektir.

Bu manada Isparta'nın nostaljiyle değil, stratejiyle konuşması gerekmektedir. Benim gördüğüm temel sorun potansiyel eksikliği değil, potansiyeli ortak bir hedefe dönüştürme kapasitesindeki zayıflıktır. Bu nedenle önümüzde iki seçenek bulunmaktadır.

Birincisi, mevcut düzeni küçük değişikliklerle sürdürmek. Böyle bir durumda yaşlanan, gençlerini başka kentlere gönderen ve ekonomik hareketliliğini giderek hizmet ve inşaat sektörlerine dayandıran bir şehir yapısı ortaya çıkabilir.

İkincisi ise Isparta'nın ekonomik ve toplumsal gelişme modelini yeniden düşünmektir. Ben ikinci seçeneğin mümkün olduğuna inanıyorum. Çünkü Isparta'nın hala güçlü bir birikimi var. Üniversiteleri var. Üretim kültürü var.

Girişimci insanları var. Tarım deneyimi var. Doğal ve kültürel kaynakları var. Bölgesel konumu var. Bütün mesele bunları aynı hedef doğrultusunda harekete geçirebilmektir. Bunun için de önce zihinsel bir dönüşüm gerekiyor.

Benim Ispartam anlayışından ‘Bizim Isparta’ anlayışına geçmeliyiz. Çünkü bir kentin geleceği birkaç kişinin, birkaç kurumun ya da birkaç siyasi aktörün kararlarına bırakılamayacak kadar değerlidir. Isparta'nın geleceği bütün kentin ortak meselesidir.

Şehirler sadece binalarla, yollarla ve yatırımlarla büyümez. Güvenle, ortak akılla, üretimle, sosyal sermayeyle ve ortak gelecek tasavvuruyla büyür. Bu nedenle Isparta'nın bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey yeni bir bina ve yeni bir proje de değildir.

Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, üzerinde birlikte düşünebileceğimiz, tartışabileceğimiz ve hayata geçirebileceğimiz yeni bir gelecek tasavvuru ve fikridir. Çünkü Isparta'nın geleceği sahip olduğu potansiyelde değil, o potansiyeli nasıl örgütleyeceğinde saklı bulunmaktadır.

Isparta bunu başarabilirse, Türkiye’nin de daha güçlü ve müreffeh bir ülke olma mücadelesine katkı sağlayabilecektir. Isparta'nın potansiyeli var, buna kimsenin itirazı yok. Asıl mesele, bu potansiyelin neden yıllardır gerçek bir kalkınma hamlesine dönüştürülemediğidir.

Gülümüz, elmamız, üniversitelerimiz, doğal güzelliklerimiz ve yetişmiş insan kaynağımız var; ancak gençlerimiz iş bulmak için başka şehirlere göç ediyor, ürettiğimiz ürünler yeterince katma değer kazanmıyor, yatırımlar ve ulaşım projeleri çoğu zaman vaatlerin ötesine geçemiyor. Artık Isparta'nın geleceğini anlatan güzel cümlelerden ziyade, sonuç üreten bir yönetim anlayışına ihtiyacı var.

Kim neyi vaat etti, neyi gerçekleştirdi, hangi yatırım şehre ne kazandırdı; bunların hesabı açıkça sorulmalı. Çünkü mesele Isparta'nın potansiyelinin olup olmadığı değil, bu potansiyeli harekete geçirecek iradenin ve ortak aklın neden bir türlü ortaya konulamadığıdır.

Isparta'nın kaybedecek zamanı değil, değerlendirecek büyük bir potansiyeli var. Artık konuşma değil, icraat zamanı!

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: ispartamanset.com
Haber metni ve görseller ispartamanset.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Ekonomi
Yayın: 07 Kasım 2026 19:24 · Kaynak: ispartamanset.com
Kaynağı Oku ↗