Cumhuriyeti İngilizler Mi Kurdu?
- Her yıl cumhuriyet bayramı kutlamalarında bazı sosyal medya hesaplarında karşıma çıkıyordu ve ben de elbette ciddiye almıyor ve gülüp geçiyordum
- Ama bu yıldönümü anmalarında çok yaygın olduğunu fark ettim
Her yıl cumhuriyet bayramı kutlamalarında bazı sosyal medya hesaplarında karşıma çıkıyordu ve ben de elbette ciddiye almıyor ve gülüp geçiyordum. Ama bu yıldönümü anmalarında çok yaygın olduğunu fark ettim. Kuşkusuz bu tür hesaplardan paylaşılan görseller ve içerikler çoklukla “profesyonel eller” tarafından ustaca hazırlanıp dolaşıma sokuluyor, biliyorum.
Ama paylaşan bazı hesaplara bilhassa girdim, baktım ve gördüm ki bir kısmı gerçek, işinde gücünde, normal insanlar. Bu nedenle ve hiç aklımda yokken, bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.
Bir prensibim var ve uzunca yıllardır uygulamaya çalışıyorum, şudur; bu ülkenin bir vatandaşı, dünya görüşü ve inancı ne olursa olsun, ne kadar saçmalarsa saçmalasın, yine de onu anlamaya ve dinlemeye çalışırım. Yeter ki inanarak söylesin ve yeter ki samimi olsun.
Yani gerçekten o fikrin ve inancın doğruluğuna kalben inanıyor olsun, trollük ve tetikçilik niyetinde olmasın.
Efendim mevzu şu; geçen 29 Ekim’de bazı sosyal medya hesaplarından, cumhuriyeti İngilizlerin kurdurduğundan bahseden ve ilaveten de, 29 Ekim 1923 tarihini “koskoca imparatorluğun mezara gömüldüğü gün” olarak lanetleyen paylaşımlar gördüm. Ve bu nedenle, biraz gecikmeli de olsa, bu konuda bir şeyler yazma ihtiyacı duydum. Umarım bu paylaşımları yapan insanların bir kaçı olsun bu yazıyı görürler ve okurlar.
Öncelikle bu kardeşlerimize en sonda söylenecek şeyi ilk önce söylemek isterim; hayır arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyetini İngilizler kurmadı, tam aksine, Türkiye cumhuriyeti İngilizlere rağmen ve İngilizlerle vuruşarak kuruldu. “T.C’yi İngilizler kurdu” yalanını 1920’lerde bizzat İngiliz derin devleti uydurdu ve bu alçakça yalanı olabildiğince yaygınlaştırmaya çalıştı.
Çünkü Türklere Çanakkale’de, Kut – ül Amare’de (Irak) ve Milli Mücadelede çok fena yenilmişlerdi ve bunu unutturmak istiyorlardı, mevzunun hakikati budur.
Bu ve buna benzer paylaşımlar yapan kardeşlerim şunu bilmeliler ki Osmanlı İmparatorluğu resmi olarak 1918’de yıkılmıştır, 1923’te değil. Ve o günlerde sadece bizim imparatorluğumuz değil, Alman İmparatorluğu, Rus İmparatorluğu ve Avusturya – Macaristan İmparatorluğu da tarihe karıştı, yıkılıp gittiler yani.
Rusya’da Çar ve bütün ailesi, altı yedi yaşlarındaki oğulları dahil, hepsi de kurşuna dizildi. Çünkü yeni bir dünya tarihi başlıyordu ve bu yeni dünya imparatorluklar değil, uluslar çağı olarak realize edilecekti. Ama eğer ille de imparatorluğun ölüm fermanı ne zaman imzalandı diye soracak olursanız da hemen söyleyeyim; 1878’de (93 Harbi) bütün Balkanları, Kıbrıs’ı ve Mısır’ı kaybettik ve kelimenin gerçek anlamıyla “belimiz kırıldı, yoğun bakıma alındık”.
Ve 1912 Balkan Harbinde de bütün Rumeli’yi kaybederek aslında son nefesimizi verdik. Çünkü Osmanlı, başından beri, yani doğumundan ölümüne kadar, bir Rumeli – Balkan devletidir.
Şimdi gelelim cumhuriyete; değerli kardeşlerim, cumhuriyet fikri insanı, bireyi, insanın özgür iradesini önceleyen bir felsefenin adıdır. Nasıl ki Kuran-ı Kerim insanı “eşref-i mahlukat”, yani yaratılanların en şereflisi olarak tanımlıyorsa, cumhuriyet de aslında insana aynı yerden bakar.
Tıpkı dinimizde olduğu gibi, cumhuriyetlerde de aslolan insandır, her şey insanın mutluluğu, huzuru ve özgürlüğü içindir.
Örneğin Osmanlı padişahları fermanlarla millete hitap ederken “kullarım” diye sesleniyorlardı değil mi? Peki biz Allahın kulu değil miyiz, niçin ayrıca padişahlara da kul olalım? Büyük ozanımız Muhlis Akarsu’dan esinlenerek soralım; kula kulluk yakışır mı?
Ve öte yandan, 1900’lerden itibaren bütün dünya monarşik sistemlerden vazgeçip insan odaklı, toplum odaklı, millet odaklı, demokrasi odaklı bir cumhuriyet modeline geçerken, biz nasıl ve niçin hanedana mecbur olacaktık? Bunun mantığı ve imkanı var mı?
Ayrıca, cumhuriyet rejiminin nesi kötü, söyler misiniz Allah aşkına? Bakınız Türkiye’nin en yoksul ailelerinden birisinde dünyaya gelmiş bir çocuk, Recep Tayyip Erdoğan, çeyrek asırdır milletten aldığı destek sayesinde bu ülkeyi yönetiyor.
Peki bir hanedanlık sisteminde bir ülke olsaydık, İstanbul’un yoksul bir semtinde yahut Isparta’nın bir köyünde doğmuş bir çocuk bu ülkede devlet başkanı olabilir miydi?
Evet, cumhuriyetimiz bir türlü tam ve gerçek bir demokrasi ile buluşamadı. Evet, cumhuriyetimizin eksikleri, hataları, zayıf yanları var. Kurulduğu günlerde de vardı, sonrasında da vardı, şimdi de var. Ama sırf bu nedenle ve bu çağda kaba bir cumhuriyet düşmanlığı bize yakışır mı? Cumhuriyete öfke beslemekten ne vakit yorulacaksınız?
Geliniz cumhuriyet sistemine lanet okuyup durmak yerine, daha demokratik, daha adil, daha zengin bir cumhuriyet mücadelesi verelim. Daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok özgürlük isteyelim, bunları talep etmenin kime ne zararı var?
Lütfen artık bu pek anlamsız ve pek komik görünen “cumhuriyet millete rağmen kurulmuştur”, “bir nevi darbedir”, “ihanettir”, “İngiliz işidir” gibi çocukça ve aptalca sloganları terk edin.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 08 Kasım 2026 20:19 · Kaynak: antalyasonhaber.com